“Türkiye’nin 3 Kasım 2019’u beklemesi bu şartlarda mümkün değil.”

Evet, MHP Lideri Devlet Bahçeli dünkü Grup Toplantısında bu sözlerle erken seçim istediğini açıkladı.

Sayın Bahçeli, AK Parti’nin 15 yıldır bütün seçimleri zamanında yapma isteğini bildiği halde neden böyle bir açıklamaya gerek duyduğunu anlamaya çalışalım.

Sayın Bahçeli’nin son iki yılda aldığı kararların tümü ülkenin milletiyle huzur ve esenliği içindi. Hatta 2002’de MHP hükümet ortağı iken aldığı erken seçim kararı ile Türkiye’nin önünü açmıştı Devlet Bahçeli. 7 Haziran seçimleri sonrası CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP adına da Devlet Bahçeli’ye, “Gel seni başbakan yapalım” ahlaksız teklifine hayır demekle de ülkenin selametini düşünmüştü Sayın Bahçeli. Keza 16 Nisan referandumunda aldığı EVET kararı gibi MHP’nin bu son kararını da Türkiye’nin menfaatleri bağlamında okumalıyız. Çünkü;

Türkiye’nin bölgesinde karşı karşıya kaldığı sorunları mevcut parlamenter sistemle aşması mümkün değil. 16 Nisan referandumu ile geçtiğimiz Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine de 1,5 yıl var, dolayısıyla (tümüyle doğru olmasa da) Türkiye ağır aksak yürüyen bir ülke görüntüsü veriyor. Türkiye bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği ile aşmaya çalışıyor olsa da aksamalar Türkiye’ye beklemediği maliyetler çıkarabilir.

Madem yeni bir sisteme geçmeyi kararlaştırmışız, madem millet bunu uygun görmüş, o zaman mevcut parlamenter sistem ile yeni sistem arasında sıkışıp bocalamanın manası da faydası da yoktur. Erken seçimle en az bir yıl kazançlı çıkacağız ki, devletlerin geçtiği bu tür önemli evrelerde bir yıl bir asra tekabül eder.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin erken seçim çağrısına AK Parti olumlu sayılabilecek cevap verdi. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, “Partimizin yetkili organlarında değerlendireceğiz” dedi. Sayın Bozdağ’ın açıklamasından sonra Adalet Bakanı Sayın Abdulhamit Gül’ün Sayın Devlet Bahçeli ile görüşmesi, akabinde Sayın Cumhurbaşkanının Başbakan Yıldırım ve TBMM Başkanı Kahraman ile görüşmesi AK Parti kulislerinde heyecana yol açtı.

Doğrusu Devlet Bahçeli’nin erken seçim çağrısını AK Parti’den tamamen habersiz yaptığı kanaatinde olmasam da, MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın, “erken seçim AK Parti ile konuşulmadı” beyanını esas almak durumundayız. Belki de bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MHP Genel Başkanı Bahçeli ile yapacakları görüşmede erken seçim kararı, hatta seçim tarihi oluşturulacak komisyonlara bırakılabilir.

İşin Muhalefet boyutuna bakalım.

Ana Muhalefet hazırlıksız yakalandı. Teşkilatlarına geçmişte erken seçim talimatı vermiş olması Sayın Bahçeli’nin çağrısına hazır oldukları anlamına gelmiyor. İttifak konusunu çözemeyen CHP artık süratle SP, HDP ve Akşener’in partisine tavizler vererek ittifak aramak zorunda kalmıştır. Anlayacağınız Sayın Bahçeli’nin çağrısı ile daha önce pazarlıklarda istediğini alamayan küçük partiler CHP’den bonkör tekliflere hazırlanıyor. Gönlüm ve aklım Saadet Partisi’nin Cumhur İttifakı’na dahil olmasından yana, lakin SP Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu’nun, "Biz bir ittifak kurabilir miyiz? Garip geliyor ama arkadaşlar derse ki 'Biz size devleti teslim ettik, gelin beraber yönetelim, kararları da siz alın' o zaman varız. Ama sil baştan her şeyi değiştirmek şartıyla…” açıklamalarını okuyunca karamsar olmuyor değilim.

Sözün özü,

Bölgemizde ABD’nin Türkiye’yi kuşatma projesinin tamamen çökmesi için,

ABD eliyle Türkiye’ye yapılan ekonomik operasyonları bertaraf etmek için,

FETÖ ile mücadelede yılgınlığın ortadan kaldırılması için,

En önemlisi de Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne bir an önce geçerek saydığımız sorunlara karşı koyma iradesinin sağlam zemine oturması için bir erken seçimin Türkiye’yi güçlendireceği kanaatindeyim.

Bir kere AK Parti Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Mahalli Seçimler sonrasına bırakmayacak kadar basiretlidir.

Bir de Sayın Bahçeli’nin işaret ettiği 26 Ağustos gibi önemli bir tarih var.

Haydi hayırlısı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.