Diyanet İşleri Başkanlığı, 1-7 Ekim tarihleri arasında Camiler ve Din Görevlileri Haftası düzenlemektedir. Bu haftanın amacının, camiler ve din görevlileri konusunda toplumsal farkındalığı arttırmak olduğunu söyleyebiliriz. Cami ve din görevlileri kavramlarını sağlıklı bir şekilde anlamak bireysel ve toplumsal düzeyde önemli bir ihtiyaç durumundadır.

Cami ve din görevlisi kavramlarının büyük ölçüde anlamlarının çarpıtıldığını ve içlerinin boşaltıldığını görüyoruz. Cami, yaygın bir şekilde dar bir ibadet mekanı, din görevlileri ise bu mekanda görevleri gereği çalışan kişiler olarak anlaşılmaktadır. Cami ve din görevlisi olgusunun dar, sığ ve yapay anlayışın ötesinde kapsamlı, derinlikli ve nitelikli bir şekilde anlaşılmasına ihtiyaç vardır.

Dini, çoğu zaman ölümle ve ölüme ait şeylerle özdeşleştirmek gibi bir eğilim vardır. Camiyi, ölü yıkama yeri, din görevlisini de ölü yıkayıcı olarak görme şeklindeki bir sterotipleştirmenin içinde olunduğunu gözlemlemekteyiz. Her şeyden önce, dinin ölümle değil, hayatla özdeşleştirilmesi lazımdır. Dinin yücelttiği temel değer, hayattır. Din, hayatta felahın, selamın ve saadetin gerçekleşmesini istemektedir. Cami, hayattan soyutlanan, sınırlı ritüellerin yapıldığı bir yer değildir. Cami, hayata dair her şeyin yapıldığı canlı bir insani mekandır. Din görevlisi, ölü yıkamayı bekleyen, belirli vakitlerde ritüelleri bekleyerek vakit geçiren bir kişi değildir. Din görevlisi, hayatı dolu yaşayan kişidir. Hayat sevinci olmayan, insandan ve toplumdan kopuk birisinin dinin, insanın ve hayatın görevlisi olması mümkün değildir. Cami, din ve hayatın bütünleştiği mekan olduğu gibi, din görevlisi de din ve hayatı bütünleştirmek için ahlaki insan olarak yaşama görevini pratik düzeyde yerine getiren kişidir.

Cami ve din görevlisi kavramlarına bürokratik anlamlar yüklenilmektedir. Cami, bürokratik bir mekan olmadığı gibi, din görevlisi de bürokratik bir memur değildir. Cami, sosyal bir mekandır. Din görevlisi, aslında toplum görevlisidir. Sosyal bir mekan olan camide din görevlisi, toplumun ihtiyaçlarına ve taleplerine uygun her türlü insani faaliyete öncülük ve yürütücülük yapmakla sorumludur. Caminin ve din görevlisinin, bürokrasiden çok, sosyal olanla ilişkilendirilmesi, günümüz dünyasının önemli bir ihtiyacıdır.

Din adamı ve cemaat adı altında, ümmetin içinde fitneyi, fesadı, sapkınlığı ve cehaleti üreten birçok kişinin ve grubun faaliyetlerine şahit oluyoruz. Şeyh, müceddit, Mehdi, imam, ulema, Ayetullah, sofi, seyit, kutup ve seyda gibi adı ne olursa olsun, hiç kimsenin dini tekeline alma ve insanları sömürme hakkı yoktur. Bütün insanlar, birbirlerine eşit olan kullardır. Kişilerin din görevlisi kılığında farklı unvanlar ihdas ederek kendisini kul seviyesinin üstüne çıkarması, hem İslam’ın, hem insanın inkarı anlamına gelmektedir. İslam, açık, şeffaf, makul ve yalın bir şekilde bütün insanlığın asli varoluş gayesinin Allah’a kulluk olduğunu ilan etmektedir. İnsanları Allah’a kulluktan alıkoyarak kendilerini itaat ve takip edilecek otorite düzeyine yükselten kişi ve grupların, İslam’ı ve insanlığı sapkınlığa yöneltmekten başka bir şey yapmadıkları açıktır. Cami, bir grup insanın diğer insanları din adına nüfuzlarına almaya çalıştıkları yerin adı değildir. Din görevlileri veya din adamları da Tanrı’nın görevlendirdiği elitler değildirler. Cami, herkesin Allah’a kul olmaya çalıştığı bütün yeryüzünün adıdır. Allah’a kulluk vazifesini yerine getiren herkes, aslında dini görevini yerine getirdiğinden dolayı din görevlisidir. Din görevlisi, profesyonel olarak dindar olmayı görev edinmiş kişi değildir. Fıtratına uygun bir şekilde ahlaklı ve adil insan olmaya çalışan herkes, fıtrat dini olan İslam’ın görevlisidir.

Din adamı ve dini cemaat görünen, ancak dini ve toplumsal hayat üzerinde manevi feodalizm diyebileceğimiz iktidar alanları kurmaya çalışan birçok kişi ve kurum bulunmaktadır. İslam’da kilise diye bir kurum olmadığı gibi, din adamları şeklinde bir ruban sınıfı da bulunmaktadır. Cami, kilise benzeri bir kurum olmadığı gibi, din görevliliği de ruhban sınıfına ait bir iş değildir. Dini toplumsal hayat üzerinde din adamı ve dini cemaat adı altında hakimiyet kurmak isteyenlerin temel amacı, cehaleti din haline getirmek ve aklı atıl hale getirmektir. Cami, aklın, hikmetin, okumanın ve öğrenmenin en üst seviyede aktifleştirildiği yerdir. Allah’a kul olmak için duygusal, düşünsel ve davranışsal çaba içinde olan herkesin, cehaleti ve hurafeyi değil, aklı, adaleti, hukuku ve hikmeti dini, manevi ve ahlaki hayatın temeli haline getirmesi gerekmektedir.

İslam, bütün yeryüzünü insana mescit kılmış ve bütün insanları Allah’a kul olma görevini yerine getirmekle sorumlu hale getirmiştir. Bütün dünyanın mescit olduğu bilinciyle herkesin kendisini din görevlisi bilerek ahlak, adalet, Tevhit ve hikmet değerlerinin gereklerine uygun yaşaması lazımdır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.