Tarikatlar ve Cemaatler - II

Siyasal hareketler, bir taban oluşturarak varlıklarını devam ettirmek isterler. Bugüne kadar gelen siyasal hareketlerin en başarılı olanları ise tabanda gördüğü rağbetle ve siyasal hareketi devam ettirecek bir nesil potansiyeline sahip olmakla varlıklarını devam ettirmişlerdir. Bu son zamanlara kadar yadsınamaz bir gerçekti. Seküler dünya bunun artık romantik bir hayal olduğu gerçekliğini ortaya koydu. Bu nedenle de siyasal hareketleri farklı arayışlara yöneltti.

20 yıla yaklaşan AK Parti siyasal hareketi, bilhassa cumhurbaşkanımız, bu arayışın gerçek hedeflerini en iyi tespit eden ve devleti dönüştürecek gücü elde etmeye çalışan bir anlayışla yola çıktı. Maruz kaldığı bütün ihanetlere rağmen yaşla kuruyu birbirinden ayırmaya çalıştı. Tarikat ve cemaatlerin haklı hizmetinin korunmasına çalışarak büyük zulümleri önlemeye çalışan en önemli devlet başkanı oldu. Bir gençlik oluşturamazsa da tabandan gelen toplumsal yapıların desteğini almayı başardı. Hatta İslami olmayan diğer bütün dini cemaat ve tarikatlarla beraber, sivil toplum örgütleri de bizzat cumhurbaşkanımızı her defasında teminatları olarak gördüler. Bu vesile ile de bu yapılar, kendisini iktidarda görmek istediler ve sürekli desteklediler.

Başlangıçta çıkar ilişkisiyle ona destek verenlerse zamanla desteklerini çektiler. Hatta tam karşı safa geçerek içkin bir şekilde varlık sebeplerini ifade ettiler. Ancak bu süre zarfında değişmeyen ve ilk günkü gibi bu siyasal harekete destek veren ve sadece ülküsel düşünen hareketler de varlıklarını devam ettirdiler. Hatta neredeyse partinin istenen tabanını bunlar oluşturdular. Bu taban paydasının en büyüğünü devletten güç devşirmeden Allah rızası için Anadolu’nun her köşesinde hizmet eden İslami hareketler, kısacası tarikat ve cemaatler oluşturdu.

Bu oyun bozulmalı

Siyasal hareketlerin sapması veya tarihten silinmesi, kendi ferasetsizliklerinin ve dönüştüreyim derken dönüşmelerinin neticesidir. Bu nedenle son zamanlardaki tarikat ve cemaatlerle ilgili bütün bu deformatif hareketler bu siyasal hareketin tabanını kaydırmaya dönük bir tuzak ve kendi varlığını devam ettirmek isteyen derin devletin ve onun iç ve dış bileşenlerinin oyunudur. Bu oyun bozulmalıdır.

Hükümet, devletin kaçak güreşmesini önlemelidir. Sorunlu olan devlet şeffaf bir şekilde tarikat ve cemaatlerin üzerindeki bütün baskıları kaldırarak onları tamamen formel bir yapıya kavuşturmalıdır. Meşruiyetleriyle beraber daima güvenilir ve denetlenebilir yapılar olduklarını topluma anlatmalıdır. Hem onlara güvence vermeli, hem topluma ve devlete zararlı yapılar olmadıklarını ortaya koyan mekanizmalar üretmelidir.

İktidar ile aralarındaki mesafenin toplumun temel dini ihtiyaçlarını giderme merkezli olduklarını belirtmelidir.

Toplumsal korku ve kaygıları giderecek bir iletişim biçimi ortaya koymalıdır.

Efendim fare geçer yol olur atasözünün hikayesini çoğumuz biliriz: Adamın bıyıkları paladır ve bakımlıdır. Uykudayken bir fare bıyığının üzerinden geçer. Adam hemen berbere koşar ve bıyıklarının kesilmesini ister. Şaşkın bakışlar arasında berber neden diye sorar. Adam da üzerinden fare geçti der. Berber de yıkamasını söyler. Adam hayır bir kere geçti mi yol olur der. Evet neredeyse 100 yıldır devlet bütün sivil toplum örgütleri ile ilgili yasal düzenlemeleri yapmadığı ve gerekli güvenli limanı oluşturmadığı için fare gibi olanlar, din gibi önemli olan şeyin altını çizen ve bıyık gibi net bir şekilde olduğu yeri bilen bu tarikat ve cemaat yapılarının üzerinden gidip geldiler. Bunu fırsat bilen sorunlu devlet de her defasında bıyığı kesti. Ama bıyık insanın doğal bir parçası olduğu için her defasında daha gür çıkmaya başladı.

