Bu zorlu süreçte direnirsek ABD kaybeder

ABD ve Türkiye arasında adeta zorlu bir satranç oyunu oynandığını ifade eden Abdullah Ağar, Elimizdeki kartlar zayıf değil. Eğer direnmeyi başarabilirsek kazancımız çok büyük olur ve ABD kaybeder. Fakat Türkiye açısından çok riskli, zorlu ve sancılı bir süreç olduğunun da altını çizmek gerekir” dedi.

ABD ve Türkiye arasındaki gerginlik Trump’ın tehditkâr açıklamasıyla zirveye tırmandı. 15 Temmuz’da yaşanan darbe kalkışmasındaki rolü, FETÖ elebaşını iade etmemesi, PKK’nın Suriye kolu PYD’ye açıkça silah yardımı yapması da ABD-Türkiye ilişkilerini olumsuz etkiledi. Terör örgütleri FETÖ ve PKK adına suç işlediği gerekçesiyle 9 Aralık 2016’da tutuklanan ABD’li papaz Brunson’ın ev hapsine alınmasını eleştiren Trump ‘ABD, Türkiye'ye büyük Hristiyan, aile adamı ve mükemmel bir insan olan Pastör Andrew Brunson'un uzun süreli tutukluluğu için büyük yaptırımlar uygulayacak. Bu masum inanç adamı derhal serbest bırakılmalı’ ifadelerini içeren bir twit paylaştı. Erdoğan da ABD’nin tavrını değiştirmemesi halinde Türkiye gibi güçlü ve samimi bir ortağı kaybedeceği yönünde açıklama yaptı. ABD’nin Brunson konusunda Türkiye’yle restleşmesini ve karşılıklı yapılan açıklamaları Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar’la konuştuk.

Brunson sadece bir bahane

Ülkemizde terör örgütüne yardım suçuyla yargılanan Rahip Brunson’ın ev hapsine alınması kararını nasıl yorumluyorsunuz?

Hukuk çerçevesinde ilerleyen bir süreç var aslında. Adalet mekanizması Brunson’ı önce tutukladı sonra göz hapsine karar verdi. ABD’nin ortaya çıkardığı bu gerilim Papaz üzerinden üretilen bir gerekçeden ibaret. Yoksa Papazla ilgili değil.

Trump’ın açıklaması tehdit mi, taktik mi?

Bugün böyle söyleyip yarın başka türlü konuşan Trump en üst seviyede stratejik aldatma, şaşırtma ve oynama teknikleri kullanıyor. Bu şekilde davranarak şaşırtıyor, yanıltıyor, oyalıyor, geçiştiriyor. Belki sizin gücünüzden istifade ediyor, refleksinizi görmeye çalışıyor ya da bir pusu hazırlamış, o pusuya düşmenizi bekliyor. Trump’ın bu tutarsızlıkları bilinçli yaptığını düşünüyorum.

Tutarsızlık ‘Trump Modeli’

ABD’nin devlet yapılanması bu tutarsız açıklamalardan rahatsız olmuyor mu?
Trump’ın tutarsızlığı aslında ABD’nin kamusal devlet yapılanması. Ortaya koymuş olduğu tutumu bilinçsiz bir tutarsızlık olarak algılayıp bununla ilgili çok yanlış muhakemeler yapan ve hataya düşenler var oysa buna biz ‘Trump modeli’ diyebiliriz. Bu modelden ABD kamusal devlet yapılanması rahatsız olsa veya bunun zarar verdiğini düşünse ikaz eder ve düzeltmesini sağlarlar.  O yüzden Trump’ın söylemlerini iyi okumak gerekiyor.

İki müttefiki karşı karşıya getiren asıl sebep nedir sizce?

İki ülke arasındaki büyük sıkıntı Brunson’dan değil, ABD’nin kurmuş olduğu dünya düzeni ve bu düzenin içerisinde Türkiye’ye seçmiş olduğu rolden kaynaklanıyor. ABD, ‘seninle ilgili her şeyi benim hesabıma bırakacaksın. Ben senin hakkında gerekeni düşünürüm, karar veririm, beraber uygularız veya sen benim adıma uygularsın, o zaman istikrar olur, yani bana itaat edeceksin’ dayatması yapıyor.

ABD’yle menfaatlerimiz çakışıyor

ABD Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tehditleri önemsemiyor öyle değil mi? Sanırım çatışma bu noktadan ilerliyor…

Türkiye’nin son dönemlerde karşı karşıya kalmış olduğu can alıcı tehditler karşısında ABD’nin ortaya koyduğu siyaset Türkiye’yi çok itti. Karşımızda PKK’yı destekleyen ve FETÖ’yü koruyan bir ABD var. Menfaatlerimiz çakışıyor, düzeltilemiyor. Ayrıca S-400 füzeleri üzerinden Türkiye’nin ABD’ye karşı caydırıcılık üreten bir silah sistemini almakla ilgili girmiş olduğu eksen Amerika’yı çok rahatsız ediyor.

