Her kadına şiddet, çocuğa istismar vs vakasında ülkemiz insanının ahlaksızlığı, vahşiliği üzerine hikâyeler döşeyen enteresan bir grup bulunur.

Hani müsaade edilse dünya üzerindeki tüm suç ve kötülüğün adresini ülkesi, eylemcisini de kendi vatandaşları ilan etmekten zerrece çekinmez bunlar.

İlginçtir; ne Batıdaki cinsel suçlar, kadına şiddet, erken yaşta evlilik olaylarının kabarıklığı ilgisini çeker ne de pedofili vakalarının çokluğu, kayıp on binlerce mülteci çocuk…

Başka bir gezegenden gelen ümmiler olsak Batının insanlığına, adaletine, kadın ve çocuğa hürmetine, hümanizmine hürmet edeceğiz de zahir hepimiz aynı gezegenin evlatlarıyız!

Gözlerini bürüyen hayranlıklarından mı bilinmez, Batının envai çeşit cürümleri görmezden gelindiği gibi müşfik bir yok sayma ile de karşılanır.

Hollywood’daki tecavüz skandallarını dahi bilgece bir af ediş, anlayışla karşılayan zevat tüm öfke ve saldırısını ülkedeki kabahatlere yönlendirmek için biriktiriyor gibidir!

Hiç kimsenin bizdeki çirkinlikleri örtme, meşrulaştırma, yok sayma çabası yok elbette. Lakin aynı kişilerin aynı olaylara coğrafya ve kimlik üzerinden değişen tepkiler vermesi hakikaten ibretlik.

Çirkin ve kötü olanın evrenselliği, tarafgirliğin körlüğünü kaldırmayacak kadar fasih ve belirgin.

Batıda sayıları on binlerle ifade edilen kayıp çocukların akıbetine ilişkin ancak tahminler yürütülebilirken bizdeki çocuk hakları savunucuları, hümanistler sessizliği tercih etti.

Aynı vaka herhangi bir Ortadoğu ülkesinde cereyan etse dünyayı yıkacak, pozisyonlarını konuya kurban edeceklerin tutumu bizleri artık şaşırtmıyor.

Kilisenin ortaya saçılan yolsuzluklarını, sapkınlıklarını gündemine dahi almayanlar, hasbel kader imam hatip lisesi hizmetlisi olmuş çalışanın tacizini dahi “imam hatipte taciz” başlığıyla vermekten çekinmez.

Gerçi son iki yazımda da değindiğim gibi bizde de her şey güllük gülistanlık değil! Aldatmalar, boşanmalar, taciz-tecavüzler hızla tırmanıyor!

Bu konuda da kimilerinin iddia ettiği gibi “bizde değişen bir şey yok, eskisi gibiyiz; basının abartması” yollu dillendirmeleri onaylamıyorum.

Bizde de cinsel suçlar ve bağlantılı şiddet vakalarının arttığını düşünüyorum. Eskiden zengin, refah içerisindeki insanın heyecan arayışının sonucu olarak görülen bu tür vakalar, toplumsal tabakanın en alt kesiminde dahi hızla yayılıyor.

Basının da ahlaksızlıkları körüklemek, normalleştirip yaygınlaştırmak misyonu üstlenmişçesine politika sergilediği malumumuz!

Neye, niçin hizmet ettiğinin sorgulanması gereken programlarda çarpık ilişkiler, tecavüzler, aldatmalar üzerinden değer ve ilke kaybımızın hızı artırılıyor.

RTÜK sadece bir şikâyet mekanizmasının adı mıdır, bu tür yapımlar özgürlük göstergesi midir gibi sorulara cevap ararken ahlaki çöküşe mühim bir katkı sunduklarını da hatırdan çıkarmayalım!

Batının cürmünden bizdeki kabahatlere neden geçtiğimize gelince; ne birileri gibi sadece Batıyı savunup bizimkileri eleştirecek ne de sadece Batı eleştirisi yapıp bizdeki cürümleri örtbas edecek değiliz.

Batının kokuşmuşluğuna karşılık bizde de ahlaki çöküşün, dezenformasyonun koşar adımlarla ilerlediğini ancak görmek istemeyenler fark edemeyecektir. Gerçeği yok saymak ya da salt Batı eleştirisi üzerinden kamusal vicdan arınması yapmak hiçbir şeyin çözümü olamayacaktır…

Twitter.com/sabihadogann


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.