Evet devletin temel görevi, bu yapıların siyasal tercihlerine bakmadan yasal bir zeminde varlıklarını devam ettirmeleri için gerekli şeffafiyeti göstermek ve kanun altında güvenceye almaktır.

Cemaat ve tarikatlarda sorun yok mu?

Ya cemaatlere ve tarikatlara ne demeli! Cemaatler veya tarikatlarda sorun yoktur demiyoruz ki. Öncelikle bu yapıların -İslami olsun olmasın- lider ekseninden çıkıp metnin emrine girmeleri gerekir. Yani Kur’an ve Sünnet ekseninde ve onların gölgesi mahiyeti olan diğer metinlerin ışığında giderek, düşünmeyi ve kalbi tatminiyeti metnin özünde aramalıdırlar. Hatta bu tarz yapıların her türlüsü yazılı prensipler doğrultusunda hareket ederse devletin denetlemesi kolaylaşır ve kanunun uygulanma alanı güvenilir hale gelir.

• Bu yapılar vicdanı, bir duygular bileşkesi bilerek istişare ve ortak akılla hareket etmelidirler.  

• İradelerini zihnin aktivitesi ve kalbin tatminiyle ortaya koymalıdırlar.

• İtaat ile ittiba arasındaki farkı görmelidirler.

• Hürmeti elden bırakmadan hikmetli tenkit yapabilmelidirler. Kendi içlerinde eleştiri kurumunu en detaylı ve anlamlı bir şekilde devreye koymalıdırlar.

• Dinle konumundan çıkıp, oku konumunda kendilerini bulmalıdırlar.

• Devlet yani iktidarlarla aralarına zinhar mesafe koymalıdırlar.

• Seçim günü oylarını kullanıp öncesi ve sonrasında sadece Allah için hizmet etmelidirler.

• Devletin eline bakmak yerine ümmetin kalbine nazar etmelidirler.

• Kendilerine zulüm dahi edilse adaleti Allah’tan beklemelidirler. Ve devletle rekabet içerisinde asla olmamalıdırlar.

• Süreç odaklı yaptıkları safi hizmetleri sonuç odaklı olan ve iktidarları tedirgin ederek onların hizmetini engelleyecek boyuta taşımamalıdırlar. Yani hizmetlerini yapıp neticeyi Allah’a bırakmalıdırlar.

• Diğer İslami hareketlerin sadece takdir edicileri ve ellerinden gelirse eksik kaldığı yerleri takviye edicileri olmalıdırlar. Yani bütün tarikat ve cemaatler bir diğerinin rakibi değil tamamlayıcısı gibi algılanmalıdırlar.

• Asla alan ihlali yapmamalıdırlar.

• Her ne vesileyle olursa olsun bu yapılar içinde kendini bulan veya olan her bireyin önceliği üst kimlik olmalıdır. Üst kimlik ise yaşanılan vatanda hür ve aynı zamanda esir olarak yaşamaktır. Yani cemiyetin içinde haklarını isterken fikrinin hürriyetini ve kendinin özgürlüğünü savunmalıdır. Ama toplumdaki diğer bireylerin özgürlüklerini kısıtlamamalı yani onların hakları karşısında esir olmalıdır.

Bütün bunlarla beraber iktidar, toplumun ve ülkenin geleceğini oluşturan cemaat ve tarikatları meşru ve güvenilir yapılar haline getiren kanuni düzenlemeleri yapmazsa FETÖ’nün ve onu kullanan bütün iç ve dış odakların sıra size de gelecek kodlamasıyla C planı devreye girecektir. Peki bu elim plan devreye girerse kaybeden kim olur? Hepimiz. Hem de dindarların eliyle. Yahut dindar gibi görünen teolog adıyla veya karanlık aydın sıfatıyla meydanlarda boy gösteren ve aklını imanının önüne geçirerek bütün hukukların zarar göreceğini fark edemeyenlerin eliyle.

