Geçtiğimiz hafta, yoğun bir İstanbul trafiğine rastladım eve dönüş yolunda. Hal böyleden radyo kanalları, en iyi yol arkadaşı oluyor malumunuz. Ben de bu niyetle radyomu kurcalamaya başladım bir taraftan. Ve Ana Muhalefet Patisi Başkanıyla yapılan bir söyleşiye denk geldim. Programı dinlerken adeta sıdkımın sıyrıldığını söyleyebilirim. Zira verdiği cevaplar, bu kadar da olmaz dedirten cinstendi.

Öyle ki; "Araplar bizim akrabamız. O bölgeyi kan gölüne kim çevirdi? Vizeler kalkmıştı. Hiçbir sorunumuz yoktu” demesi, başka türlü izah edilemez. Hâlbuki o dönem; Dışişleri Bakanı Sn. Davutoğlu; reformlar konusunda Şam’ın, dostane bir şekilde defalarca uyarıldığını kaydetmişti. Saatlerce toplantılar düzenlenmiş, ’halkla ordunun karşı karşıya getirilmemesi gerektiği’’ mesajları iletilmişti.

Fakat Eset; her şeyi kulak ardı ederek, halkına ölüm yağdırmayı seçti maalesef. Kadın, çocuk, yaşlı demeden yüzbinler katledildi. İnsanlar, evlerinden göç etmek zorunda bırakıldı. Buna rağmen Devletimizin, Şam yönetimine telkinleri devam etti. Hatta bir yetkilinin; “sivil halka yönelik operasyonların günler içinde duracağı sözünün verildiğini” aktarması, bir nebze olsun umutlandırmıştı bizleri. Lakin sonuç nafile…

Şimdi soruyorum; her türlü uyarı ve arabuluculuk teklifimiz ortadayken, kendi insanını acımasızca katleden bir rejimle nasıl dost kalabilirdik ki? Peki, Ana muhalefet lideri; ağzına doladığı demokratikleşme terimini, neden ülkesi adına adım atmayan Eset için dillendirmiyordu? Araplar bizim akrabamız derken; seçimlerde mülteci için sarf ettiği “ülkelerine göndereceğiz” vaadini ne çabuk unutmuştu.   

Akabinde küresel terör örgütlerinin (DAEŞ, PKK/PYD, EL NUSRA…), toprak kapma yarışına girdiklerini izledik Suriye’de. Bu terör örgütlerinin kimler tarafından beslendiğini ise günümüzde çocuklar dahi biliyordu. Yani Ana Muhalefetin; “El Nusra'ya,  IŞİD'e kim destek verdi” İddiası yenilir yutulur gibi değildi.  Çünkü DEAŞ’i 2013 yılında ilk terör listesine koyan ülke Türkiye idi. Tıpkı Nusra gibi. Ve söz konusu örgütlere bugüne kadar en büyük zayiat da, Devletimiz tarafından verilmişti. 

Programı dinlemeye devam ettikçe, çelişkiler sarmalı devasa bir boyut kazandı.  Mesela "Biz iç politikayı dış politika malzemesine dönüştürdük. Beni üzen nokta bu” sözü oldukça manidar… Kaldı ki bunu, kendi ülkesini yurt dışında şikâyet eden birinden duymak ilginç geliyordu. Yoksa 2010 yılından günümüze dek sergiledikleri bu tutum, bir çırpıda sinilemeyecek kadar barizdi.

"Kürsü dokunulmazlıkları hariç, tüm dokunulmazlıklara karşıyız" ifadesi ise tam bir tirajı komik vakıa. Eğer gerçekten öyleyse; dokunulmazlıkların kaldırılması için yapılan oylamada, neden parti meclisi kararı almamışlardı? Hadi onu geçelim... Kabul edilen bu yasanın iptali için, AYM'ye yapılan ilk başvurunun, kendi vekillerinden gelmesini nasıl açıklayacağız? Bireysel başvuruda bulunacak diğerler vekillere de, her türlü hukuki desteğin verileceğini ilan etmeleri ise cabası.

Sonrasında " Eleştiriye tahammülü yok. Sanatçı dediğiniz dünyaya eleştirel gözle bakar. Sanatçı özgür dünyanın insanıdır” güzellemesiyle irkildim. Zira düşünsenize; bunu seçimlerde, "Bana bir masal anlat baba” şarkısı kullanmak isteyip, sahibinden izin alamayınca da “onlara sanatçı demiyorum" diyen biri söylüyordu.

“Biz Güney Kore'den önce araba üreten bir ülkeyiz. Onların planlama örgütleri var biz niye yapmıyoruz” serzenişi ise oldukça çarpıcı.  Ne gariptir ki bunun neden devamının getirilemediğine, bir türlü değinilmiyordu.  Madem bu konuda o kadar dertliydiler; 1961 den itibaren kurdukları 4 adet koalisyon ve 1977-1979 arasındaki diğer hükümet ortakları olarak, niçin herhangi bir adım atmamışlardı diye aklımıza gelmiyor değil.

Özet olarak aklımda kalan bunlar. Aslında daha var da… Bu satırlara yazmaya yetmez. Anlayacağınız her şey; sınır ötesi tezkereye EVET vereceklerini söyleyip, askeri seçeneğe ise HAYIR dedikleri ölçüde seyrediyor. Sanki tezkerenin, sınır ötesi bir operasyon içerdiğini bilmiyorlarmış gibi…

Vesselam…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.