Başlıkta ters giden bir şey yok. Askerlerin ‘ayak’ sesine, postallarına alışkanlığımız var; ancak Brezilya’da son 10 gündür kamyoncuların grevleriyle ekonomik hayat tükenme noktasına gelmiş, büyük metropollerde ciddi bir hayat pahallığı yaşanmış. Süpermarketlerde raflar boş. Karaborsacılık, enflasyonla birlikte dayanılmaz hal almış durumda. Tarihte askerlerin emperyalistlerin ekonomik kazanımları için sipariş ettiği anti-demokratik post modern müdahale şekilleri suikast ve darbeler, yerini hukuk, finans, yolsuzluk ve dijital (sosyal medya) yöntemler marifetiyle ülke yönetimlerini dizayn etmeye başladı.

Bu bağlamda Türkiye, son beş yılda bolca modern ve geleneksel müdahalelere maruz kalsa da; bir şekilde hepsini atlatmış durumda. Ancak dünyada birçok ülke bu kadar şanslı olmadı.

İşte bu örneklerden birisi de Brezilya.. 2016 yılında ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı Dilma Rouseff görevden azledilip; yerine Micheal Temer’i görevi devralmasıyla ülke ciddi bir ekonomik dar boğaza girdi. Son olarak Brezilya’nın gelmiş geçmiş en başarılı ve en popüler Cumhurbaşkanı Lula da Silva, oluşturulmuş bir suçlamayla tutuklanınca Brezilya daha da zor günler yaşamaya başladı. Zira mevcut yönetimin gerek iç siyasette, gerek uluslar arası platformlarda  gerekse de finans çevrelerince yeteri kadar güven getirmedi.

Son olarak Kamyon sürücüleri, 21 Mayıs Pazartesi günü, 26 Brezilya eyaletinin 25'inde 1000'den fazla otoyolu kapatmasıyla başladı. Grevdeki ana neden, geçen yıla göre  % 19 artış gösteren dizel yakıtın yükselen fiyatının, aynı dönemdeki toplam enflasyon oranından yedi kat daha hızlı, % 2,7 artmasıydı. Grev başlamadan önceki haftada, dizel fiyatları dört kez yeniden ayarlandı ve devlet petrol devi Petrobrás rafinerilerinde dizelin fiyatı % 5,6 arttı.

Kamyoncuların grevi, Brezilya'nın ekonomik ve sosyal yaşamını çok kötü etkiledi. Büyük şehirlerde yakıt ve temel ihtiyaçların tükenmesi, ulaşımın kapatılması ve süpermarket raflarının boş bırakılması gibi durumlar ülkeyi çöküşün eşiğine getirdi. Cumhurbaşkanı Micheal Temer, grevdeki kamyoncuların bertaraf etmek, otoyolları açmak ve grevi bastırmak için orduyu çağırdı. Bu müdahale, ordunun, 1964’de ABD destekli darbesiyle başlayan ve 21 yıl süren askeri diktatörlüğün sona ermesinden bu yana ülke çapında ilk kez böyle bir seferber edilmiş oldu.

Rousseff hükümeti altında, yakıt fiyatı Petrobrás tarafından kontrol edildi ve piyasa fiyatının altında enflasyon karşıtı bir strateji olarak satıldı. Brezilya Cumhurbaşkanı Michel Temer tarafından Ekim 2016'da kabul edilen bir dizi ekonomik politika kapsamında, yakıt fiyatları ulusal paranın, Real (Brezilya para birimi), dolar ve küresel petrolün değerindeki değişikliklere göre ayarlanmaya başladı. Bu yeni akaryakıt fiyat politikası, petrol fiyatlarının yükselmeye başlamasıyla aynı zamanda yüzde 12'lik devalüasyonla birleştirilmiş oldu. Bu yatırım planı ağırlıklı olarak Brezilya tarafından en çok ithal edilen ürün olan dizele odaklandı. Bu yılın ilk dört ayında dizel ithalatı, geçen yılın aynı dönemine göre % 58, 2016 yılında ise aynı döneme göre % 235 arttı. ABD, dizel ihracatını en çok Brezilya'ya yapan ülke oldu. 2016'dan 2017'ye kadar ABD'nin Brezilya'ya dizel ihracatı % 177 arttı. 2013 yılında Brezilya'dan ithal edilen dizelin % 33'ü ABD'den gelirken, 2017'de bu rakam % 83'e yükseldi.

Başkan Temer'in kamyon şoförü sendikalarıyla 15 gün boyunca grevi askıya alma konusunda bir anlaşmaya vardı.Ancak bağımsız kamyon şoförleri anlaşmaya karşı. Mevcut anlaşmayı kabul etmiyor.Halen 500’e yakın otoyolda grev devam ediyor. Brezilya'da yaklaşık 2 milyon kamyon şoförünün % 27'si özerk (sahibi tarafından işletilen) ve % 58'i taşımacılık şirketleri tarafından işletiliyor. Sıklıkla 12 saati geçen uzun çalışma sürelerine ve düşük ücretlere ek olarak, kamyoncular Brezilya karayollarında güvenlik ve kötü koşulların eksikliği ile karşı karşıya.

