Uzun yıllardan beri Türk siyasetini ve özellikle CHP’yi hem popüler hem de akademik düzeyde takip ediyorum. CHP hakkında yazılan akademik ve güncel yazıları ıskalamıyorum. Şunu rahatlıkla ifade edebilirim; CHP’nin yokluğu veya politik arenada varlık gösterememesi, Türk siyaseti ve toplumu açısından sorun teşkil eder. CHP; Türk siyasetinde var olmalı, varlık göstermeli. Bunun yanı sıra, bir siyasal parti olarak CHP’nin etkisi, almış olduğu oy ile kıyaslanamaz; özgül ağırlığı oldukça yüksek bir partidir. Ancak ne hikmetse, Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak topluma lanse edilmesinden itibaren CHP, cumhurbaşkanlığı seçim yarışından çekilmiş gibi. Peki, bunun nedeni nedir? Yoksa Kılıçdaroğlulu CHP, İnce’nin adaylığından rahatsız mı?

Bu soruları şunun için soruyorum; hatırlayacaksınız, Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adaylarını belirleme sürecinde oldukça fiyakalı laflar etti. Hatta “Adayımız, bir başarı öyküsü olan, ekonomiyi bilen, bilgili birikimi yüksek olan ve ülkeyi bu değerlerle yönetebilecek birisi olacak. Kavgacı olmayacak. Kavgayı ben yapacağım, cumhurbaşkanı adayı yapmayacak” minvalinle sözler sarf etti. Ancak CHP’nin Muharrem İnce ismi üzerinde karar kılması ile beraber, CHP tüm il ve ilçe örgütleri ile beraber karanlığa ve suskunluğa gömüldü. Ne doğru dürüst miting yapabiliyor ne de seçimi kazanmak için parti örgütünü seferber etmiş durumda. Ekranlarda sadece İnce’nin şahsi, bireysel çabasını görüyoruz. CHP, ortada yok.

şöyle bir sonuç çıkardığımı belirtmeliyim: CHP, kendi cumhurbaşkanı adayları olan Muharrem İnce’nin seçimi kazanmasını veya yüksek oy almasını istemiyor. Veya şöyle ifade edeyim; Kılıçdaroğlu, son anda aday göstermek zorunda kaldığı İnce’ye destek vermiyor. Dahası, Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığı seçimini kendi partisinin adayının kazanabileceğine inanmıyor. Özetle, İnce’nin en güçlü rakibi, CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu’dur.

Bu stratejik tavrın arkasında şöyle bir anlayışın bulunduğunu zannediyorum; İnce’nin yüksek oy alması Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı’nı sorgulanır hale getirecektir. İnce’nin yüksek oy alması, Kılıçdaroğlu’nu koltuğundan eder. Bundan dolayı İnce, yüksek oy almamalı; eğer alırsa sekiz kez seçim kaybeden Kılıçdaroğlu koltuğunu kaybedebilir.

Kılıçdaroğlu’nun seçim karnesini hatırlamakta fayda var; Kılıçdaroğlu partinin başına geldiği 2010 yılından beri iki halk oylaması, üç genel seçim, iki yerel seçim ve bir cumhurbaşkanlığı seçimi kaybetti.

Türkiye, 12 Haziran 2011’de genel seçimlere gitmişti. AK Parti'nin yüzde 49,83 oy aldığı seçimde, CHP yüzde 25,98 oy oranı ile seçim yarışını kaybetti. 30 Mart’ta yapılan seçimlerde de sonuç pek değişmedi; Kılıçdaroğlu yüzde 26,34’de kaldı.

Defalarca “Kaybedersem istifa ederim” diyen Kılıçdaroğlu hala CHP’nin başında. Son olarak, 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan seçimde de durum pek değişmedi; Kılıçdaroğlu milletten ancak yüzde 25,32 oy alabildi. Yüzde yirmi beş bandında asılı kalan Kılıçdaroğlu’nun koltuğunu, şimdi Muharrem İnce sallıyor.

Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.