CHP tarihinin en zor süreçlerinden birini yaşıyor. Bir yanda delegelerle kurduğu saltanatı yaşatmaya çalışan Kılıçdaroğlu, bir yanda rakip olarak sunulmak için bekleyen İnce…

Muharrem İnce’nin balonu söndü, tekrar şişirilmeye çalışılıyor…

Her ne kadar İnce’nin CHP’ye yeni bir heyecan getirdiği söylense de, 24 Haziran sonrası milyonlarca seçmenini dikkate almadan merak içerisinde bırakmasını CHP’liler unutmadı. Seçim öncesi görüntüsü ile seçim zamanı meydanlardaki söylemlerinin bariz farklı olduğuna şahit olduk. Seçim meydanlarında “Solcu mu, sağcı mı diye bakmayacağız. Türbanlı mı, türbansız mı diye bakmayacağız” naraları atan İnce’nin, bizzat kendisi tarafından başörtüsü konusunda önerge verdiğini ve başörtüsü karşıtlığını net bir şekilde ortaya koyduğu çok konuşması var ama hadi birçoğuna partiy politikasıyla hareket etti diyelim ancak TRT’de çalışan bir bayanın saçını bere ile kapatması bile Muharrem İnce’yi rahatsız etmişti. Meclise verdiği önergesinde, “TRT ekibindeki bir kameramanın kışlık bere ile kapattığı, bu kameramanın TRT’de türbanla çalıştığı yönünde basında çıkan haber ve fotoğraflar doğru mudur?” şeklinde önerge vermişti.

Bu konuda yazınca bile insanın içi sıkılıyor ancak mesele türban değil, çok daha ötesi…

CHP’nin yıllarıdır anlayamadığı kısım ötesi kısmı...

Çünkü seçim öncesi başörtüsü dağıtıp seçimden sonra yırtan bir zihniyet yönetiyor partiyi.

Yukarıdaki sadece bir örnek. Seçimden önce imam hatipliler kapatılsın diye yürüyüşler yapanlar, seçim süreçlerinde “hepsi bizim evladımız” naraları atıyorlardı, okullarda Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber'in hayatı isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulması önergesine, CHP hayır dedi. Seçim sürecinde, “isteyen istediği kadar dersi alır, istenirse fıkıh dersi bile alır” naraları atıyorlardı...

Manevi değerleri ile örtüşen bir muhalefete millet o kadar özlem duyuyor ki hatta örtüşen demeyeyim saygı duyan bir muhalefete, yaptıkları farklı olmuş olsa da sırf söylemlerinden dolayı %30 küsur bir oy verebildi Muharrem İnce’ye…

Şimdilerde koca koca araştırma şirketleri ile üniversiteler, CHP’nin neden oy kaybettiğini araştırıyorlar.

Yahu kardeşim zor değil, bu milletin değerlerine saygı duyacaksın, yeter ki  Erdoğan gitsin diye kirli ittifaklar peşinde koşma…

Onlar da biliyor; bu milletin değerleri oy pusulasının yönünü belirlediğini ama yıllardır sadece kandırmaya çalışıyorlar. Dedelerinin medya yokken, iletişim bu kadar hızlı değilken yaptıklarını hâla yapmaya çalışıyorlar ama halk görüyor…

CHP’de nispeten mantıklı olan kesim, hem Muharrem İnce’den, hem de Kılıçdaroğlu’ndan umudunu kesmiş durumda. En sık söylenen de şu: “CHP’yi kurtarmadan Türkiye’yi kurtaramayız.”

CHP baştan aşağı revize edilmeli. İnsanın zihniyetini değiştirmek kolay değil ancak parti kadrolarını ona göre ayarlamak daha kolay diyeceğim ama aklıma Kılıçdaroğlu’nun delegelerle kurulu saltanatı geldi. CHP’lilerin önce devrim yapması gerekecek…

CHP’liler holigan tabanlarına da dikkat etmeli, geliştirdikleri söylemler partiye zarar vermekten öteye geçmiyor… Son günlerde üst üste dünya şampiyonu olmuş milli motosikletçimizin arabasına takmış durumdalar. AK Parti değil de CHP’den milletvekili olsaydı varın siz düşünün… İşte bu muhalefet değil, bir şey bulamıyorum kaportaya takılıyoruz hesabı.

