Kabahati başkalarına yüklemeyi seven bir milletiz. Suçlamaya, yargısız infaza tutkumuz da cabası!

Gündüz kuşağında yayınlanan cinayet, entrika, vahşet içerikli programlara meylimiz, ratingler vasıtasıyla gözler önüne seriliyor.

Cinsel ve fiziksel saldırıların öyküleştirildiği, bazen katilin veya kayıp kişinin arandığı programların yurtdışındaki Türk izleyici kitlesinin kabarıklığı da bu sonucun bir tesadüf olmadığını ortaya koymakta!

Psikolojide bunun karşılığı/okuması nedir, nasıl yapılır bilemem ama emin olduğum, içinde cinsel ve fiziksel şiddet öğeleri içeren anlatıların seyirciyi serüvenine dâhil etmekteki maharetidir.

Sadece ‘kadın programı’ nam yapımlar değil elbette daha çok izlenmek daha çok okunmak daha çok tıklanmak için bu kategorideki vahşetleri manşet yapan TV’ler, gazeteler, siteler gözlerimizin önünde!

Şiddet ve istismar haberlerinin olguyu tedavi edici, konuya dikkat çekip çözüm önerici hiçbir fonksiyonu olmazken medyanın şiddet ve istismar haberlerine ilgisi şiddet pornografisi kategorisinde de değerlendirilebilir!

Şiddet ve istismarların detaylandırılarak, betimlenerek kamuoyuna sunulması hastalıklı bünyelerde tetikleyici, özendirici rol oynayabilirken toplumsal travmaya kötü olanın normalleşmesi gibi sonuçlara da yol açabilir!

Toplumsal tahribatı bir yana bireysel endişe ve korkuya yol açması, özellikle çocuklarda güven kaybının yaşanması zaten yeterince önemli bir zarar değil midir?

Çok değil, sadece iki gün, bahsettiğimiz programlardan birini izleyen 16 yaşındaki genç kızın dehşet içerisinde “dışarıda korkunç olaylar yaşanıyor, çok ürkütücü” diyerek yaşadığı panik havasına tanıklığım dün gibi hatrımda.

Medya yoluyla izleyicisi oldukları şiddet, taciz olayını içselleştirip bizzat yaşamışçasına psikolojik darbe alan, topluma karşı güven duygusunu yitiren, rüyaları kâbuslara dönüşen insanlarla dolu çevremiz!

Bünyesi artık taşımadığı için haber programlarından kaçınan ancak yine de iletişimin tüm kanallarından gelen olaylarla karşılaşan alt üst olmuş kişiler…

Şiddet ve istismar davalarına karşı ciddi ve caydırıcı yaptırımların uygulanması elbette zaruri! Lakin toplumun her gün karşılaştığı vakalar karşısında duyarsızlaşması, sorunlu kişileri de azmettirme olasılığı çok mu ütopik bir iddia?

Bu suçların en ince ayrıntısına kadar detaylandırılıp bebelerden dedelere herkesin zihnine boca edilmesinin kime, topluma ne faydası dokunur?

İçinde yaşadığımız dünyada suç, kabahat ve kaza olaylarının hala ana haber bültenlerini süslemesini, flaş haber olarak internetten fırlamasını havsalam almıyor!

Olayın karakterlerine bir kurgu ürünü gibi muamele edilirken haberleştirilen kişilerin psikolojileri, sosyal durumlarına etkileri, itibar kaybına yol açması gibi unsurlar hepten göz ardı ediliyor!

Sözgelimi hangi anne, vahşi bir tecavüze kurban giden bebeğinin acısının öyküleştirilip toplumun gözüne sokulmasını onaylar!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AHMET UYGUR 2018-02-18 09:34:51

öyhkü değil hi̇kaye

Avatar
Orçun 2018-02-18 12:32:35

sonuna kadar destekliyorum bu tür iğrenç haberlerin detaylıca ve tekrarlanarak sunulması yasaklanmalıdır.

Avatar
Ayşe Kadiroğlu 2018-02-18 20:37:30

Çocuk ve yaşlı istismarı tehlikesi kişileri afişe etmeden topluma anlatılmalıdır. Vuku bulan olaylarda yapan kişilere verilen cezalar kamuoyuna duyurilmalıdır.Suçluların idam edilmesinden ümidimizi kestik. Mahkemelerin verdiği cezaların mahkumun yatacağı gerket sürenin ne kadar olacağı söylenmelidir.

Avatar
Tunahan 2018-02-25 10:48:55

Çok güzel bir yazı olmuş bu yazı içeriğini zaman zaman konu edinmenizi rica ederim