Farklı yüzyıllarda hatta bin yıllarda yaşayan bu dörtlüyü bir araya getiren nedir diye merak ediyorsanız, buyurun hep beraber bakalım.

Fırsat buldukça Kur’an okuyum lütfen. Mealini de mutlaka okuyun. Ve emin olun meal, sizi hiç ummadığınız yerlere sürükleyecek.

Bakara Suresi’nin 247’den 251. ayet dahil beş ayette Talut ve Calut kısası anlatılır. Yani Rasul ve Nebi olan Davut aleyhisselam ile çok güçlü ve insan azmanı olan Calut’un hikayesi.

Tevrat’ta da Samuel I adlı surede Davut aleyhisselam ile Calut’un hikayesi şöyledir:

Davut, Calut’un karşısına bir sapan ve birkaç taş ile çıktı. Calut saldırıya geçmeden önce Davut hızlı bir şekilde görünmeden saklanarak sapanıyla bir taş fırlatır ve Calut’u alnından yaralayarak yere düşürür. Ardından yaklaşarak Calut’un kafasını keser ve İsraillileri zafere ulaştırır.

Efsaneden anladığımız kadarıyla Calut’un hipofiz bezleri bozuk olduğu için 3 metre civarında bir boya sahiptir. Davut aleyhisselamın kendisine görünmeden yakından arkasına geçmesi ise kuvvetle muhtemel Calut, yanlarını ve yakını görememe semptomlarına maruzdur.

Michelangelo Merisi da Caravaggio ise Milano’lu bir ressamdır.

Caravaggio'nun 1610 yılında yaptığı “Davut ve Golyat” isimli tablosunu yerinde göreniniz var mı bilemiyorum. Ama imkânı olan mutlaka ama mutlaka Roma’daki Galleria Borgese'de görmelidir. Barok resminin şaheseri olan bu tabloya bakar bakmaz anında sizi içine çeker.

Caravaggio, bu resmi yapmadan önce bir cinayet işler. Yaşadığı Roma'dan kaçarak Napoli ve başka şehirlerde yaşamak zorunda kalır. Bir gün Caravaggio’ya hayatının haberi gelir. Roma’da Roma’nın güçlü adamı Kardinal Borgese onun affedilmesi için girişimlerde bulunmuş ve hayli mesafe kat etmiştir.

 Bunu duyan Caravaggio kendini affettirmek ve tekrar Roma'ya dönebilmek için Kardinal Borgese'ye hediye olarak bir resim yapar.

Caravaggio bu eser ile günah çıkarır adeta. Tabloda, genç ve cesur Davud'u gençliği olarak resmetmiş, Korkunç ve vahşi dev Golyat'ı ise o günkü hali olarak resmetmiş.

Büyük ressam Caravaggio, zaman içinde bir Davud'un nasıl bir Golyat'a dönüştüğünü anlatır aslında. Bu yüzden içinde bulunan iyiliğin neredeyse tüm benliğini ele geçiren kötülüğünün kafasını koparmasına izin veriyor tablosunda. Gençliğinin masum elleri ile bize kötülüğünün kafasını sunuyor.

Aslında bu, Carvaggio’nun vicdanının resmidir. İçinde yaşayan kötülüğü öldürdüğünü ve affedilmek istediğini anlatır.

Galleria Borgese’deki bu tablo en ince detayları ile bize vicdanı, pişmanlığı, tövbeyi ve kötülükten kurtulmayı anlatıyor. Bektaşilikteki “eli, beli, dili kesmek” ya da Sünni tasavvufundaki “terki alem, teki ukba, terki dünya, terki terk”i anlatıyor.

İnsanın en büyük ve en güzel vasfıdır kendisi ile yüzleşip kalbi pişmanlık, tövbe ve nedamet dilemek.

Ve tabloda, genç Caravaggio, günah işlemiş, kirlenmiş yaşlı Caravaggio'ya acıyarak ve kınayarak bakıyor.

Ressamların yaptıkları kendi portrelerine bakın, tamamında kendilerine asil bir görünüş verdiğini görürsünüz. Ancak Carvaggio böyle yapmadı ve kendi başının kesilmiş halini Davut aleyhisselamın eline vererek kendini resmetti. Resimde ki vicdan azabının bir kanıtı da Kılıç üzerinde yazan yazıdır: “Alçak gönüllülük gururdan üstündür.”

Davut aleyhisselam, Carvaggio, Tayyip Erdoğan ve Mesut Barzani’nin ne alakası ver diyeceksiniz? Çok yakın alakası var. Bugün Carvaggio yaşasaydı Sayın Erdoğan ile Sayın Barzani’nin tablosunu aynı tema çerçevesinde çizerdi.

Mesut Barzani, nefsin/şeytanın ete kemiğe bürünmüş hali olan Batılı danışmanların ve devletlerin oyununa gelerek hem kendi sonunu hazırlayan hem de bölgede Kürtlerin yegâne hamisi ve samimi dostu olan Erdoğan’ı hiçe sayarak kendi sonunu hazırlayan referandum tuzağına iki ayağı ile düştü. Ve maalesef hala kendisi ile yüzleşip Kürtlerden ve Tayyip Erdoğan’dan helallik dilemiyor.

Aynı şekilde, Sayın Erdoğan da haklılığın verdiği kızgınlıkla öfke seline kapılıp çok ağır bir söylem geliştirdi.

Peki sonuç ne oldu?

Barzani kaybetti. Kürtlere kaybettirdi, Türkiye’ye kaybettirdi. Irak Kürdistan bölgesini de zulmün, vicdansızlığın ve Allahsızlığın sembolü olan Safevi (İran) Şiası’nın sömürgesi haline getirdi.

Şu anda köşeye sıkışmış ve kendi nefsinden, insanından bölge halklarından nedamet dileyecek olan Mesut Barzani’ye sahip çıkarak (ve kendi koşulları ile) Kürdistan’da Safevi Şiası sancağının dikilmesini önlemek gücü ve görevi Sayın Erdoğan’ındır. Erdoğan’ın Referandumu engelleme konusunda Barzani’yi ikna için harcadığı olağanüstü çabayı artık herkes biliyor. Barzani’ye haklı olarak çok kızgın.  Çünkü kardeşi olarak gördüğü ve değerlendirdiği şahıs tarafından sinesinden bıçaklandı.

Ama Büyük devlet ve lider olmak bazen ‘Haklı öfkenizi’ yenmeyi gerektirir.

Carvaggio gibi nefsinizin başını kılıçla kesmeniz gerekir. Erdoğan eğer Barzani’ye sahip çıkarsa, doğması muhtemel/mukadder olan mezhep savaşının önüne geçer. Ve ham dünyada hem de ahirette el üstünde tutulur.

Merak ettiniz,  Carvaggio affedildi mi?

Affedilmek için gemiyle Roma'ya giderken yolda mola esnasında gemiyi kaçırdı. Resimleri geminin içinde kaldı. Bir sonraki limana kadar sahil yolundan gemiyi yakalamak için koşmaya başladı. Bu sırada yolda sıtmaya yakalandı ve öldü. Ama Davut ve Golyat tablosu ile hala dipdiri yaşıyor…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
iyildiz 2017-10-25 11:35:33

Sayın Barzani mi...Kürtçülüğünüzü gizlemek için İslam'ı kullanmayın...