Şiddet, her geçen gün toplumsal yapımızı çürüten ve yozlaştıran bir sorun haline gelmektedir. Bütün toplumsal kesimlerde korkunç şiddet olayları meydana gelmektedir. Şiddetin toplumla bütünleşmesi, insan ve toplum olma halimizi bir bütün olarak ortadan kaldırmaktadır. Toplumsal hayatımızda şiddetin yaygınlaşması, sahici anlamda bir beka sorunuyla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.

Ülkemizde kadın denilince, artık akıllara gelen şiddettir. Kocası başta olmak üzere babasından, kardeşinden, akrabasından veya diğer erkeklerden şiddet gören kadınlar gerçeği, toplumsal hayatımızın ortasında durmaktadır. Sokak ortasında veya mahkeme önlerinde işlenen kadın cinayetlerine dair haberleri her gün okuyoruz.

Çok erken yaştan itibaren evlendirilen çocukların dramı, her geçen gün bütün boyutlarıyla kendisini ortaya çıkarmaktadır. Psikolojik, sosyal ve fizyolojik gelişimini tamamlamadan evlendirilen kız ve erkek çocuklarının hayatları çok erken yaşlardan itibaren karartılmaktadır. Erken yaşta evlendirilen çocuklar, evlilik ve aile dediğimiz birlikteliğin ağır sorumluluğunu kaldıramamakta, kendileri mutsuz olduğu gibi, ortaya bir çok yeni sorunun doğmasına neden olmaktadırlar. Erken yaşta yapılan evliliklerin neden olduğu temel sorunların başında şiddet gelmektedir.

Kadına ve çocuklara yönelik şiddet ve tecavüz saldırıları karşısında etkili ve caydırıcı bir hukuki mevzuata sahip olmadığımız açıktır. Saldırgan, katil veya tecavüzcü, çok hafif cezalarla insanlığa karşı işlediği suçlardan kurtulabilmektedir. Toplum, bu durumu tacizin, şiddetin ve cinayetin yapanın yanına kar kaldığı olarak okumakta ve insanlarda adalete olan güven sarsılmaktadır. Mahkemeler ve karakollar, artık karşılaşılan şiddet olaylarıyla başa çıkmakta yetersiz kalmaktadırlar. Toplumun her tarafını kuşatan ve çürüten şiddet olayları karşısında yeni bir güvenlik konseptine ve etkili hukuk mekanizmalarının oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Çocuğa, kadına ve yaşlıya yönelik şiddet ve tecavüzün yaygınlaşması, bu sorunun salt mahkeme ve polise bırakılmayacak kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bütün toplum olarak her türlü imkanın seferber edilerek aile yapımızı ve insani ilişkilerimizi yıkan şiddet olgusuyla mücadele etmemiz gerekmektedir. Ailenin ve sosyal ilişkilerin şiddet ve tecavüz ile özdeşleştirilmesi, insanlar arası güven ve iletişimi ortadan kaldırmakta, insanlar birbirlerine korkuyla bakmaya başlamaktadırlar. Aileler, çocuklarını bakkala yollamaya bile korkar hale gelmişlerdir. Aileler, okullarda çocuklarının başlarına kötü şeyler gelmesinden korkmaktadırlar. Çocuğuma bir şey olur korkusunun yaşandığı mevcut durumda insanlar arası ilişkilerin sağlıklı olarak gelişmesi ve aile kurumunun işlevselliğini koruması çok zor gözükmektedir. Yaşanan şiddet ve tecavüz olayları, çanların bütün toplum için çaldığını göstermektedir.

Toplum, çocuk tecavüzü şiddetiyle, daha doğrusu terörüyle karşılaşmanın şokunu yaşamaktadır. Son günlerde hepimizi şok eden, insanlığımızdan utandıran iki korkunç olayı yaşadık. Antalya’nın Manavgat ilçesinde kanser hastası olan dört yaşındaki öz kızına bir buçuk yıl boyunca tecavüz eden sözde baba, özde sapık bir terörist gerçeğini öğrendik. Bu sapık terörist, işlediği iğrenç suç yetmezmiş gibi, ağır bir hastalığa yakalanan dört yaşındaki çocuğun tıbbi tedavisinin yapılmasına engel olmuştur. En son olarak Adana’da yapılan bir düğün sırasında bir sapık terörist, düğün sahibinin evine girerek evde uyuyan üç yaşındaki kız çocuğuna tecavüz etmeye kalkmıştır. Kız çocuklarının kendi evlerinde güvende olmadığı ve küçük bir çocuğun evin içinde huzurla uyuyamadığı bir toplumsal tablo ile karşı karşıya bulunmaktadır.

Çocuklarımızın sayısının artmasını istemekte ve toplumsal varlığımızın devamını arzu etmekteyiz. Çocuklarımızın çok erken yaşlardan itibaren sapık teröristlerin tecavüzüne uğraması, insanlığımıza yönelik büyük bir tehlike ile yüz yüze olduğumuz anlamına gelmektedir. Çocuğa yönelik her türlü tecavüz ve saldırganlığa karşı durmak, insanlığımızı korumak ve devam ettirmek anlamına gelmektedir. Çocuk sahibi olmak yetmemektedir. Çocuklara bütün tecavüzlerden ve şiddetten korunmuş bir şekilde fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimini sağlayacak güvenli ortamlar sunma sorumluluğumuz vardır.

Karşılaştığımız tecavüz ve şiddet olayları, artık sıradanlaşmaya ve olağanlaşmaya başlamıştır. Sosyal medya hesaplarından bu tür sapıklıklara tepkimizi ifade etmek, artık yeterli olmamaktadır. Tecavüzün ve şiddetin olağanlaşması, aslında yeni bir tehdit durumudur. İnsanların, bu olaylar bana dokunmadığı sürece sadece acıma ve üzüntülerini ifade ettikleri, yapılan tecavüzlerin ve saldırganlıkların örtüldüğü ve gizlendiği, çocuğa karşı işlenen sapıklıkların önemsiz görülmesi ve ihmal edilmesi, terörist sapıkların insanlığa karşı işledikleri suçların cezasız kalıp serbest kalmaları gibi durumlar, çocuğa yönelik tecavüz ve şiddet terörünün olağanlaşmasına yaramaktadır. Çocuğa ve kadına yönelik tecavüz ve şiddete kaşı ülkemizde gerçek anlamda olağanüstü tedbirlerin alınmasına ihtiyaç vardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.