Hikaye bu ya…

Suyumu bulandırma demiş kurt kuzuya.

Nasıl bulandırabilirim ki demiş kuzu, suyun başında olan sensin?

Suyumu bulandırma demiş tekrar kurt kuzuya.

Kuzu şöyle bir düşünmüş…

Kuzunun gözünün içine bakmış kurt, seni yiyeceğim yemesine de demiş, bana bir bahane lazım.

Kurt olduğumuz dönemde de arslan olduğumuz dönemde de hiçbir kuzunun hakkına girmedik, suyumu bulandırdın demedik; kuzu da lazım bize, kurt da dedik, kuzularla kurtların birlikte yaşayabileceği bir dünya inşa ettik…

Yazık ki o günler geride kaldı ve biz ‘bir süreliğine’ yenildik…

Yazık ki kurtlar kuzu, kuzular kurt oldu ve biz ‘bir süreliğine’ yenildik…

Belki kuzu değiliz şimdi de, ama birilerinin bizi kuzu gördüğü ortada; suyun başından uzaklaştığımız, suyu aşağıdan içmeye zorlandığımız da…

Suyun başına geçtiğinden beri suyumu bulandırma deyip duruyor Batı bize...

Her bakışı yeni bir ‘suyu bulandırdın’, her hareketi yeni bir ‘av yolculuğu’…

Yüzyılın başında ırkçılıktı bahanesi, imparatorluğumuzu santim santim parçaladı.

Dişlerinin arasında hala ecdat kanı...

Yüzyılın sonunda, bir demokrasi sirki dolaştırıp duruyor şimdi de…

Demokrasi yokken de biz demokrattık bay batı!

Kudüs böylece, bu şekil, bugünlere gelir miydi ruhumuzda demokrasi olmasa?..

İngiltere krallık ama Irak’a demokrasi getirdiniz; İspanya krallık ama Libya’ya, Cezayir’e demokrasi getirdiniz…

Despot krallardan ölü krallar yontmak sizin işiniz…

Bu da yetmedi ama…

Aslında sorun İslam dediniz 2000’lerin başında…

Savaş da yok, cihat da İslam’da; huzur ılımlı İslam’da…

FETÖ metö kesmeyince, ılımlı İslam Suudi Arabistan’da, Mısır’da…

İrrasyonel dünyanın irrasyonel güç dengelerine uyumlu; iyiliğe katil, kötülüğe gözleri yumulu Amerika İmparatorluğunun komik kralı Trump geçen hafta Kudüs’ü; insanlığın kalbi Kudüs’ü, insanlığın vicdanı Kudüs’ü, yer ile gök arasındaki merdivenin sahibi Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etti. Çiçeği kirpiye emanet etmenin dayanılmaz trajedisi…

Artık yeni bir savaş var, Hantinton’un ruhu yeniden aramızda...

Bundan gayrı, Kudüs imgesi Amerikan saldırganlığının bütün öteki kamuflajlarından soyunarak gerçek yüzüyle, gerçek kimliğiyle karşımızda, kötülük her yerde, aramızda…

Peki ne yapmalı?

Ev ev, sokak sokak, şehir şehir, ülke ülke, yürek yürek, bütün ümmete İslam’a yönelik saldırının tek gerekçesinin İslam’ın bizatihi kendisi, tek amacının da Müslümanların yok edilmesi olduğunu anlatmalı…

Son kertede, ‘işgali kabul etmiyor ve reddediyoruz’ sözü, Müslümanlar için ‘biz buyuz, buradayız ve değişmeyeceğiz; burası bizim, bizim kalmaya devam edecek ve değişmeyecek’ demenin sahadaki karşılığı olmalıdır.

Cümle eylemle, eylem tenle buluşmayınca neden konuşmalı ki?

‘Oradan kuzu gibi görünüyoruz öyle mi?.. Hele bir yaklaş bakalım, kırmızı suratlarınız nasıl paramparça olacak, gösterelim’ demenin tam karşılığı olmalıdır.

Ama asla bu toplumlar için çaresiz bir suskunluk ve tacizi sineye çekme olmamalıdır.

Ama asla bu toplum liderleri için ‘kınıyoruz, yetmez mi’, anlamına gelmemelidir.

Ama asla gündüzleyin yüksek perdeden konuşup geceleyin rahat uyuyan aydın ruh haliyle temsil edilmemelidir.

Ama asla hayatına kaldığı yerden devam eden bürokratların vicdanına bırakılmamalıdır.

Kudüs kan ağlıyorken içindeki deniz dalgalanmayan, dalgası kıyıya hüzün bırakmayan insan bizden mi ki?

Kudüs kan ağlıyorken ağlamayan, yüreği dağlanmayan bizden mi ki?

Bizden mi ki, geceleyin kaleyi düşmana teslim edip gündüzün savunmak için en önde yürüyormuş gibi görünenler?

Bizden mi ve bizden mi ki, Kudüs can çekişirken ölümü göze almayan, Kudüs’ün tohumunu kendi ölümünde yeşertmeyen?..

Son bir sözümüz daha var elbette: Mezar taşlarımız sivridir bizim bay İsrail, siz öldü sanırken bile gözleri yukarı bakar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sinan ÖZDOĞAN 2017-12-13 13:02:13

Hocam yazınız gayet haklı ve gerçeği çok güzel bir şekilde aktarıyor . Esas yapılması gereken daha somut adımların atılmasıdır. Bizim milletimiz hiçbir vakit ölümden korkmadı ve korkmayacak. Canından ve malından korkan ve bizleri din düşmanı olarak gören ve her alanda bizlere düşmanlık eden; bunu yaptıkları her fiille ortaya koyanlara dur deme vakti çoktan geçti bile . Madem müslüman diyoruz kendimize ''Gözümüzün gördüğü hiçbir şeyden korkmamız gerekir'' Kendimizi aldatmayalım onların teknolojisi varsa bizim de teknolojimiz var . Buna artı olarak da imanımız ve her şeye gücü yetecek olan Allah'ımız var . Bu son saydıklarım bizi düşman görenlere yetecek artacaktır da . Demokrasi sevdalıları ya bunlar.Bir defa da demokrasi bizden olsun biz götürelim. Ne olur sanki ?

Avatar
mustafa Dağ 2017-12-16 20:25:54

yüreğini sağlık, tüm islam alemi birleşmedikçe birçok şeyi aşmak zor olacak