Telefon faturası ve Lamborghine…

Kenan Sofuoğlu Meclis’e pahalı arabayla gelince… Sanırsınız örtülü ödenekten Lamborghini almışlar, adama da benzinini Sağlık Bakanlığı bütçesinden veriyorlarmış gibi… Yahu adam dünya şampiyonu bir sporcu. Kendi kişisel garajında kim bilir daha ne arabaları vardır. Neden eleştiri konusu olduğunu bir türlü anlamıyorum. Milletvekilliğini bir ‘kamu hizmeti’ olarak yapacağını ve maaş almayacağını açıklayan bir adama saldıranların, annesi ile ABD’den yaptığı telefon görüşmesinin faturasını millete ödeten CHP milletvekili Elif Doğan Türkmen’e tek söz etmemiş olmaları gerçek bir iki yüzlülük örneğidir. O CHP milletvekilinin, 2 milyonluk (eski parayla 2 trilyon) iletişim harcamasını millete ödettiği günlerde, Kenan Sofuoğlu 2 milyon liralık bahis payını ‘haram diye’ elinin tersiyle itmişti. Ne anlatayım daha size...

Tüm bu tablo gösteriyor ki CHP’de baştan aşağı yenilik şart!

CHP revizesi için bazı tavsiyeler:

1) (Partinin) Zihniyetlerini değiştirecekler. Bu topraklarda 18 yıl ezanı Türkçe okutan CHP’nin, dine mesafeli, bazı kesimlerde din düşmanlığına, dindarları horlamaya varan zihniyetini terk etmesi bir zaruret… (İnce’nin numaraları gibi ucuz gösteriler, hiçbir dindarı ikna etmez.)

2) Kendilerine oy vermeyenleri aşağılamayacaklar. “Bidon kafalılar” da ne demek? “Yine cahiller kazandı” hakareti, demokrasinin neresinde yazıyor? Sadece CHP’ye oy verenlerin ilerici/aydın olduğunu kabul etmek, klinik vaka değilse nedir?

3) Delegelerini baştan aşağı yenilecek çünkü delegeler bir çete mantığı ile hareket ediyor. Mevkilerini kaybetmemek için başta olana kendilerini sıvalıyorlar. Hizipçiliği bırakacaklar. Yönetici kadrolar hazırlamalı ve onların halkın huzurunda sınava sokarak yetiştirmeli. Bu; il genel meclislerinde, belediye başkanlıklarında (bilhassa büyükşehirlerde) halkın göreceği, tanıyacağı, seveceği yöneticileri ortaya çıkaracak. Tepeden inmeler bitecek, kaset skandallarına bel bağlanmayacak. Önce kendi içerisinde gerçek anlamda demokratik olacaklar.

4) CHP ilkelerin partisi olacak. Vatanseverliğine gölge düşürmeyecek. Bir yandan Kuvayi Milliye’ciyiz diyeceksiniz, öte yandan da PKK’nın siyasi kolu HDP’yi Meclis’e taşıyacaksınız!

5) Sırf Erdoğan seçilmesin diye ittifak kurmak yerine, kendi adayının seçilmesi için çalışacaksınız. CHP opurtünizmi bırakacak. İşte ne oldu; seçim kaybedilince, öküz öldü ittifak bozuldu. Saadet Partisi de, İyi Parti de “buraya kadar” deyiverdi…

6) Yabancı etkilere kapılarını kapatacak. FETÖ’den falan medet ummayacak. Sadece millete yaslanacak…

7) CHP’liler meclis odalarına tablolarını asarken tereddüt etmeli. AK Parti gibi dönem kısıtlaması getirilecek ve parti sürekli olarak hareket halinde olacak.

8) Medyaya saldırmak yerine, medya temsilcileri ile sıkı bağlar kurulmalı. Şu halde iken medyada gözükmemek daha bile iyi. Kılıçdaroğlu ne zaman bir canlı yayına katılsa yeni bir skandal meydana geliyor. Projemiz var deyip, bir tane bile sayamayan birisini medya gösterse ne olur… Revizeden sonra medya dünyası ile sıkı çalışılmalı.

9) Gerçek anlamda proje üretilmeli, milletin zekasıyla dalga geçilmemeli. Okul başkanlığı adaylığında bile adaylardan birisi okula havuz yaptıracağım dediğinde okuldakilerin gülünç konusu olurdu. CHP bu örnekten bile daha uçuk vaadlerle geliyor.

10) Çamur atmayı bırakmalı. Taş devrinde değiliz artık, çamur attıktan sonra sadece izi kalmıyor, mobeseler çamur atanı da kaydediyor.

11) Önce kendi seçmenine saygı duymalı. CHP bağış kurumu değildir. İP’ye kiralık vekil, HDP’ye kiralık oy… Parti saygınlığını yitirmiş durumda. İlkelerini ortaya koyup mücadele etmeli ve seçmeni ile bağını güçlendirmeli.

CHP’li olmadığım halde evet, CHP beni ilgilendiriyor. Ben Türkiye’nin hepimizin olduğuna inanıyorum. Evrensel insanî değerler zemininde buluşmak mümkün.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.