Dünyada lobiler üzerinden bir mücadele hâkim. Para, silah, ırk ve dinsel bazı inanışlar... Uzun uza bunlara değinecek değilim. Zaten birçoğuna hâkimiz. Lakin hal böyle olunca, ihtimal dahi vermeyeceğimiz ittifakların konuşulması, hiçte ütopik sayılmamalıdır. Tıpkı dün kaşıt politika güdenlerin, kaderin bir cilvesi olarak aynı yönde hareket etmesi gibi… Yahut tam tersi bir şekilde; eski müttefiklerin, bugünün bir mücadele unsuru olmaları…

Çizdiğimiz bu çerçevenin, küresel bir savaşı andırdığı yadsınamaz elbette. Nitekim ABD, İsrail, Japonya, G. Kore, Almanya, BAE ve Suud….’un; diğer tarafta İngiltere, Fransa, Çin, İran, Katar, Kuveyt ve birazda Rusya ile konjonktürel karşıtlığı, aynı izlenimi veriyor. Tabi lobilerin işin içine girdiği düşünüldüğünde, yekpare bir yapı da ortadan kalkıyor.

Mesela anlatmak istediğimiz hususu, Amerika’nın dış siyasetinde açıkça hissedebiliriz. Müesses nizamın; İngiltere ile ilişkilerinden tutunda, K. Irak referandumuna, İran’a yaklaşımına, Çin, Moskova ve Ankara’ya bakışında…, bir takım lobilerin varlığı göz ardı edilemez. Fakat aynı Amerika’da, bunun tam zıttı düşünenlerin boy göstermesi de, yine farklı saikleri işaret etmekte.

***

Hülasa çoğu hadise, görebildiği gibi tamamen duygusal (çıkar endeksli) seyrediyor. Özellikle de coğrafyamızda... O cihetle yukarıda zikrettiğimiz bir ittifakın, KISMEN de olsa bizi desteklemesi bu perspektifte okunabilir. Kısmen diyorum, çünkü bölgesel tüm politikaların örtüşmediği muhakkak. Gel gelelim kümülatif açıdan bakılırsa; varılan sonuç, destek olmalarına sebep teşkil ediyor. Yoksa bu küresel savaşı kaybetmeleri işten bile sayılmaz. 

Bu minvalde arkasına silah lobisini alanların (ABD, İsrail…vb); Türkiye’ye saldırarak, bölgede bir kaos amaçladığını söylersek yanılmamış oluruz. Hem de Gezi, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz’da olduğu gibi gizlenerek değil, fütursuzca... Zira sözde referandum bahanesiyle, üzerimizde sinsi bir tezgâh kurulduğunu kim inkâr edebilir ki? Nasıl mı?

Ankara şayet referandumun akabinde hamasetle davransaydı, Ortadoğu krizini Türkiye içlerine transfer etmeleri söz konusu olacaktı. Bugün sağlanan bölgesel ittifak ise adeta bölgesel bir nifak hüviyetine dönüşecekti. Nihayetinde Barzani ve arkasındaki küresel güruhu, karşımızda görmememiz için de bir neden kalmayacaktı. Sadece onunla kalsa iyi; Irak, İran ve Rusya’yı da tabi ki… Böylece; bırakınız K. Suriye’ye müdahale etmeyi, bölge ülkeleriyle bir çatışma ortamına sürüklenmemiz kaçınılmaz bir hal alacaktı.

***

Ne var ki Devletimizin iç aktörler ve bölge ülkeleriyle sağladığı ortak akıl, bu sinsi planın ellerinde patlamasına vesile oldu. Hatta Peşmerge’nin tek kurşun atmadan çekilmesini de, bu noktada değerlendirmek mümkün. Yani akamete uğrayan planlarının, tamamen bir ÇARESİZLİĞİ şeklinde… Benzer bir çaresizlik, ABD’nin vize konusundaki tavrında da pekişiyor zaten. Tamda böyle bir zamanda;  İran’a yönelik yaptırım söylemleri ise bunun bir diğer yansıması olarak görülebilir.

Anlayacağınız üzere ABD ve İsrail konsorsiyumu; Ankara, Moskova ve Tahran dayanışmasını, kendine bir tehdit bellemektedir. Bunu bozamadığı müddetçe de, hedeflerini tamamlamaları neredeyse imkânsız. Zira ABD için İsrail, Barzani ve PKK/PYD dışında, artık bölgede hiçbir dost kalmadığı aşikâr.  Yeni oluşan atmosferde ise, mezhep faktörünü kaşımamaları kuvvetle ihtimal... Kaldı ki bölgede irtibat kurmadıkları gruplar da yok değil.  Bu açıdan K. Irak konusundaki garantör ülkelerin; hiç vakit kaybetmeden, mezhepsel bir yaklaşımdan kaçınarak, etnik kimleri önceleyen bir çözüm yolu bulması elzem.

Gelinen aşamada; İdlib’ten başlayarak, İran sınırına kadar uzanan tehdit unsurlarını (Afrin, Sincar, Kandil…), bekamız adına temizlemek zorundayız, mecburuz. Çünkü tüm planları; İran’dan ziyade, çatışmayı Türkiye’ye çekmekten ibaret seyrediyor… O nedenle içimizdeki birilerinin; bunu engellemek için kullandığı mesnetsiz ifadeler, oldukça eğreti duruyor. Hele de Devletimiz; BEDELİ NE OLURSA OLSUN, terör kuşağını anlamsız kılacak bir takım seçeneklere yoğunlaşmışken…

Vesselam…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bedri Caner Alpay 2017-10-19 12:50:56

İnşAllah