Türkiye-Rusya yakınlaşmasını ABD nasıl okuyor?
ABD’nin PKK ve FETÖ meselesindeki tutumu, Suriye’de Türkiye’ye karşı almış olduğu tavır, uluslararası medya ve kamuoyunda Türkiye’ye zarar verici birtakım rolleri benimsemesinden ötürü Türkiye ABD’nin ne yapacağını kestiremiyor. Ortaya çıkan fotoğrafta iki ülke de kaybediyor. ABD, ‘ben Türkiye’yi sopalarım, istediğim raya oturturum’ diye düşünüyor ama bunun sonrası ile ilgili öngörülebilir bir rotası yok.

Türkiye alternatife yöneldi

Türkiye’ye F-35 teslimatını engellemeyi öngören tasarı Temsilciler Meclisi’nden geçti. Eğer Trump da onaylarsa yürürlüğe girecek. Bu karar ilişkileri daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmez mi?

ABD açısından dengenin tutturulması gereken bir süreç. Türkiye de dâhil olmak üzere bazı ülkelere ellerindeki teknolojik silah sistemlerini satmıyor veya vermiyor. O ülkeler de başta Rusya ve Çin olmak üzere, ABD’nin alternatifi olan kaynaklara yöneliyorlar. Böyle olunca özellikle Rusya ve Çin'in bu silahları bir jeopolitik sapma için kullandığını düşünen ABD açısından büyük risk oluşturuyor.

Türkiye-Rusya arasındaki savunma sistemi satın alımı anlaşması ABD’ye geri adım attırır mı?

Türkiye’ye silah satmıyorsun! Türkiye ne yapacak? Rusya’dan almaya kalkacak. Bunun Rusya açısından da, Amerika açısından da bir anlamı var. Rusya’nın lehine hem ekonomik hem de dünya jeopolitiğiyle ilgili en büyük fotoğrafta bir büyük kazanç var. Mesele ekonomik kazanç/kayıp değil, ABD için jeopolitik risk büyük.

Elimizdeki kartlar zayıf değil

ABD’ye karşı kozumuz ne olabilir?

Elimizdeki kartlar zayıf değil. Eğer direnmeyi başarabilirsek kazancımız çok büyük olur ve ABD kaybeder. Fakat Türkiye açısından çok riskli, zorlu ve sancılı bir süreç olduğunun da altını çizmek gerekir. Böyle bir jeopolitik duruş çok iyi idare edilmeli.  Ortada ABD alternatifini yitirmiş bir Türkiye fotoğrafı var şu an. Yani Rusya, Çin veya başka bir küresel güçle işbirliği ve alternatifsizlik bambaşka riskleri de beraberinde getirir.

Mesela ne gibi riskler?

Yani şu an alternatiflerimiz var ama ilerleyen aşamalarda seçebileceğimiz alternatifimiz olmaz.

İlginç ve zorlu bir oyundayız

Trump’ın açıklamasının ardından Erdoğan’ın Putin ile görüşmesi ABD’ye ‘alternatifsiz değilsiniz’ mesajı mıydı?

Türkiye açısından denge üretmesi gereken bir süreçteyiz. Eğer bir denge kurmayı başaramazsak arada ezilme ihtimali de söz konusu. Kendi hedefleri ve menfaatlerine doğru koşan bir ülkenin küresel oyuncularla çok dengeli ve çok tutarlı bir politika izlemesi gerekiyor. Uluslararası siyaset önemli. Sonuçta hem Rusya’yı hem Amerika’yı kızdırmak da söz konusu olabilir.  Ya da her iki tarafı da memnun edebilirsiniz. İlginç ve zorlu bir oyun bu.

                        

Türkiye’yi karşısına alarak ABD ne yapmaya çalışıyor?

ABD bizi anlamıyor. ‘Ben büyük ve küresel oyuncuyum. Oyunu ben dizayn ediyorum’ mantığıyla hareket ediyor. Türkiye’nin onurlu, ilkeli bir duruşu var ve buna uygun davranmaya çalışıyor. Savunma sanayiinde yeterlilik seviyesini arttırmak için uğraşıyor. Zor bir satranç oynanıyor. Çünkü her iki tarafın da kaybedeceği bu oyunda Amerika‘nın kaybı çok daha büyük olacak.

Türkiye kendi füzesini üretebilir

ABD, F35’lerin Türkiye’ye satışını neden engellemeye çalışıyor?

Kötü komşu insanı mal sahibi yapar. Bu hadiseTürkiye'nin savunma sanayisini kendi kendine yeterli bir seviyede kurmasına sebebiyet verecek. Karşı karşıya kaldığı riskler, arge yapısı, fiyatıyla belki Amerika‘yı ve Rusya‘yı geçecek ama Türkiye bir denge politikası içerisinde kendi caydırıcılığını güçlendirmek istiyor. Çünkü bunu yapamazsa var olamayacağını artık biliyor.

ABD‘nin de bu agresif politikadan zarar göreceği kaçınılmaz. Bunun sonuçlarını kestiremiyorlar mı sizce?

