Bir gün, Allah Resûlü mescide girmişti. İçerde ensardan Ebu Ümame vardı. Düşünceli ve endişeli bir halde oturuyordu. Allah Resûlü, ashabından birini dertli olarak görürse, onunla mutlaka ilgilenirdi. Ebu Ümame’ye de hatırını sordu:

-Ey Eba Ümame! Hayrola. Namaz vakti olmadığı halde, senin camide işin ne? Çalışacak bir işin mi yok? diye sordu.

Allah Resûlü, bu sözüyle, ümmetine iş zamanı işinizi yapın, ibadet zamanı da camide ibadet etmeye geliniz demek istiyordu. Ümmetinden hiç kimsenin işsiz kalması onun hoşuna gitmezdi. Ayrıca her işin, ibadetin ve dünyevi meselelerin zamanında ve yerinde halledilmesini buyurur, işteyken bile dil ile zikir yaparak ibadet edilmesini tavsiye ederdi. Dünyanın fiilen ve kesben terkedilmesini değil, kalben terkedilmesini öğütlerdi. Bu nedenle Ebu Ümame’nin tam iş saatinde, camide düşünceli şekilde boş boş oturmasını hayra alamet bulmamıştı.

Ebu Ümame, Allah Resûlü’ne kendini endişelendiren derdini açtı:

-Ya Resûlallah! İnsanlara bir miktar borçlandım. Ama borçlarımı ödeyecek durumum yok. Bu hale duyduğum üzüntü, benim çalışma şevkimi kırıyor. Camide inzivaya çekilip insanlardan uzak durmak istiyor ve bu halime hal çare aramak için düşünüyordum, dedi.

Allah Resûlü, Ebu Ümame’ye maddi bir yardım sözü veremedi. Ama ona, samimiyetle Allah’a münacaat ettiği takdirde, Allah’ın ona bir çıkış yolu göstereceğini hatırlattı ve:

-Allah’ın bu üzüntünü gidereceği ve sana borcunu ödeyecek imkân vereceği bir duayı öğreteyim mi? diye ona sordu.

Ebu Ümame sevinçle:

-Öğret ya Resûlallah!

-Öyleyse her sabah ve akşam şu duayı oku:

“Allahım! Üzüntü ve kederden,

Acizlik ve tembellikten,

Korkaklık ve cimrilikten,

Borç batağına sürüklenmekten,

İnsanların kahrına (zulmüne) uğramaktan sana sığınıyorum.”

Ebu Ümame, o günden itibaren bu duayı okumaya başladı. Kısa zamanda üzüntülerinin geçtiği, borçlarını ödeme imkanına da kavuştuğu görüldü. (Ebu Davud)

Ebu Ümame, bu duayı, yaşadığı sürece yapmayı sürdürdü. Borcunu öder ödemez terketmedi.

Allah Resûlü, borcunu ödeyemeyene, Allah’tan imkan ve fırsat verme duası yaptırarak borçlu olmanın ağır sorumluluğuna insanların dikkatini çekmek istemiştir. Elbette burada duanın sürekliliği kişiye sorumluluklarını hatırlatmak adına önemli bir mesajdır. Ve bu sorumluluğun, hiçbir zaman unutulmaması gerektiğine de ayrıca vurgu yapmıştır. Çünkü sadece kavli dua yani dil ile yapılan dua makbuliyet için yeterli olmayabilir. Allah Teâla kulunun fiilen de o duanın gerektirdiği sorumlulukları üstlendiğini görmek ister. Kavli duanın fiili duayla birleşmesi ile duaların kabul olma ihtimali artacaktır inşallah…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet ay 2018-04-20 22:18:35

Ya insanlari kandirmayin. Bu is dua ile olsaydi gokte kemik yagardi. Hangi dinde olursa olsun calismak cok onemlidir. Bakin islam ulkelerine yoksulluk sefalet diz boyu, zengin olanda bati ulkelerinin somurusu altinda. Biz calisalim gerisi gelir