Kahrolası emperyaller, Allah tarafından tüm kullarına emanet edilen dünyayı, kendi menfaatleri için yakıp cehenneme çevirdiler, bu cehennem içinde kendilerine dünya cennetleri oluşturdular! Özellikle son 300 yıldır her geçen yıl bir öncekini aratıyor. Bu yangın nasıl sönecek? Çözüm nedir? Bunu, bizim için en güzel örnek olan, tüm insanlar ve alemler için rahmet olarak gönderilen Peygamberimizin hayatından çok önemli bir olayla açıklayacağım.

Peygamber Efendimiz 20 yaşındayken, çok kısa süre önce gerçekleşen Ficar Savaşı'nda çok kan akmış, kabileler arasında düşmanlık duyguları had safhaya çıkmıştı. Artık selamın beldesi olan Mekke'de can, mal ve namus emniyeti kalmamıştı. Aciz ve güçsüzler tıpkı bugünün dünyasında olduğu gibi her türlü zulme maruz kalıyor, bunlara karşı koyma cesareti dahi gösteremiyordu. Bu kaos, vahşet ve trajediye bir çare bulunmalıydı. Vicdan, insaf, merhamet ve namus ehli insanların bir şeyler yapması gerekiyordu. Tam da bu esnada Yemenli bir tüccarın bir deve yüklü malı, Mekkeli As bin Vail tarafından gasp edildi. Zavallı ve çaresiz adam yardım istemek için her kapıyı çaldı ama destek bulamadı. Adam bunun üzerine Ebu Kubeys dağına tırmandı ve yüksek bir tepeye çıkarak, uğradığı haksızlık ve aşağılanmayı yüksek sesle haykırarak şehir halkına ilan etti.

Yemenli bu adamın çağrısı erdemli ve vicdanlı insanları uyandırdı. Bu yiğit insanlar derhal bir araya gelerek bu zulüm, vahşet ve yolsuzluklara karşı hareket etmek üzere Abdullah Bin Cüd'anın evinde Hılfu'l Füdul / Erdemlilerin Yemini Derneği’ni (EYD) kurdular. Uzun müzakerelerden sonra 3 maddelik bir eylem planı yaptılar. Alınan bu tarihi kararlara göre:

  1. Mekke'de yerli veya yabancı zulme uğrayan kimse bırakılmayacak,
  2. Zulme meydan verilmeyecek ve zalime hoşgörü gösterilmeyecek
  3. Mazlumlar, zalimlerden haklarını alıncaya kadar mazlum ve ezilenlerle beraber hareket edilecek.

Dernek ilk iş olarak Yemenli tüccarın gasp edilen malını As bin Vail'den alıp iade etti. Rasulullah (sav) Efendimiz henüz 20 yaşında ve çok genç olmasına rağmen, kendisine henüz nübüvvet vazifesi verilmemesine rağmen, büyük bir sosyal sorumluluk bilinci ile lider konumda bu derneğe katılmıştır. Peygamber olduktan yıllar sonra bir sohbet esnasında bu cemiyet ve faaliyetleri anılınca aynen şu ifadeyi kullanmıştır:

“Abdullah b. Cüd'a'nın evinde yapılan yeminleşmede ben de bulundum. Bence o yemin, kırmızı tüylü develere sa­hip olmaktan daha sevimlidir! Ben, ona İslamiyet devrinde bile çağrılsam icabet ederim, şimdi olsa yine yaparım”.

Bu hadiseden 1427 yıl sonra; yeryüzünde, çoğunluğu İslam beldelerinde olmak üzere çok büyük zulümler işlenmektedir. Bu haksızlığı ve asumana dek yükselen, arş-ı ala'yı titreten katliamları maalesef elimizle ve dilimizle ortadan kaldıramıyoruz ve imanın en zayıf derecesi olarak ifade edilen buğz ediyoruz, slogan atıyoruz, dua ediyoruz, umarsızca ağlıyoruz.

Başta Filistin Meselesi olmak üzere, Suriye, Irak, Mısır, Doğu Türkistan, Arakan, Keşmir ve Orta Afrika Cumhuriyetinde Müslümanlara yönelik yürütülen bu haksızlıklara ve soykırımlara Müslümanlar kadar üzülen, bu acıları paylaşan ve bir şeyler yapılması için ses çıkaran hatta Müslümanlardan da ileri adımlar atan gayri Müslimler de var. Tıpkı Hılfu'l Füdul Derneğinin üyesi olan müşrikler gibi.

Bunun en son, en güzel ve somut örneğini bu hafta içinde Suriye için yola çıkan Vicdan Konvoyu’nda gördük. Suriye'de Esed rejiminin hapishanelerinde hukuka aykırı şekilde tutulan ve işkencelere maruz kalan kadınların seslerini duyurmak için düzenlenen "Vicdan Konvoyu"na 55 ülkeden binlerce kadın destek verdi. Türkiye'deki kadınların öncülüündeki konvoyun katılımcıları arasında sivil toplum kuruluu temsilcileri, akademisyen, hukukçu, medya mensubu, gazeteci, yazar, doktor, sanatçı, sporcu, siyasetçi, ev hanımı ve çalışan kadınlar bulunuyor. Ukraynalı Doktor ve Milletvekili Olga Bogomolets, İskoç yazar-gazeteci ve kadın hakları aktivisti Yvonne Rıdley, İngiltere Newcastle Belediye Meclis Üyesi Ann Schofield, Mandela'nın Gelini Rayne Rose Mandela-Perry de var.

Daha önce bu örneği bize yiğit Amerikalı kız Rachel Corrie de verdi. Annesi Cindy ve Babası Craig ile şahsi dostluk kurma imkanı yakaladığım Rachel'imiz 16 Mart 2013'te Gazze'nin güneyinde Refah'ta, Filistinlilere sahip çıkarken bir İsrail zırhlı buldozerinin altında ezilerek can verdi. Yahudi düşünür Noam Chomsky de, devam eden savaşta bombardıman altında Gazze'ye giren ve ABD Başkanı Obama'ya vicdan mektubu yazan Norveçli cerrah Mads Frederick Gilbert ve Latin Amerika'nın cesur anti emperyalist liderleri de bu erdemliler ittifakının, bu çağdaş Hılfu'l Füdul'un birer üyeleridir. Bu küresel vicdan hassasiyetinin en mert üyelerinden biri de Bolivarcı Venezüela Cumhuriyeti Devlet Başkanı Nicolas Maduro. Tıpkı selefi müteveffa Hugo Chaves Frias gibi, Siyonist İsrail zulümlerine ve bu hadiseye kayıtsız kalan özellikle Arap liderlerine en sert çıkışı yaptı ve Cumhurbaşkanımızın çağrısı ve inisiyatifi ile İstanbul’da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Kudüs Zirvesi’ne geldi. Arap liderlerin söylemeye cesaret bile edemeyeceği cümlelerle Kudüs Davası’na sahip çıktı ve ABD’ye kafa tuttu.

Bu zulümler çağında vicdan ve insaf ehli erdemli insanlar bir araya gelecek ve büyük bir küresel bilinç oluşacak. Benim buna inancım tamdır. Küresel ve modern Hılfu'l Füdul'a, EYD’ye (Erdemlilerin Yemini Derneği) selam olsun. EL HADİ olan Allah'ımızın, bu yiğit ve mert adamlara ve kadınlara hidayet vermesini temenni ediyorum.

İKİ DOĞU ve İKİ BATI'NIN RABBİNE EMANET OLUNUZ...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.