Halen Brezilya karayollarında grev devam ederken, Temer hükümeti de otoyoldaki blokajları temizlemek için askeriyeye kamyonlara kaldırma yetkisi verdi.

Brezilya'nın mal taşımacılığının yüzde 60'ını oluşturan kamyonlara muazzam bağımlılığı göz önüne alındığında, kamyoncuların ablukaları ülke çapında büyük bir krize neden oldu. Brezilya ve Latin Amerika'nın en büyük şehri São Paulo, Cuma gününden beri olağanüstü hal altında. Yakıt, şehrin benzin istasyonlarında,uzun kuyruklar oluştu. Hafta sonu, şehir içi otobüslerinin % 40'ı yakıt eksikliğinden ötürü garajlarından ayrılamadı. Süpermarketler, meyveler ve sebzeler gibi bozulabilir ürünler tükendi ve Latin Amerika'daki en büyük gıda tedarik merkezi olan CEAGESP, boş bırakıldı. Geçtiğimiz hafta boyunca, gıda fiyatları % 300 arttı.

Kamyoncuların ablukaya son vermesi durumunda bile, yiyecek ve yakıt tedarikinin normale dönmesi bir hafta sürmesi bekleniyor. Karayolları ablukaları da grip gibi ilaçlar ve aşıların dağıtımını etkiliyor ve hastaneler önümüzdeki günlerde oksijen eksikliği yaşayabileceklerinden korkuyorlar. 14 havalimanı yakıtsız kaldı ve uçuşların %8’i iptal edildi.

Brezilya medyasına göre, Kamyon şoförlerinin grevinin zararı, tüm ekonomik sektörler için çok büyük oldu ve toplamda 10 milyardan fazla zarar (2,7 milyar ABD Doları) oldu. Otomobil parçalarının olmaması, otomobil, kamyon ve otobüs fabrikaların Brezilya'da üretimi durdurmasına neden oldu. 152 soğuk hava deposu kapatıldı ve 220.000 işçi eve gönderildi ve tavuk endüstrisinde 1.2 milyar reali (738 milyon ABD Doları) zarara uğradı. İşsizlik oranı yüzde 13'e ulaşmış durumda.

Temer hükümeti, arz krizinin, hükümetinin devrilmesini tehdit edecek sosyal kargaşaları açığa çıkaracağından korkuyor. Kamyoncuların grevinden kaynaklanan artan zorluklara rağmen, eylemler için geniş bir halk desteği var. Ancak Cumhuriyetçi kesimde ise; Silahlı Kuvvetlerin müdahalesi açıktan isteniyor. Burada söylenmeyen en önemli konu: Brezilya siyasetini 15 yıl yöneten sol kadroların halen bürokraside aktif olması ve ABD destekli Temer hükümetinin özelleştirmelerine karşı çıkması veya geciktirmesi bulunuyor. Eğer askeri darbe olursa, Lula da Silva’nın temsil ettiği bürokrasi kısa sürede tasfiye edilecek.

Bu bağlamda Ekim ayında yapılacak olan(4 ay sonra) genel seçimlerde, halen cezaevinde olan Lula da Silva’nın manipülatif anketlerde bile açık ara önde olması, Brezilya statükosunun darbeden başka bir seçeneğinin olmadığını gösteriyor. Bu durum, ordu tarafından iktidarı ele geçirmenin ekonomik ve sosyal krizi sona erdirmeye çağıran statüko güçlere bir açılım sağlamıştır. BBC muhabirine göre, "askeri müdahale", Google’daki en popüler ikinci Brezilya arama terimiydi.

Sonuç olarak 2018 yılı içersinde Rusya, Çin, Irak, Malezya ve Venezuela’da ABD karşıtı hükümetler seçildi. Mısır ise; direk ABD destekli Sisi, iş başında devam ediyor. Bu bağlamda Türkiye ve Brezilya’daki genel seçimler öncesi; Türkiye finansal bir kriz, Brezilya ise; finansal kriz üzerinden sosyal hayatı kilitleyecek manipülasyonlarla karşı karşıya. Bu bağlamda her iki ülke de artabilecek bir huzursuzluk egemen devletlerin uşağı olan silahlı grupların hedefine zemin hazırlamaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yalçın Işık 2018-05-30 02:20:48

Brezilya ilginç bir ülke. Yazar çok detaylı yazmış ama Türkiye’de de bir darbe olacağını ima ediyor. Nerden bu bilgiyi almış bilmiyorum fakat 1960 ve 1980 darbesinin oluşu açısından nerdeyse Brezilya’daki durumla aynı. Elinize sağlık bilgilendik.