Allah Resûlü’ne, Mi’raca çıktığı gece, cennetin kapısında bir yazı gösterilmişti.

Yazıda şöyle deniliyordu:

-Sadaka için 10 kat, “karz-ı hasen” için ise, 18 kat sevap vardır.

Karz-ı hasen borç vermek anlamına geliyordu. Efendimiz, Hz. Cebrail’e, borç vermenin sadaka vermekten niçin daha sevaplı olduğunu sordu. Ondan şu cevabı aldı:

-Şüphe yok ki sadaka, dilenen her kimseye verilir. Dilenci ise, çoğu kere yanında bir şeyler olduğu halde (tam ihtiyaç sahibi olmasa da) ister.

Ama ödünç isteyen, ancak tam ihtiyaç durumunda borç ister.” (İbn-i Mace)

***

Bu tespit, toplum hayatını düzene sokan önemli bir kuralı ortaya koymaktadır.

İmkan sahibi insan, yerli yersiz dilenen insanlar kadar, sıkışıp borç isteyen dostlarına, akrabalarına ve civarındaki tanıdıklarına yardımı da esas almalıdır.

Borç verip almak, aynı zamanda yapılan hayrın sürekliliğine de fırsat tanır. Elindeki imkanı bir seferde vermek, insana bir seferlik hayır işlemeyi sağlarken, ihtiyaçlı insanlara borç verip sonra sıkıntısı geçince almak, ihtiyaç ve sıkıntısı bulunan başka kimselere de yardım yapılmasına fırsat verir. Bu da, insana, sürekli olarak hayır yapma yolunu açar. Hem bu tür yardımlaşmalar karşıdaki ile aranızdaki hukuku artırıp muhabbeti derinleştirir.

İhtiyaç sahibine borç vermenin bir diğer hikmeti ise, muhakkak ki, onu tefecilerin ağından koruması ve faizli borç temin etmekten de alı koymasıdır. Böylece toplumdaki güven sarsılmamış, ekonomide bereket tesis edilmiş olur. Allah cümlemizi, ihtiyaç durumunda el açanlara yardımda bulunabilecek maddi ve manevi seviyede tutsun. Bizleri mallarımızla imtihan etmesin…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner624