Bu ittifak yeni Türkiye’yi inşa edecek

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergün Yıldırım, AK Parti ve MHP ittifakına ilişkin, “Bu ittifak MHP’nin varlığını geleceğe taşıyacak, yeni Türkiye’nin oluşmasında dahli olmayan CHP gibi siyasetler ise silinecek.” dedi.

KORAY TAŞDEMİR

Türkiye’nin cumhurbaşkanlığı seçim sürecine geçiş aşamasında AK Parti ve MHP arasında oluşan yakınlık 2019 seçim sürecinde açık bir ittifaka dönüştü. Bu ittifak konusunda lehte ve aleyhte birçok eleştiriler yapılıp, tartışmalar yaşanırken ittifakın ortaya çıkışı, etkileri ve tepkileri konusunda Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergün Yıldırım’la keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Sosyolog kimliği ile söz konusu ittifakın sosyolojik temellerine değinen Yıldırım,  milli mutabakat olarak tanımlanan ittifakın Türkiye’nin geleceğini oluşturduğunu ifade etti.

Türkiye’nin doğal şartları bu ittifakı doğurdu

AK Parti ve MHP arasında kurulan ittifakı nasıl okuyorsunuz, bu ittifak neyi ifade ediyor?

Bu ittifak hem AK Parti hem MHP hem de Türkiye açısından çok önemli bir gelişme. Bir kere Türkiye çok ciddi anlamda bir terör kuşatması ile karşı karşıya, sınırlarımızda çatışmalar var. Uluslararası emperyalizmin Türkiye’nin bağımsızlaşması konusunda çıkardığı engeller var.  Türkiye tarihsel olarak son yüz yılda ilk defa kendi ayakları üzerinde duracak bir siyasete yöneliyor. Dolayısıyla bu süreçte hem içeriden üretilen terör hem de dışarıdan dayatılan birtakım müdahaleler karşısında Türkiye’nin güçlü olması gerekiyor. Bunun için de çok ciddi bir ittifaka ihtiyaç var. AK Parti özellikle 2013 yılından itibaren Gezi Olayları, Arap Baharı ve FETÖ’nün darbe girişimi gibi olaylar neticesinde yıpranmaya başlamıştı.  Yeni bir güçle, topluma yayılan yeniden tazelenen bir siyasetle varlığını sürdürmesi gerekiyor.  Bu devletin birliği ve bütünlüğü açısından da önemli çünkü sadece iktidar değil, devlet darbelerle, cunta girişimleri ve terör olayları ile karşılaştı.

MHP aktif bir siyasete yöneldi

FETÖ, DEAŞ, PKK ve PYD gibi terör örgütlerinin girişimleri bu bahsettiğimiz konjonktür ile beraber devletin yeniden toparlanmasını ve güçlenmesini gerekli kıldı. AK Parti ve MHP ittifakı bu açıdan önemli.  Bu ittifak MHP açısından da çok önemli ki MHP 7 Haziran’dan sonra siyasetinde ciddi bir farklılaşmaya yöneldi. Türkiye’nin yeniden var oluşu, bağımsız kimlikle kendini ortaya koyması sürecinde etkili bir aktör haline geldi. MHP artık muhalefet olarak dışarıda duran değil yeniden inşa edilen bir Türkiye'de aktör olan bir siyaset haline geldi. Nitekim başkanlık sistemi konuşulurken Devlet Bahçeli bir takım yaklaşımlar ortaya koydu ve cumhurbaşkanlığı sistemi ortaya çıktı. Birtakım açıklamaları ve hareketleriyle yeni durumlara öncülük etti. Yenikapı ruhuyla birlikte MHP çok aktif bir siyasete yöneldi, Türkiye’de belirleyici bir konum edinmeye başladı. Bundan dolayı AK Parti ile MHP arasında konuşulmadan bir ittifak oluşmaya başladı, bu Türkiye’nin doğal şartlarının bir sonucuydu.

Bu ittifak MHP’nin varlığını geleceğe taşıyacak

Bu ittifak sürecinde MHP’ye yönelik eleştiriler var. “Tabela partisi oldu” gibi. Siz bu eleştirilere nasıl bakıyorsunuz?

