Hergün tanıdık tanımadık birileri sessiz sedasız ayrılıyor aramızdan. Çekip gidiyorlar şu fâni dünyadan. Ayrılırlen aramızdan kimileri hoşbir seda ile gözyaşları bırakarak çekip gidiyorlar.

Ölüm hiç kuşkusuz en gerçek hakikat. Hiç kimsenin inkar cüretini gösteremediği katıksız gerçek ölüm. Her yaratılmış varlığın ölümü tadacağını biliriz ve inanırız. İnanmakla kalmayız bizzat aynelyakin şahit oluruz. Camilerimizden selalar verilir, cenazeler kaldırılır, mevlütler okunur hergün bize katıksız gerçeği hatırlatmaları için.

Buna rağmen yine de vurdum duymaz bir halimiz vardır ölüme karşı. Ansızın bizi yakalayıvereceğine olan inancımız yok gibi hareket ederiz. Randevusuz gel(e)meyeceğine inandırmışızdır sanki kendimizi. Bir vurdum duymazlık kaplamış bütün yüreğimizi.

İnsan hoşlanmadığı ortamlarda son nefesini vermek istemiyorsa o ortamlardan uzak kalmalıdır diyor bir bilge kişi.

Azrail ile randevuyu sağlama almak için temiz yerlerde vakit geçirmeli, güzel insanlarla hemhal olmalı. Ölümün ne zaman geleceği bir sır gibi şifrelendiğine göre tedbiri almakta fayda var. Hiç beklenmedik bir anda izin almaya hacet duymadan bütün ihtişamıyla randevusuna sadık kalacaktır Azrail (as) bir saniye bile ıskalamadan...

Sanal alemde dolaşırken insanı kendine getiren güzel paylaşımlar da olmuyor değil. Geçen gün bir paylaşım vardı nette. Âni ölümleri kaydetmişler. Speaker televizyon kanalında haber sunumu yaparken bir anda olanca ağırlığıyla yere yığılıveriyor ve can veriyor. Sonra bir futbolcu topun arkasında koştururken topa vuramadan ayağı havada kalıyor ve gerisin geriye düşüyor. Bir başkası Parlamentoda konuşma yaparken cümlelerini tamamlayamadan kürsüden düşüyor. Bir güreşçi rakibini yendikten sonra “en büyük benim” derken can veriyor...

Hayatlarının belki de en mutlu anına adım atarken bir gelin nikah masasında nikah şahitlerinin huzurunda nikahlarını yapamadan damadın kolları arasına cansız bedenini koyuveriyor çığlıklar arasında. Bir delikanlıya yolda yürürken ansızın bir araba çarpıyor ve oracıkta kanlar içinde canını veriyor. Çok zengin bir Arap genci bindiği milyarlık arabadan kibirli tavırlarıyla iniyor, sonra caddenin karşısında oturan arkadaşlarının yanına yürürken daha karşıya geçemeden elinde en pahalı telefonu üzerinde marka elbiseleri, ve kenarda altın kaplı marka arabasını bırakarak can veriyor.

İşin kötüsü Allah’ın sevmediği bir hal üzereyken alınan canlar da vardır. Enğlencenin dibe vurulduğu bir düğün ortamı, kadınlı erkekli karışık bir halde danslar edilirken bina çöküyor, cansız bedenler ortalığa saçılıyor. İçki masasında can veren, kötü bir niyetini gerçekleştirmik için yola koyulmuş olan, Allah’a isyan dolu tavırlar, yada düşünceler içindeyken canlar verilebiliyor.

Bunların yanında bir de güzel halde ölümle yüzleşenler vardır. İmam camide hutbe verirken Allah ismi son kelimesi oluyor ve öylece ruhunu teslim ediyor. Peygamber Efendimizin tabiriyle gönlü camilere bağlı olan bir genç son nefesini secdeye varırken veriyor. Bir asker vatanını ve namusunu korumak için cephede Azraile tebessüm gönderiyor. Bir Filistinli anne kudüs davasını zalimin çehresine haykırırken cennet müjdeleniyor. Bir başkası ilim öğrenip insanlığı aydınlatmak için gittiği gurbet yurdunda kitap okurken teslim ediyor ruhunu...

“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz de öyle dirilirsiniz.” Son an, son hal son nefes. Belki de üzerinde durulması gereken yaşamın en önemli gerçeği.

Rabbim şu beş şey gelmeden önce yaşamın kıymetini bilenlerden eylesin bizleri 1. Ölüm gelmeden önce hayatın; 2. Hastalık gelmeden önce sağlığın; 3. Meşguliyet gelip çatmadan önce boş vaktin; 4. İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin; 5. Fakirlik gelmeden önce zenginliğin;

Bunların hepsi ayrı ayrı üzerinde durulması, düşünülüp tefekkür edilmesi gereken konular. Ama hepsinden önemlisi ölüm gerçeğinin akıldan çıkarılmaması. Hergün gönül aynasını parlatmakla meşgul sonsuzluk yolcularının yaptığı gibi ölümü hatırlayıcı terapiler yapmalı, ağzımızın tadını kaçıran bu gerçeği hep hatırlayıcı uyarılar koymalıyız günün belirli saatlerine ve,

Güzel hasılatlarla çekip gitmeli...


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-11-16 00:19:40

Yazarımızın gönlüne kalemine sağlık. İnşAllah hayırlı kul hayırlı ümmet hayırlı müslümanlar olarak ahiret hayatına göç ederiz. Selam ve dua ile