Sokaklarda can güvenliği kalmadı.

Araba kullanmaya korkar hale geldik. Muhataplarınız en ufak trafik sorununda tabancalı bıçaklı saldırıya kalkıyorlar.

Hiç de azımsanamayacak saldırgan bir kitle toplum içinde serseri mayın gibi dolaşıyor. Nerede mayına basacağınızı bilemiyorsunuz.

İğrenç kadın cinayetleri ve diğer cinayetler cabası.

Suç işleyenlerin sadece hapse atılması yeterli değil.

Suça karışanlar; kredi alırlarken zorlanarak; arabasına sigorta yaptırırken, tutarlar, üçe, beşe katlatılarak; ev alırken burnundan getirilerek; hastanelerde muayene, film, tahlil sıralamasında hep sona atılarak; ilaç katılım payları yükseltilerek; arabasına vizesi zorlaştırılarak; ehliyet alırken, işe girerken, devlet yardımı alırken, hep çeşit çeşit yaptırımlarla terbiye edilmelidirler.

Vahşilere, toplumda yaşamanın belli kuralları olduğu, burunları sürtüle sürtüle öğretilmelidir.

Yaptıkları edepsizlikler, burunlarından fitil fitil getirilmelidir.

ABD bunlara benzer uygulamalar yapmaktadır, arabasını yasak yere park eden neredeyse arabası kadar cezayı göze alır.


Bu adileri cezalandırmak kadar, terbiye etmek te devletin görevidir.

Daha ne kadar can yakmalarına seyirci kalınacaktır?

***

Helin’in Katili

İstanbul Pendik'te katledilen Helin'in katili mutlaka idam edilmelidir.

AB kriterleri falan rafa kaldırılmalıdır.

AB hukuku, katilin ıslahı odaklıdır, katilin yaşam hakkı gözetilir. Hayatını kaybedenin “yaşam hakkı” dikkate alınmaz.

Katilin idamı vahşet olarak görülür.

Bu, “Batı Medeniyeti”nin “hak”tan yana değil, “güçlü”den yana olmak prensibinin gereğidir.

Şöyle bir değerlendirme yapıyorlar: Katil, güçlü ki öldürdü; mazlum, zayıf olmasa öldürülmezdi, biz güçlünün yanındayız!

Bu aynı zamanda, “Darwinizm”in "güçlüler hayatta kalır-tabii seleksiyon" prensibinin gereğidir. 


Halbuki, İslam Medeniyeti, mazlumdan ve haktan yanadır. 


Siz birinin yaşamını elinden alıyorsanız, hayatını sonlandırıyorsanız, bunun bedelini kendi yaşamınızla ödemelisiniz.

İşte, adalet budur.

Kaldı ki; katilin idamı dahi, maktulün hakkını karşılamaz. Ötesi, huzuru mahşere kalır.

İdamın caydırıcılığının tartışılması daha ikincil konudur.

Önemli olan mazlumun hakkının korunmasıdır.

***

Semtin onayı...

Bir semte; AVM, düğün salonu, otel, gece kulübü, meyhane, besihane açılacağında, o semt sakinlerinin onayı alınmalıdır.

Onay, kanuni zorunluk haline getirilmelidir.

Yolunuza karşılıklı iki düğün salonu yapıyorlar, evinize gidemiyorsunuz.

AVM yapıyorlar, trafik arap saçına dönüyor, semt mahvoluyor.

Meyhane açıyorlar, sabaha kadar müzik yayını yapılıyor.

Şu devirde, şehirlerde meskenler arasında besihaneler harıl harıl çalışıyor.

Acaba, semt sakinleri bunlara onay verir mi?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.