Siyaset, 2019 yılında yapılacak olan seçimlere hazırlanmaya başladı. Hatırlayacaksınız; CHP İstanbul Milletvekili Gülay Yedekçi, TBMM Genel Kurulu’nda bütçe üzerine yapmış olduğu konuşmada show yapmış; “Bu bütçede emekçiler yok, mahsulünü tarlada yakan köylü yok” diyerek bütçe taslağını yırtıp yere atmıştı. Yedekçi, yeniden gündemde… Bir televizyon programında yapmış olduğu açıklamada hayır bileşenleri ile ittifak yapılması gerektiğini söyleyerek ortak adayların çıkarılmasının gerekliliğini savundu. Anlaşılan o ki, 2019 seçimleri yeni alternatif ve stratejileri ortaya çıkaracak. Peki, bu strateji etkili olur mu? Böylesi bir ittifak ile 2002 yılından beri iktidar koltuğunda oturan AK Parti yerinden edilebilir mi?

Öncelikle siyasette ittifakların meşru ve Türk siyasetinde sıkça karşılaştığımız bir durum olduğunu belirtelim. Politik hayatımızda; ortak aday, hayır bileşenleri, koalisyonlar, milliyetçi cephe gibi birbirinden farklı oluşumlara tanıklık ettik, etmeye de devam edeceğiz. Ancak ittifak veya koalisyonlar, bu ülke için pek sadra şifa birliktelikler olmamıştır. Genel olarak, seçim sürecinde barajda kalma riskini aşmak için ittifak yapılmış, sonrasında ise herkes kendi partisini kurma yoluna girmiştir. Böylesi bir tablonun sonucunda, ortaya sadece idare edilen ama yönetilemeyen bir Türkiye tablosu ortaya çıkmıştır.

Anımsatmak isterim; en ilginç ittifak arayışlarından birisi, 2011 yılında gerçekleşmişti. Aynı yıl içerisinde yüzde on barajının altında oy alan sağ çizgideki partilerin seçime ittifak yaparak tek liste ile girme arayışı gündeme gelmişti. TP Genel Başkanı Abdüllatif Şener, Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan ile yaptığı görüşmenin ardından 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e gitmişti. Bu görüşmeler, dönemin SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş’un ittifaka soğuk bakması nedeniyle askıya alınmıştı. Erbakan’ın, Saadet Partisi’ne Genel Başkan seçilmesinin ardından ittifaka yönelik arayışlar yeniden gündeme gelmişti. Kulislerde, seçime ittifak yapılarak girilmesi yönünde DP Genel Başkanı Cindoruk’a parti içinden baskı yapılması bile gündeme gelmişti. Uzatmayayım; sonuç, hepinizin malumu… Böylesi arayışlar, sadece belli partilerin veya bazı politik aktörlerin Meclise girmesine vesile olur. Bu türlü çabalar, Türkiye’yi yönetecek siyasi prospektüsü ortaya çıkarmaz. Geçelim…

Gelgelelim CHP’nin ve Hayır Bileşenlerinin durumuna… Bir kısım CHP’linin, HDP’linin, marjinal sol grupların veya Devlet Bahçeli karşıtı ülkücülerin ortak bir aday etrafında buluşması ne derece mümkündür? Bunun imkanı olsa bile, böylesi bir tablodan politik fayda zuhur eder mi? 2015 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Kılıçdaroğlu tarafından “sağcı, sağa yakın ve sağdan gelen” Ekmeleddin İhsanoğlu çatı aday olarak gösterilmişti. Sonuç, Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesi olmuştu.

Bir anekdot ile bitireyim;

Bir gazeteci büyüğümüz, Süleyman Demirel’e çatı aday hakkında ne düşündüğünü sorar. Demirel; önce “Böyle bir öneriye itiraz olmaz” der ve devam eder; “Ancak seçim denilen olayın bir mekaniği var. Yine seçim denilen olayın bir de matematiği var. Siz, böyle bir çatı projesi önerebilirsiniz... Fakat neticeyi nasıl elde edeceksiniz? Sonuç alabilmek için kamuoyu gerekli... İşte seçimin mekaniği… Ayrıca güç gerekli... Siyasi güç... Bu da seçimin aritmetiği…”

Yılların politikacısı, konuşmasını bununla da bitirmez; “Siyasi partilerin hâkim olduğu rejimlerde bir matematik daha var... Siyasi partinin kendi aritmetiği... Oylar, bu aritmetiğe göre bölünmüştür. Bu aritmetiklerin içinden herkesin mutabık kalacağı bir sonucu çıkarmak kolay değildir. Böyle bir şey olmaz demiyorum; ancak zordur.” Demirel, haksız mı?

Ortak adaylar veya hayır bileşenleri etrafında ittifak yapmak, pek bir sonuç vermez ve ciddi bir siyasi fayda elde edilemez. Yapılması gereken, kamuoyunu ve halkı bu ülkeyi yönetebilecek aktör veya parti olduğunuzu ikna etmektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.