İnsan denilen mükerrem varlık için emredilen ilk davranış okumaktır.

İnsan neden okumalıdır, nasıl okumalıdır, neyi okumalıdır, okumayı bilmek okumak anlamına gelir mi? En nihayet okumaktan amaç nedir, kendini bilmek midir? Kendini bilmek gerçekleşmezse bu peki bu okuma nedir?

Okullar açıldı. Tartışmakla bitiremeyeceğimiz eğitim sorunlarıyla birlikte yeni döneme girildi.

Eğitim insan için ne ifade eder? Tek kelimeyle kaçınılmaz karşılıkları var. Zira insan zor yetiştirilen bir varlıktır. En üstün yaratıldığı halde kendi başına tüm ihtiyaçlarını karşılaması için gelişim dönemlerinden geçer. Gençlik dönemine kadar ailesiyle ya da bakım sağlayan kişilerle bağlı geçirir. 

En üstün şekilde yaratılan varlık olan insanın ruhsal ve bedensel gelişimi oldukça yavaştır.  Öteki canlılar birkaç yıl içinde annelerinde ayrılmaktadır. Hatta tavşan yavrusu bir ay içinde kendi başının çaresine bakmaya başlar. Yırtıcı çıtalar onsekiz ay içinde annesinden ayrılır.

Uzun bağlılık ihtiyacı insana özgüdür. İnsanın ruhsal ve bedensel olarak iki gelişimi vardır. Ruhsal gelişim ömür boyu devam eder. Birey kimliğine kavuşabilmesi ortalama yirmibeş yaşı bulur. Tabii ki kişiye ve kültüre göre değişimler gözlenir.

İnsan barınma ve beslenmesini uzun yıllar kendi başına yapamadığı gibi yetersiz bakıma karşı oldukça kırılgandır. Annenin ya da bakıcının bebeklikten yetişkinliğe kadar bakımı istekli ve sevgiyle vermesi gerekir. Aksi halde ruhsal sorunlara zemin hazırlanmış olur.

En donanımlı varlık olarak yaratılan insan, çok hikmetli bir zıtlık içerir. Üstünlük özelliğini iptal eden güçlü bir enerjiye sahiptir. İnsan kendinin kurdudur. Nefs enerjisi onu yüce hedeflerden alıkoyar. Bilgi, anlayış, öğrenme ve keşif yolculuğu geride kalır. Rahatlık, eğlenme, dinlenme, yeme ve içme gibi fiziksel uyaranların kıskacında yakalanır.  Yaş ilerler, alınyazısı ahsen-i takvim değişime uğrar, fiziksel ilgiler galip gelir. İç dinamiklerini geliştirerek ulaşacağı üstünlüğü benliğe transfer eder. Bu sefer benliği ile itibar göreceği ilgilerin ve çalışmaların mahkumu olur.

Hayatın kuşatıcı ilgi ve ihtiyaçları arasında insanın kendini geliştirmesi zordur. Eğitim bu nedenle insanın yükselişi için kaçınılmazdır. Nurettin Topçu, hayatın da öğretici olduğunu ancak okuldaki öğrenme gibi bir hedefinin olmadığını vurgular. Okulun misyonu için der ki; ‘hayat  hadiselerinin manasız, ne sebebi ne de hikmeti anlaşılmaz çokluğundan kurtararak zihinleri manalı ve tatmin verici birliğe ulaştırır.’  

Okulun misyonu hakkında Topçu’nun çizdiği çerçeve, insan dinamiklerini birliğe ulaştırır. Zihnin dağıldığı, hayat fırtınasına gömülerek çokluk içinde eridiği yerde mektep yoktur; birliğin büyük kapısından girmeye hazırlandığı, hadiseler karşısında toplanıp kendine geldiği yerde mektep vardır ve mektebin manası, hikmeti bizi içerisine serpilerek dağıldığımız hayattan zaman zaman sıyırarak kendimize getirmek, düşünce kudretini kullanmaya zorlamak, büyük yolculuğun haritasını gözlerimizin önüne sermektir.

Bu denli kırılgan insanın kendi kendini eğitmesi bir sorundur. Binlerce yıllık eğitim organizasyonu bu eğitilememe sorununu gidermek için ortaya çıkmıştır. Kurumların ortaya çıkmasıyla birlikte insan köhne bir varlık olmaktan kurtulmuştur. Ne var ki bu kez insan yetiştirme anlayışında yanılgılar hayal kırıklığına uğratmıştır. Statü sağlama ya da meslek edindirme algısı veren bu okulların misyonları dönüşüme uğramıştır. Sınav sistemi okulların misyonlarını alt üst etmiştir.

Eğitim ve ilimle elde edilen ahlak, anlayış ve bilginin gözlenebilir karşılıkları azalmaktadır.  Sınav başarısına odaklanma ve soru avcılığı yapmak öğrencinin tek hedefine dönüşmüştür.

Bu konuya haftaya devam edelim


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.