Bunlar anlamsız eleştiriler. CHP’nin bakış açısına göre MHP silinecek ve yok olacak. Türkiye’nin yeni sisteme geçmesini istemeyenlerin ve bunu engellemek isteyenlerin bakış açısı bu. Aslında realiteye baktığımızda 7 Haziran’dan itibaren MHP farklı bir pozisyon almıştır. En fazla da ondan rahatsızlık duyuyorlar. 7 Haziran’da Bahçeli’ye çok önemli bir teklifte bulunuldu,  HDP’nin de dışarıdan desteklediği bir koalisyonla kendisine başbakanlık teklif edildi. Bunun karşılığında kendisinden Erdoğan’ı başkan yaptırmama amacı etrafında oluşan bir birliğin içinde olması istendi. Bahçeli bunu kabul etmedi ve onlardan ayrıştı dolayısıyla bu onlar için bir yenilgi anlamını taşıyordu. Bir dönem her şeye karşı çıkan Bahçeli bununla da kalmadı, önerilerde bulunan, öne çıkan ve alternatifler sunan bir siyasi olarak karşımıza çıktı. Türkiye’nin yeniden varoluşunun öncülüğüne katıldı ve önemli bir partnerliğe yöneldi. Bu MHP’yi daha da büyüten bir ve MHP’nin varoluşunu geleceğe taşıyan önemli bir şey. Bence yeni Türkiye’nin varlığında yer almayan siyasetler silinip gidecek.  CHP’de bunun başında yer alıyor.

Muhafazakâr Kürtler bu ittifakın yanındadır

AK Parti’nin MHP ile ittifakı ile beraber Kürt oylarında bir azalma olacağı da iddia ediliyor sizce durum nedir? Böyle bir gerçeklik var mıdır?

 Burada da yeni durumu okumama var acıkası. Çünkü Bahçeli 7 Haziran’dan itibaren tavrını değiştirdiği gibi söylemini de daha kapsayıcı bir hale getirdi. Bahçeli’nin söylemine baktığınız zaman Kürtlerin kendilerini rahatsız hissedeceği bir durum söz konusu değil. Mesela Türk Milleti tanımlamasını geniş manada kullanıyor. Bütün Türkiye’de Anasır-ı İslamiye’yi kapsayacak bir biçimde ele alıyor. Bir ortak siyasi kimlik olarak bunu tanımlıyor. Özellikle muhafazakâr Kürtler’in bundan olumsuz etkileneceğini ve gocunacağını sanmam. Yine Bahçeli’nin geçen haftaki ‘Kürtler bizim kardeşimizdir kimse aramızı açamaz’ açıklaması da bu açıdan dikkat çekiciydi. Dolayısıyla Kürtleri dışlayan değil onları kucaklayan ve kapsayan bir algıları var. MHP’nin bu tavrı aslında muhafazakâr bir milliyetçiliği yansıtıyor. Bu milliyetçilik de Türkiye’nin tarihiyle ve kültürüyle daha barışık bir milliyetçiliktir. Bu, sol ulusalcı perspektiften ayrışan bir tutumu yansıtıyor. Bu açıdan Kürtler konusunda bir sıkıntıya yol açacağını düşünmüyorum.

Her iki partinin tabanı da ortak sosyolojiye sahip

AK Parti ve MHP tabanının birbirine çok yakın olduğunu söylüyorsunuz, biraz açar mısınız?

 Siyasi partiler hem ideolojilere ve ideallere hem de sosyolojiye dayanırlar. İki partinin sosyolojisine baktığınız zaman önemli ölçüde muhafazakârlık ve milliyetçiliğin birbirine yakın durduğu bir sosyoloji içindedirler. Bu insanlar orta kesimden oluşuyorlar ve pek çoğu 10-15 sene öncesine kadar kırsal kesimden göç etmiş insanlar olarak karşımıza çıkıyorlar. Ağırlıklı olarak İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri’nde sosyolojik olarak ve kültürel olarak birbirlerine çok yakınlar. Bu siyasi liderlerin anne babaları, aileleri, kültürel özellikleri ve ekonomileri birbirine çok benziyor. Bundan dolayı aynı sosyoloji içinden yükselen hareketlerdir. Bir farklılaşma Ege ve Akdeniz Bölgeleri’nde karşımıza çıkıyor. Oralarda da AK Parti’nin özellikle 2002 ve 2012 arasında güttüğü liberal politikalardan dolayı oluşan bir tepkiler var. Bence bu ittifak AK Parti’nin bu bölgelerde de daha yapıcı ilişkiler kurmasını sağlayacak. Bu ittifak sayesinde AK Parti’nin oy alamadığı bu bölgelerden oy almasına pozitif katkı yapacak.

MHP’nin kapsayıcı siyaseti HDP’yi korkuttu

Türk siyasi hayatında pek çok ittifaklar yapıldı ancak bu denli bu tepkiyle karşılaşmadı. AK Parti ve MHP arasındaki ittifaka CHP ve HDP kanadındaki bu tepkinin nedeni nedir?

