2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı “Bütünşehir yasası” ile kamu yönetimimizde ilk defa denenen bir yapıyla tanışmıştık. Bu yönetim modeli genel olarak bütünleştirmeci bir anlayışı ve yerel yönetimlerin daha etkili ve işlevsel olmasını öngörüyordu. Yani uygulamaya konulan düzenlemeyle hedeflenen amaç, hizmetlerin verimliliğini artırmak, kaynakların yerinde kullanımını sağlamak, hizmetteki aksamalara engel olmak, denetim alanındaki boşluğu doldurmak, afet ve acil yardım hizmetlerini yürütmek diye özetlenebilir.

2014 yılından itibaren 30 il “Bütünşehir” yasası kapsamına alınarak daha önce ilçe belediyelerinin uhdesinde olan ulaşım, mezarlık, itfaiye, alt yapı, üst yapı, imar gibi hizmetler Büyükşehir Belediyesine devredilmişti. Ayrıca bu yasa ile İl Özel İdareleri kapatılarak Büyükşehir belediyelerine devrediliyor ve köyler de mahallelere dönüşüyordu.

Geçtiğimiz günlerde TBMM’ye verilen kanun teklifi Meclis'ten geçerse 51 il daha Bütünşehir olacak. Ayrıca daha önce İçişleri Bakanlığına bağlı belediyeler bundan sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı olacak. Yani İçişleri Bakanlığına bağlı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü bundan sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde faaliyetlerine devam edecek. Amaç, Bakanlığın belediyelerde öncelikli olarak imar denetimleri yapması.

Ülkemizde sessiz sedasız büyük bir dönüşüm yaşanıyor. FETÖ, Barzani, enflasyon, işsizlik gibi gündem maddeleri oldukça yoğun ve önemli olduğundan yerel yönetimlerle ilgili bu çok önemli değişiklik ve dönüşümler pek kimsenin ilgisini çekmiyor. Oysa yerel yönetimin yapısı temelli bir değişikliğe uğruyor. Eski yönetim teşkilatımız illerde merkezi idarenin temsili olarak valilik, ilin yerel yönetimi olarak il özel idaresi ve yine ilin yerel yönetimi olarak büyükşehir belediyesi şeklinde örgütlenen üç idare vardı. Bugün itibariyle en azından 30 ilde il özel idareleri artık tarih olmuş durumda. Tasarı meclisten geçerse bu uygulama tüm ülkeyi kapsayacak.

İster istemez söz konusu olan bu yapısal dönüşümlerin ortaya çıkarabileceği tabloya ilişkin birtakım soru işaretleri konuya ilgi duyanların zihinlerinde dolaşıp duruyor. Biz de bu tereddütlü zihinlere tercüman olup soruların bir kısmını ilgili kurumlardan tatmin edici cevaplar gelebilir temennisi ile dillendirelim.

Evvela herkes için endişe kaynağı olan bir sorudan başlayalım, illerde ya da yerel yönetimlerde gerçekleşen dönüşümler nihayetinde eyalet sistemini mi getirecek?

İkinci olarak belde belediyelerinin kaldırılarak büyükşehire bağlanmaları bu bölgelerde yaşayanların karar alma süreçlerine katılımını azaltmayacak mı?

Köy ve beldelerin kaldırılarak başka ilçelere bağlanması ve bu yerlere yeni isimler verme sürecinde bir takım kültürel sorunlar ortaya çıkma ihtimaline karşı bir hazırlık var mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.