Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Bir taraftan PKK-YPG-PYD-DEAŞ gibi terör örgütleriyle çatışıyor diğer taraftan da haydut devletlerin ekonomik ve siyasi baskısına maruz kalıyor. Sınırımızda kurulmaya çalışılan terör devleti de cabası… Ancak Türkiye’nin şu ana kadar ortaya koymuş olduğu politika ve “taarruz siyaseti”, düşman odakların saldırısı geri püskürttü. Güvenlik sektörünün büyük yara almış olduğu Ergenekon-Balyoz davaları, 17-25 Aralık Kumpası ve ardından yaşanan 15 Temmuz darbe girişimine rağmen Ordu, birbirinden farklı noktalarda bu ülkenin güvenliğini başarıyla sağlamaya devam ediyor, düşman çatlatırcasına…

Peki, nasıl oluyor da böylesi bir süreçte CHP, Türkiye’nin ulusal güvenlik sorunu haline geliveriyor? Önce Öztürk Yılmaz’ın “Bu, tarihi bir konuşmadır: ÖSO’ya dikkat edin diyoruz, yarın başınıza iş açacaksınız”, açıklamasının ardından Eren Erdem’in “Cihatçı, selefi, kafa kesen yağmacılardan oluşan bu çeteyi kim Türkiye adına görevlendirdi” soruları etrafında dönen tartışmalar neyi amaçlıyor? Neden Eren Erdem, hemen Türkiye’nin aleyhinde pozisyon alıyor? Nasıl olur da  Öztürk Yılmaz gibi bir adam bu ülkede konsolosluk yapar? Sorular… Sorular…

Daha da ötesi, Kılıçdaroğlu’nun Grup Konuşmasında söylediklerine ne demeli? “Ortadoğu bataklığını Türkiye'nin mekanı haline getirdiler”, “Her türlü terör örgütlerine her türlü desteği verdiler, şimdi PYD’yi düşman ilan ediyorlar.” Bu sözleri duyan birisi sadece şunu anlar; tüm Ortadoğu’nun Suriye’nin, Irak’ın yaşadığı iç savaştan Türkiye sorumludur.  

CHP, Neyi Hedefliyor?

Öncelikle, ana muhalefet partisinin genel başkanının veya milletvekillerinin iktidar partisinin uygulamalarına destek vermesini bekleyemeyiz. Eleştirmek, karşı çıkmak en tabi hakları… Ancak son dönem yaşanan tartışmalar, eleştirmek veya destek vermemek ile ilgili değil. Ordunun, terör ile mücadele ettiği bir aşamada Kılıçdaroğlu’nun veya milletvekillerinin barış elçisi kesilmeye çalışmaları siyasi kurnazlıktan öte farklı bir amacı taşıyor.

CHP’nin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) üzerinden Afrin operasyonuna dair yapmış olduğu eleştiriler iki hedefe haiz. Bunların ilki, iç siyaset ile ilgilidir. CHP, Afrin operasyonu üzerinden iktidar partisini itibarsızlaştırmaya çalışmakta ve kendi seçmen kitlesini keskinleştirmektedir. İkincisi de dış siyaset veya dış politika ile ilgilidir. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin meşru hakkı olan Afrin operasyonuna karşı çıkan küresel güç odaklarına mesaj vererek Türkiye’nin elini zayıflatmayı amaçlamaktadır. Kılıçdaroğlu, “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” mottosu üzerinden siyaseti kuşatmaya çalışıyor. Almanya’nın, ABD’nin veya Birleşik Arap Emirlikleri’nin yanında siper almış vaziyette. Yeri, kesinlikle Türkiye’nin yanı değildir.

Burada CHP’ye ve CHP’li dostlara şunu sormalıyız; Kılıçdaroğlunun veya CHP’nin, Almanya’da yaşayan ve Türkiye’nin Afrin Operasyonuna karşı çıkan PKK’lılardan ne farkı var?

Hülasa, son dönemde CHP etrafında yaşanan tartışmalar CHP’nin devşirildiğini göstermektedir. CHP, yerli ve milli vasfını yine yeniden kaybetmiştir.

Şimdi yazının başındaki CHP, Türkiye’nin Ulusal Sorunu mu sorunun cevabını sizlere bırakıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Saffet 2018-02-02 01:08:45

Chp türkiyenin BAŞ belasıdır pkk dhkpc ve amerika ve avrupanın himayesine girmiş maalesef türkiye düşmanlığı yapmaktadır halkımız bunları iyice ne olduklarını biliyor seçimde inşaAllah bunların hesabını soracağız