“Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir.” (Bakara, 2/286)

Herkes doğru yapmaz. Herkes gerçeğin peşine düşmez. Herkes sorumluluk almaz. İmtihan dünyası! Her insan, imtihanı kazanabilir. Allah, bu gücü ve iradeyi insana vermiştir.

İmtihanı kazanma gücü herkese de eşit dağıtılmıştır. Adil bir imtihan ortamı yaratılmıştır. İslam, doğruyu sunmuş, ancak zorlamamıştır. Gerçeği göstermiş, baskı yapmamıştır. Nitekim irade özgürdür. İradenin sahibi köleliği seçtiği an sınavı kaybetmeye başlamış demektir.

Kukladır.

Maşadır.

Özünü yitirmiş ruhsuzdur!

Kaybetmeyi tercih etmiştir.

Kazancı sadece dünyada aramış, bataklığa saplanmıştır.

Aklını yitirmiş, nefsinin kurbanı olmuştur.

Görmez. Duymaz. Hatta hissetmez. Gerektiği yerde konuşmak, itiraz etmek yerine susar.  Heva ve hevese kapılıp bahanelere sığınır.

Sınavı geçme derdi yoktur. Bizzat sınıfta kalmayı göze almıştır. Huzur ve istikamet yolları önüne serilmiştir, o hırsının kurbanı olup yanlış yola sapmıştır.

Kendisini sorguya çekmez, sorguya çekileceğini düşünmez.

Şükretmez.

Sabretmez.

Allah’ın gözetimi altında bulunduğunu, onun vermiş olduğu nimetlerle beslendiğini unutur, yapması gereken görevlere yüz çevirir, yüzsüzleşir. Adaleti savunanlara adaletsizlikle itham eder, hak ve hakkaniyete karşı haksızlık yapar, sömürmelerin, cinayetlerin faturasını iyilere kesmeye kalkar.

Büyüklüğün küçüklüğün ölçüsünü bilmez. Fiziki kuvvete bakar. Mevki, mal, mülk ve servete aldanır. Küçümser. Kuşların Kabe’yi yıkmaya gelen o günün dev ordularına sahip Ebrehe’yi ve ordusunu yerle bir ettiğini bilmez. Mevki, mal, mülk ve servetin toprağın altında kendisini çürütmekten koruyamayacağını anlamak istemez.

Derin bir rüyaya dalar.

Dünyayı cennet sanar, zevk ve safa yurdu olarak görür.

Hep bir mükâfat bekler. Büyük imtihanı kazanmanın mükâfatını ve kaybetmenin cezasını bilmez. Allah'ın yarattığı tefekkür ve teşekkür tablosundan habersiz yaşar.

İşte bu çağın hastalığı bu: İmtihanı yok saymak. Yok saydıkça çaresizleşmek. Çaresizleştikçe kötüleşmek. Kötüleştikçe zulmeden olmak. Zulmettikçe sınavı kaybetmek.

Bu durumla dertlenmeliyiz. Düzeltmek için sefere çıkmalıyız. Davetçi olmalıyız. Vazgeçmemeliyiz, geçemeyiz. Hakikati ve doğruyu anlatmak için yollara düşelim. İnsanların yanlışa düşmesine yol açan zihnî bulanıklığını gidermek için çaba sarf edelim. Pes etmeyelim. Yanlış anlayışlar yanlışı üretiyor, fikirler doğru anlatılırsa ve anlaşılırsa, yanlışlar da azalacaktır.

Davet halkasını genişletmeliyiz. Fikir mühendisliğine soyunanlar karanlığı yaygınlaştırırken, gecenin ağaran vaktinde kalkıp acıyı hissetmeliyiz. Güneşin doğuşunu izlerken, ihmallerimizle yüzleşmeliyiz. Her insan ihmallerinden dolayı suçludur. Artık yeryüzüne hep birlikte çıkalım. Su toprağın altına hapsedilemez, önüne set kurulsa da durdurulamaz. Her türlü engellere rağmen başka bir menfezden yol bulup, rahmet kapıları yüzümüze kapanmadan, çalmadık kapı bırakmayalım.  Bu bizim sınavımız.ı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-25 01:00:23

ALLAH im bizleri sınavı geçenlerden eylesin. ALLAH im bizleri Zulme uğrayan ve uğratanlardan etmesin. ALLAH im Zeytin Dalı operasyonunu Muzaffer eylesin.

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-25 12:00:45

ALLAH im bizleri sınavı geçenlerden eylesin. ALLAH im bizleri Zulme uğrayan ve uğratanlardan etmesin. ALLAH im Zeytin Dalı operasyonunu Muzaffer eylesin.