Bence farkındalar ve buna rağmen böyle davranıyorlar. Aslında benim en büyük kaygım bu. Çünkü içlerinde armageddon’a, milenyum çağı savaşlarına inanan dogmalarla, rituellerle, sembollerle ortaya çıkmış bir inanış biçimi var. Evanjelizm var. Bu çok kaygı verici. Dünya siyasetini ruhban zihniyetli birileri dizayn etmeye çalışıyor. Trump da yeni nesil bir neocon.

Hassasiyetlerimizi koz olarak kullanıyorlar

Türkiye’ye yönelik 24 Haziran öncesinde başlayan ekonomik bir sıkıştırma söz konusu. Bu bağlamda Trump’ın açıklamasını ekonomik bir operasyon olarak nitelendirebilir miyiz?

Olumlu ve olumsuz yönleriyle beraber Türkiye küresel ticarete ve kapitalizme bir şekilde entegre olmaya çalışan bir ülke. Bunun avantajı da var dezavantajı da. Şu an dezavantajlarından biriyle karşı karşıyayız. Ekonomik zaafiyetlerimizi ve hassasiyetlerimizi bize karşı bir koz olarak kullanıyorlar. Buna karşı tedbir alırken ekonomide bazı çalkantılar, kırılmalar veya daralmalar olabilir. Sonuçta gücümüzü kurmaya çalışıyoruz.

Bu süreç sancılı olacak gibi görünüyor, yanılıyor muyum?

Elbette sıkıntı yaşayabiliriz ama çözüm de üretebiliriz. Bize onursuz bir millet rolü biçilmiş olabilir. Biz böyle bir rolü kabul edemeyiz. Eğer tehdite boyun eğersek belki günü kurtarmış oluruz ama onurumuzu kaybetmiş oluruz. Bu anlamda Türkiye‘nin ABD’nin tehdidine boyun eğmeyeceği kanısındayım.

ABD FETÖ elebaşını teslim etmez

Bu restleşmeyi göz önünde bulundurursak ve bir anlaşma sağlanırsa ABD FETÖ elebaşını Türkiye’ye teslim eder mi?

Türkiye hala FETÖ meselesini iyi anlayamadı. FETÖ, bilinen 170 ülkede etki üretmek üzere oluşturulmuş kavramsal bir silah. Birçok ülkede etki üreten emperyal bir etkiden bahsediyoruz. Bu aparatı kesinlikle bize vermezler.

ABD Suriye‘de bir gözdağı olarak terör kartını oynar mı?

Olabilir. Sadece PKK üzerinden değil diğer radikaller üzerinden de gözdağı vermeye kalkabilir. Özellikle mezhepçi radikalleri coğrafya için çok tehlikeli görüyorum. Burada her türlü mezhebî, etnik veya kişi bazlı radikalizmi ve ayrımcılığı, bölücülüğü, bozgunculuğu kullanabilir. Şu ana kadar bunu yaptı. DEAŞ’I gerekçe gösterirken PKK’yı meşrulaştırmaya kalktı. PKK Türkiye için dizayn edildi. FETÖ’yü zaten biliyoruz. Bir de yasa dışı silahlı sol gruplar mevcut. Osmanlı İmparatorluğu çökerken de bölgede benzer fotoğraflar vardı.

Bozgunculara karşı mücadele etmeliyiz

Türkiye sizce nasıl bir yol çizmeli? Nasıl adımlar atmalı?

Yerli ve milli Türkiye‘nin bu gelmiş olduğu noktada kavramsal ilkelerini ve değerlerini Kur’an‘dan alan yani Allah’ın yaradılış  gayesine uygun akli ve fikri yapılanma üzerine bina etmeli. Dini ve dindarları, etnik kimlikleri istismar eden yapılara, bozgunculara karşı vatansever bir eksende mücadele edilmeli.

ABDULLAH AĞAR KİMDİR

Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar, 28 Temmuz 1967 yılında Ankara’da doğdu. 1989 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu. 1. ve 2. Komando Tugayları’nda Özel Kuvvetler’de görev yaptı. Üstün cesaret ve feragat ile harekat çelik beratları sahibidir. Enerji Bakanlığı’nda uzman olarak görev aldı. Daha sonra kitaplarını yazmaya, yayınlamaya ve yorumculuğuna başladı. 2010 yılında tekrar göreve çağrıldı. Dışişleri Bakanlığı bünyesinde Irak’a gitti ve 4 yılın üzerinde görev yaptı. Ağar’ın, uluslararası basında ve Türk medyasında yer alan makale, yorum, analiz ve röportajları ile dağlarda ve çöllerde yaşanan mücadeleleri anlatan 7 kitabı bulunmaktadır. Terör, ulusal güvenlik, strateji ve kamu diplomasisi uzmanı olan Ağar evli ve üç çocuk babasıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
okuyucu 2018-07-30 11:26:20

aynı fikirdeyim

banner623

banner624