Cumhurbaşkanı’ndan beklentilerimiz

Devlet başkanımız Recep Tayip Erdoğan’dan acilen istirham ediyoruz: Din İşleri Yüksek Kurulu’nun ehliyetli alimlerinden, hukukçulardan, sosyologlardan ve bu sahada olan tarikat ve cemaatlerin temsilcilerinden işi iyi bilenlerden oluşan bir mekanizma oluşturmalıdırlar. Ve bütün toplumu rahatlatacak bir düzenlemeyi acilen hayata geçirmelidirler.

Devlet başkanımız Recep Tayip Erdoğan’dan diğer bir istirhamımız da, bu tarz durumlarda kaos isteyen ve kötü niyetleriyle ekran veya matbuatta pervasızca yazan ve insanların hukukunu görmezden gelerek onları umutsuzluğa ve mutsuzluğa sevk edenlere karşı kamuoyunu bilgilendirecek ve herkesi güvende hissettirecek bir konuşmayı yapmasıdır.

Yoksa;   

Çok yazık olur! Çok yazık olur! Çok yazık olur!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-07-26 11:39:15

insan ilk önce kazandığını helal kazanmalı en basiti katılımcı bankalar Türkiye'deki bankacılık sisteminde payları yüzde beşi geçmemektedir katılım bankaları ile ilgili onlarca fetvalar katılım Bankası'nın danışma Kurulu üyesi bugün caiz dedigini Kısa bir süre sonra haram diye biliyor yazarımızın da bahsettiği gibi Bu fetvayı neye göre veriyor kimin çıkarına göre veriyor Öncelikle Türkiye'de faizi bitire bilmemiz için Katılım bankalarının önü açılmalı ve kamuoyunda Güven oluşturmalıdır bu konularda Cemaat ve tarikatlar nerede durmakta ve ne yapmaktadırlar konuşmanın dışında.Cumhurbaşkanımızın Faizler düşmeli düşürülmeli demektedir Ama görüyorum ki katılım bankacılığı yeterince gelişememektedir veya doğru ynetilemiyor. Faizlerin düşmesi için faizsiz çalışan Katılım bankalarının önü açılmalı ve desteklenmelidir en basiti borsaya acilmis şirketleri Öncelikle Türkiye varlık fonuna bağlı olan şirketler için yeni bir endeks kurulmalı Bu şirketler katılım bankaları bankacılığı üzerinden borsada işlem Görmeli açığa alış ve satış olmamalı her sene düzenli temettü vermesi zorunlu hale gelmeli Böylece bu şirketlerde faize bulaşmadan kar payı ile işlerini yönetebilmek nedir Aselsan TOKİ Türk Hava Yolları gibi şirketler bu sisteme dahil edilmelidir

Avatar
İmdat baytemür 2018-07-26 11:03:42

Aziz kardeşimin terennüm ettiği latif ve gerçekçi düşüncelerine katılıyorum. Allah kendilerinden razı olsun. Umarım bu mesaj yerini bulur. Yoksa çok yazık olur. Hem de çok yazık olur

Avatar
Turgay celik 2018-07-26 11:18:02

Hocam tesekkur ediyorum . Degerli goruslerinizle bizim hislerimize tercuman olmussunuz. Gercek olan o ki, ' DINSIZ BIR MILLET YASAYAMAZ'

Avatar
hüseyin 2018-07-26 11:27:30

Allah razı olsun hocam

Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-07-26 11:33:11

Yazarımız dan Allah razı olsun. İnşAllah bu yazıyi devlet büyüklerimiz de Okur yazarımızın bahsettiği konularda Devletimiz gerekli adımlari atmalıdır acilen.

Avatar
Faik 2018-07-26 22:30:07

Tarikat cemiyet vakıflar peygamber efendimizden sonra islam dünyasının başına bela olmuş bir zihniyetten başka şey değildir bunların tamamen kapatılması ve bu konuyla ilgili liyakat sahibi insanlardan oluşan bir yerlere bağlı olmayan sadece öncelikle adalet ve insan yaşam hakkını her şeyden önde tutan bir yeni oluşuma ihtiyaç vardır cemiyet vakıf tarikat bunların hepsi bertaraf edilmelidir ki kitabı kıblesi peygamberi bir olan toplumu bir araya getirmeli yoksa biz daha çok bölünür parçalanırız

Avatar
Aydın saygılı 2018-07-26 23:16:04

Yazarımızın gönlüne kalemine saglık Allah razı olsun gec kalınan karar hayırlı olur inşAllah