Sorunun kaynağı MHP’nin CHP ile birlikte hareket etmek yerine AK Parti’yi tercih etmesidir. Bu önemli bir şey. İkincisi Ege ve Akdeniz Bölgeleri CHP’nin oy oranının yüksek olduğu yerler. Dolayısıyla bu ittifak neticesince oralardaki oy oranlarında ciddi oynamalar olacak ve bundan duyulan bir kaygı var. Yine HDP’nin bu kadar tepki göstermesinin nedeni de HDP de kendi bölgesinde hegemonyasını kaybedecek. MHP’nin Kürtleri kucaklayıcı ve kapsayıcı bir siyasete yönelmesi en fazla HDP’yi korkuttu. Çünkü onlar karşılarında hep Kürtleri ötekileştiren ve onların aşağılayan Türk milliyetçiliği siyaseti istiyorlar. Böylece Kürtler’de “Türkler sizi istemiyor” algısını yerleştirmeye çalışarak kendilerinin peşinde gelmelerini istiyorlar. Diğer bir boyut da yeni Türkiye’nin inşasında olamamak onları ciddi anlamda rahatsız ediyor ve kıskandırıyor.

Yeni il başkanının söylemi CHP’nin tavrını yansıtıyor

AK Parti ve MHP ittifakına yerli ve milli mutabakat diyoruz. CHP’nin son seçilen İstanbul İl Başkanı ile CHP’nin bu ittifaka karşı çıkışını birlikte değerlendirirsek ne söylersiniz?

 İstanbul İl Başkanlığı son derece önemli bir şey. İstanbul sıradan bir kent değil. CHP’nin il başkanın söylemi CHP’nin söylemini de yansıtıyor. Bu söylemler, bizim milli değerlerimizle, inancımız, kültürümüz ve devlet anlayışımız ile hiç bağdaşmıyor. Devlete ‘katil’ dine ‘afyon’ diyor. Bu toplumda din ve devletin varlığı, beraberliği üzerinde uzlaşma sağlanan iki alandır. Dolayısıyla AK Parti ve MHP’nin milli mutabakat siyaseti tam da bunun üzerine oturuyor. Türkiye’yi bu şekilde var kılma ve daha iyi yerlere taşıma çabasına dayanıyor. CHP’nin söylemlerine baktığımızda bu milli değerlerimizle de, demokrasiyle de çatışıyor. Darbeci bir ağız var burada. CHP de HDP gibi ‘demokrasi’, ‘insan hakları’ gibi kavramları dilinden düşürmüyor ama burada karşımıza çıkan manzara darbeyi meşru gören, orduyu belli zamanlarda kendi çıkarları için göreve çağıran tutumlarla karşılaşıyoruz. Aslında bu il başkanının söylemi CHP’nin başka bir yüzünü gösteriyoruz. Ne olursa olsun milli çıkarlarımıza ters de gelse bir muhalif tutum ortaya koymak ondan da öte muhalifliği demokrasinin içerisinde değil de sokağa taşıyan militanca bir tutumu yansıtıyor. CHP’nin böyle bir yedek siyaseti var. Bunu zaten HDP zaman zaman yapıyor. Muhalefet yapmakta mecliste başarısız olunca böyle militanca eylemlere girişiyorlar. Son il başkanının seçilmesi ve söylemleri bu anlama geliyor.

ABD, Türkiye’nin kararlılığı karşısında ağız değiştirdi

TSK’nın Zeytindalı Harekâtı ve ABD’nin değişken tutumları hakkında neler söylemek istersiniz?

 Türkiye’nin Afrin’e müdahalesi çok meşru ve haklı. Türkiye’nin 30 yılı aşkın terörle mücadele geçmişi var ve bu konuda canı çok yanan bir ülke. Türkiye bu terörle mücadeleyi sınırları içerinde başlattı ve çok büyük bir başarıya ulaştı, sonuna kadar da devam edecektir.  Afrin de bunun bir parçası. Eğer teröristler Malezya’ya da gitse Türkiye oralara kadar gidip bunların hakkında gelecek. Türkiye’nin bu kararlığını gören ABD başlangıçta kullandığı bu sert ağızı değiştirmek zorunda kaldı. Tamamıyla karşı çıkmalarına rağmen ağız değiştirerek farklı açıklamalar yaptılar. Türkiye artık atacağı adımlar konusunda ABD’nin onayını almaya ihtiyaç duymuyor. Kendi milli iradesiyle karar veriyor ve uygulamaya koyuyor. Türkiye oradaki insanların da huzur içinde yaşaması için terör örgütleriyle mücadele ediyor.

Prof. Dr. Ergün Yıldırım kimdir?

İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun oldu. Aynı bölümde yüksek lisans ve doktora yaptı. Bilgi Hikmet, Kitap Dergisi ve Yeni zemin gibi dergilerin yayınlanmasında katkıda bulundu. Hayali Modernlik, Değişen Din anlayışının Sosyolojisi, Akif’in Leylası, Simurgun Kanatları, Öznenin Ölümü gibi kitapları yayınlandı. Ülke TV ve TV Net’te programlar yaptı. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinde dekanlık yaptı. Halen aynı fakültede hocalığa devam ediyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.