"Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın
; " diyordu, Mehmet Akif Ersoy.

Son kaleydi Çanakkale ve Payitaht İstanbul.

1071'de Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te açtığı kapıdan giren milletin yürüyüşünü durdurmak için dört yıl sonra Haçlılar saldırıya geçtiler. Bugün de saldırıyorlar.1075'ten 2018'e... Tam dokuz yüz yirmi üç yıldır süren bir ölüm-kalım mücadelesi...

Yüz üç yıl evvel (18 Mart 1915) Çanakkale'de destanlaşan milletin evlatları, bugün Afrin'de, Cerablus'ta destan yazıyor. O gün dünyanın her tarafından Boğaz'a saldıranlar bugün de PKK, FETÖ, DEAŞ vs. terör örgütü olup  saldırıyorlar.

Yine Akif'in ifadesiyle:

" Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ..."

Kimi ABD'li, kimi İngiliz, kimi Çin'li, kimi Japon, Alman...

Tarih tekrar ediyor...

"Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü eder"di.

İbret alınmadı. Destanlar masa başlarında bozguna uğratılmak, işgalcilerin ayakları altına atılmaya, sahte kahramanların gölgesinde bırakılmaya zorlandı.

18 Mart 1915 zaferinden tam dört yıl sonra( Mart 1919) İstanbul işgal edildi. 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'ni imzalayarak orduyu dağıtan  'üç beyinsiz' yurtdışına kaçtı. Kripto İttihatçılar ise yer altına çekilmeye karar verdiler. O günden bugüne bazen açıktan bazen gizli komitacılıklarını sürdürüyorlar. İstanbul'un işgalini alkışlayan Modernizmin kulları, mütareke basını bugün de tarihe, mukaddesata sövgüde yarış halindeler; darbeleri, terörü alkışlıyorlar. Fırsat buldukça Çanakkale Destanı'nı yazan ruha, iradeye 'Çağdaşlaşma' adına saldırıyorlar. Ezansız, mabetsiz yılları yaşattılar bu millete. Camilerin ahıra, depoya çevrildiği, haraç-mezat satıldığı yılları gördü bu millet. İslam'a 'irtica', Müslüman'a ' mürteci', 'yobaz' dedikleri yıllar... On iki yaşından küçüklerin camilere alınmadığı, bu çocuklara Kur'an öğretiminin yasaklandığı yıllar, çok uzakta değil, daha on yıl öncesi...

Anarşi, terör, darbeler...

Üstat Necip Fazıl Kısakürek, Destan şiirinde şeflik yıllarını çok veciz olarak şöyle anlatıyor:

" Durum diye bir laf var, buyurun size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum!"

Mondros'la destanını inkâra kalkışanların artıkları İstiklâl Zaferi'nden sonra da aynı kirli oyunlarına devam ettiler.

"Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilac;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilaç."

Ya da;

"Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!"

Devrim yobazları'nın elinde esaret hayatı...

"İrticai faaliyetlerin / laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak" suçlamasıyla mütedeyyin vatandaşlara zulmettiler. Başörtüsü yasakları üzerinden istikballeri yok ettiler. ' Öpüp koklamaya kıyamadığımız evlatlarımız 'Gurbet Kuşları' olup tahsil için hicrete mecbur bırakıldılar. 15 Temmuz Zaferi işte bu gözyaşlarıyla kazanıldı. Bu çocuklar, bu millete direnişi, davaya adanmışlığı öğrettiler; yepyeni, tertemiz bir dünyanın kapılarını açtılar. Bu kapı, Fırat Kalkanı'na, Zeytin Dalı Harekâtı'na giden yolun da kapısıdır.

18 Mart'ta milletçe kazanılan destana sahip çıkanlar, heykellerin kullarının darağaçlarında can verdiler. Şimdi de 15 Temmuz'un intikamının peşindeler.

Batı'nın ' Bizim çocuklar"ı gece baskınlarıyla millet iradesine el koydular. Son saldırıları 15 Temmuz'da geri püskürtülünce aptallaştılar, hiddetlendiler.

Bu millet 'demir çemberi' yüz üç sene evvel nasıl kırıp parçalandıysa bugün de Gezi'de,17-25 Aralık 2013'te, 15 Temmuz 2016'da, 24 Ağustos'ta Fırat Kalkanı'yla Cerablus'ta, 20 Ocak 2018'de Zeytin Dalı Harekâtı'yla Afrin'de  'demir çemberi' kırıp parçaladı. Münbiç'te bu çemberi kırıp parçalama irade ve inancına sahip.

16 Nisan 2017'deki referandumla kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de devlet-millet kaynaşmasını güçlendirecek, milletin istikbale emin adımlarla yürümesini sağlayacaktır.

Milletin önünü kesecek 'demir çemberler' hep olacak. Çünkü bu mücadele, Hakk ile batılın mücadelesidir. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.