Türkiye sonunda hayaline kavuştu; başkanlık sistemine geçiş yaptı. Hayal diyorum; çünkü Necmettin Erbakan’dan Süleyman Demirel’e, Turgut Özal’dan Deniz Baykal’a kadar farklı birçok siyasetçi Türkiye’nin ayaklarına pranga olan parlamenter sistemden şikâyetçiydi. Onlar, parlamenter sistemin terk edilmesi gerektiğini yüksek sesle dile getirdiler. Yönetimin etkin ve hızlı olması için başkanlık sistemine geçiş şarttı. Ve bu onur, Erdoğan’ın. Nihayet Türkiye, yaklaşık elli yıldan beri tartıştığı başkanlık sistemine adım attı.

Maksatlı bir biçimde Erdoğan’ın kendi geleceğini garantiye almak için sistemi değiştirdiğini iddia edenler, sus pus oldu ve unutkanlık hastalığına tutuluverdi. Bizatihi başkanlık sistemi hakkında yapmış oldukları tartışmaları, unutma kurnazlığına kapıldılar. Ancak bu ülkenin zor zamanlarında berrak bir şekilde ortaya çıkan milli irade, masaya yumruğunu vurarak sonucu belirledi.

Artık tartışmak anlamsız; muhalefet, milli iradenin estirmiş olduğu güçlü değişim rüzgârına yenik düştü. Olması gereken oldu; sistem değişti. Şimdi tartışmaları bir kenara bırakma ve şapkayı önüne koyup düşünme zamanı.

Çünkü başka bir aşamadayız; Türkiye’nin kronikleşmiş sorunlarına odaklanma aşaması... Artık mazeretimiz kalmadı. Ekonomik alanda yaşanan krize, boğa rallisine çıkan dolara ve bu ülkeyi ipotek altına almaya çalışan terör belasına dur deme zamanı. Kaçış yok; bu sorunlar bir an önce çözülmeyi bekliyor.

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; bu ülkenin belli başlı sorunları var. Sokakta yolunu çevireceğiniz bir insan, bu sorunları teker teker sayabilir. Ekonomik tablodaki olumsuzluklar, belli aralıklarla azan terör, yamalı bohçaya dönen eğitim sistemi, mirasyedi maharetine bile sahip olamayan üniversitelerimiz, FETÖ’nün ve karanlık odakların marifetiyle zedelenen adalet duygusu… Kısacası, kalkınma hamlesi ile beraber adaletin tesisi...

Şimdi sistem değişikliği ile beraber, kronikleşen sorunlarımızın çözümüne bir adım daha yakınız. Öncelik, ekonominin ve boğa rallisine kalkan doların. Maliye ve hazinenin Berat Albayrak’a emanet edilmesi konuya verilen önemin göstergesi. Haksızlık etmeyelim; adam, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda başarılı işler yaptı. Galiba Albayrak’ın tek dezavantajı, damat olması...

İkinci olarak, terör ve milli savunma... Terör ile mücadelede etkili olan Süleyman Soylu’nun İç İşleri Bakanlığı’na; hem 15 Temmuz sürecinde hem de Afrin’de, Cerablus’ta veya Fırat Kalkanı’nda destan yazan Hulusi Akar’ın Milli Savunma Bakanlığı’na getirilmesi, Erdoğan’ın sorunları çözmede hızlı ve yöntemlerinin de etkili olacağını gösteriyor.

Artık şu iyice gün yüzüne çıktı; ekonomik tablonun istikrara kavuşması, teröre dur demeye ve milli savunmamızın güçlü olmasına bağlı. Artık bakanlıklar, bütüncül bir perspektifle çalışmak zorunda.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı’ndan Milli Eğitim Bakanı’na, Sağlık Bakanı’ndan Kültür ve Turizm Bakanı’na kadar hepsi alanında başarılı olmuş, kendini ispatlamış kimseler. Başarıya aç olan bu toplum, hedefe biraz daha yakın.

Geneş olarak yeni sistemin ilk kabinesi değerlendirildiğinde başarılı olmaya mecbur, mazereti olmayan bir kabine görünümü ortaya çıkıyor. Kabinenin profili bu sorunların üstesinden gelebileceğini gösteriyor. Açıkçası, ben bu kabineden ümitliyim arkadaş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.