Türkiye, 16 Nisan 2017 referandumu ile Cumhurbaşkanlığı sitemine geçişi onaylayınca 2019 Kasım ayı itibariyle yeni sisteme tam olarak geçmiş olacağız.

Artık Nisan ayında milletin % 52’sinin EVET dediği Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi için uyum yasaları çıkarılacak. Uyum yasaları, çıkarılacak yeni yasalar çok konuşulacak, tartışılacak. Bu süreçte bizler de sistemle ilgili düşünce ve önerilerimizi paylaşacağız.

Gelişmiş demokrasilerde idari sistemdeki yapısal farklılıklar kaçınılmazdır. Hem ülkelerin siyasi ve iktisadi alanda ulaştığı seviyesi, hem ülkenin sosyolojisi bakımından yönetim sisteminde farklılıklar kaçınılmazdır. Bilhassa cumhurbaşkanlığı sistemi, başkanlık, yarı başkanlık, anayasal monarşi, demokratik imparatorluk, federal yönetim gibi sistemlerin yönetsel açıdan farklılıkları ülkenin sosyolojisiyle, inanç, kültür ve tarihiyle alakalıdır. Kimi ülkelerde merkezilik esas iken, kimi ülkelerde yerel idari sistemin ağırlığı ve santralizasyon söz konusu olabilmektedir.

Bu yazımızda yeni sistem ve dönem için belediye başkanlarının seçilme modelini ele alacağız. Türkiye’de ne zaman demokrasi, seçimler, yönetim konuları konuşulursa muhataplar derhal referans olarak Avrupa’yı göstermişlerdir. Modern dönem idari sistemleri Avrupa menşeli olduğu için konu ile ilgili refere edilmelerini yadırgamamakla beraber, kendimize has bir sistem oluşturabilecek devlet geleneğine, siyasi tecrübe ve basirete sahip olduğumuzu ifade etmek isterim. Yani Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Türk tipi” dediği bir modeli oluşturabiliriz.

Mesela Avrupa’nın kimi ülkelerinde belediye başkanları seçim veya atama yoluyla belirlenebiliyor. Yine kimi ülkelerde etkisiz veya güçlü belediye başkanlıklarına rastlamak mümkündür. Kimi ülkede seçimle gelen başkan ve güçlü yerel yönetim söz konusu iken, Finlandiya’da olduğu gibi belediye başkanları atanarak belirleniyor.

Anlayacağınız Batı’da her ülke kendisine uygun olan sistemi, usulü benimsemiş ve kimse bu farklı tercihleri yadırgamamıştır. Geçen gün dostlarla bu konuyu konuşurken Türkiye için üzerinde konuşulmaya değer farklı modeller ortaya çıktı.

Türkiye’de belediyecilik (hizmeti) var ile yok kadar büyük farklılıklarla tanınır, bilinir.

Sadece bu mu?

AK Parti kendi belirlediği Belediye Başkanlarının istifasını alıyor ise sorduğumuz soruya maalesef sadece bu değil cevabını vermek durumunda kalıyoruz. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Melih Gökçek’in Ankara’yı bu güzelliğe kavuşturması bile mevcut belediye başkanını seçme sistemini korumaya yeterli gelmiyor.

İşte bu konuda derde derman olabilecek modelleri Avrupa ülkelerinde görebiliriz. Mesela, Hollanda’da Vali Belediye başkanlarını Kraliçe’ye tavsiye eder, Kraliçe de bu tavsiyeler doğrultusunda belediye başkanlarını atayarak belirler.

Yalnız Hollanda değil, belediye başkanları Finlandiya’da da farklı yöntemlerle belirleniyor.

Finlandiya’da Türkiye’deki gibi doğrudan seçilmiş, güçlü belediye başkanı yoktur. “Meclis tarafından atanan belediye başkanı ise, yalnız günlük yönetim işlerinden sorumlu bir belediye personelidir.” Hollanda’da Belediye başkanı belediye meclisi tarafından atanmaktadır ve üstelik “Başkan ne belediye meclisinin ne de yürütme kurulunun bir üyesidir.”

Demem o ki, Türkiye belediye başkanlarını mevcut yöntemle belirlemeye mahkûm değildir. Bu konu için önümüzde birden fazla seçenek var.

Türkiye 2019’da Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemine geçeceği için işimiz daha kolay. Anayasa değişikliği ile gereken düzenleme yapılarak Türkiye modeli belediyeciliğe geçiş yapabiliriz.

ABD’de başkanlar başkanlık seçimlerinde bilhassa başkan yardımcısını deklare ederek seçim kampanyalarını yürütürler. Halk başkanı seçerken başkan yardımcısını da onaylamış oluyor.

Türkiye’de de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde cumhurbaşkanlığına aday olanlar en azında Büyükşehir belediye başkanlarını da açıklayarak, seçilmeleri halinde ilan ettikleri belediye başkanlarını da millete onaylatmış olurlar. Deklare edilen başkanlar da bölgelerinde seçimlerin seyircisi olmayıp, can havliyle seçimlerin galibi olmak için çalışacaklar.

2014 seçimlerinden önce, “Şu andan itibaren yapıma, inşaya, adeta yeniden bir dirilişe ağırlık vermek, bizden sonraki nesillerin yıkıma değil yeniden inşaya şahit olmalarını tesis etmek zorundayız.” diyen Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın belirlediği bu hedef önerdiğimiz model ile sağlanabilir kanaatindeyim.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.