Dünyaya gelmeden başlarız haklarında plan yapmaya. Planlar umumiyetledağın bu yüzüne bakar.

— Çocuğum olursa şöyle yapacağım, böyle yapacağım.

Kader söyler.Eşler bir araya gelir. Evliliğin güzel günleri devam ediverir. Daha güzel günler için çocuk sahibi olmak istenir. Başlarız bir daha kaderin planıyla oynamaya.

— Erkek mi olsun,kızmı olsun?

— Neyse, hazırlığımızıikisine göre yapalım.

— Odayı öyle hazırlayalım.

— İsmi şu olsun.

— Hayır, bu olsun.

— Yok yok, babamın veya annemin ismi olsun.

— Ne münasebet,doğuran benim. Tabi ki benim ailemden olacak, diye süren tatlı didişmeler.

Sonra düşer çocuk anne rahmine. Heyecanlanır bütüntaraflar. Doktor kapısı aşınmaya başlar. Dört gözle (anne ile babanın gözleri) doktorun söyleyecekleri beklenir. Merakla soruların kesilmez ardı arkası. Doğmamış çocuğa don biçmek her halde böyle bir şey olmalı. 9ay 10 gün bu don biçme işiyle geçer. Ve çocuk dünyaya gelir. Alırebeveyn onu kucağına,okurlarezanı kulağına. Sonra başlarlarberaber büyümeye.

Zaman ilerler.Nazlı anların ve sevimli vakitlerinyerini kaygılı dönemler alır. Çalışansa bir deanne,değmeyin çocuk yetiştirme uzmanlığı sözlerine.

Bu hazırlıklardan çocuklar habersizdir. Ne adını tercih edebilmektedir. Ne de varlığının farkındalığını bilmektedir. Sadece etrafa neşe vermektedir.

Tek ihtiyaç dili vardır,ağlamak. Bir müddet isteklerini böyle dile getirir. En kıymetli isteği annesinin sinesi ve babasının şefkatli sesidir. Büyümek ister bu iki muhteşem duygu arasında.

Badehu fiziksel temas ihtiyacını ve nitelikli zaman arzusunu gidermek ister.Böyle yazılmıştır her çocuğun fıtratına. Amma nafile. Boş yere çırpınıp durur çocukcağız. Ebeveynler en güzelini düşünmüştür. Durmadan çalışıp kazanmak.

Sabah erkenden bırakır kreş denen sevimsiz ve şefkatsiz mekana. Akşam eve dönünce getirirsıcak yuvaya.Lakin kaybolmuştur yuvanın sıcaklığı. Almıştır iş yaşamı babanın ve dahi annenin sevecenliğini...

Bir müddet sonra evi sessizlik alır. Herkes dünyalıklarıyla başbaşa kalır. Yemeklerde bile zor bir araya gelinir. Bu çılgınlıklar içinde çocuklar büyüyüverir.

Çocuk büyüdükçe anlar aileninokul olmaktan çıktığını. Kadirbilirlik uzaklaşmıştır aile ocağından. Bir yabancılaşma almıştır evin her tarafını.

Çocuğu bu travmayla baş başa bırakalım. Hali pürmelalimize bakalım.

Eskiden aile bireylerini bir arada tutan değerler vardı.

Öncelikle kalabalık aile bir okul özelliği taşırdı. Hele dede ve ninelerin tavrı birer can simidiydi. Davranışlarıylaebeveynlerin kusurlarını örterlerdi. Hürmet ve şefkat ekseninde sevgi ve güveniyayarlardıaile ocağına. Herkes haddini bilirdi böyle bir ortamda. Ne yazık ki aile okul olmaktan çıktı. Değil dede ve nineye, ebeveyne bile hürmet elden gitti. Çünkü bireyler yalnızlaştı koca mekanda. Çocuk rol model olarak kimseyi göremez oldu yuvasında.

Sonra ailenin geleceği, toplumun ve insanlığın geleceğiydi. Bireyin karakteri ile beraber toplumların geleceği de ailede dokunurdu.Örneğinsokak anonim oyun ve öğrenme merkeziydi. Komşularailenin fertlerinden biriydi. Çocuk büyürken toplumla beraber büyürdü. Gerçek olmayan korkular ailenin semtinden uzak olurdu. Şimdi çocuk içinmaddi gelecek neredeyse, ailenin tek felsefesi oldu. Toplumun geleceği unutuldu. Sokak tehlikenin mekanı oldu. Anonim oyun merkezi olmaktan çıktı. Komşuluk da yok olmak üzeredir.

Hem cam fanusta çocukları büyüttük. Kırılınca fanus, aileyi büyük bir telaş aldı. Çocuk teneffüs edemezse de alışmıştı o fanusi ortama. Çünkü o gerçekliğindışındakileri bilmiyordu. Karşılaşınca acı gerçeklerle. İsyan etti gerçeklerden bu kadar uzak büyüttüğü ailesine.

Çocuklarıngeleceği de bağlandıdesinlere. Tam tanıyamadan onları veryansın edildi kadere. Bir olumsuzluk karşısında geçmişteki itaatli hallere sığınıldı. İtaatsizlikleri isyan olarakalgılandı. Başlandı onlara verilenlerden kısılmaya. En erdemlisi dahiyaptığı iyiliği başa kalkmaya.

Evet derler ya söz büyüğün su küçüğündür. Ne yazık kievlerde çocuklarımızla konuşmaz olduk.Balalarıyla konuşmayan ebeveynler kadir bilmez bir itaatsizlikle karşılaştılar. Bastırılan ve engellenen konuşma ihtiyacı elektronik dünyaya kaydı. Ruhsuz ve duygusuz olan bu aletler, çocuğu esaretaltına aldı. Öyle ya,ebeveynlerinide almıştı. Önce radyo, sonra televizyonla. Şimdi de internetin hegemonyasındaki her türlü elektronik aletle. Ne söz evde konuşulur oldu,ne de su ab-ı hayat kaldı. Sözün yerine etrafı sessizlik kapladı. Su da mataralara dolarak yeni bir matara nesli evde dolaşmaya başladı.Yetersizliğimize gelinceo da şikayet ve isyanla karışık bir sızlanma olarakönceki devrin ebeveynlerine atıldı.

Yokluğun acısından çok varlığın sıkıntısını çekiyor çocuklar. İçinde emeğinin olmadığı sermayebırakıyoruzonlara. Eğitiminden giyimine her şeyin en iyisini düşünüyoruz. Doğru da yapıyoruz. Ama bir şey hariç. Bu imkanları olmayanlarlayüzleştirmiyoruz onları. Toplumdaki yaşamın tümünün kendileri için hazırlanan gibi olduğunu zannediyorlar. Fantastik bir hayatın macerasına kapılıyorlar. Lakin öyle olmadığını anlıyorlar. Ama geç kalıyorlar.

O şikayet edilen geçmişteki ebeveynlerin arkadaş oldukları kadar da arkadaş olamadıkcancağızlarla. İmkanın her türlüsünü vererek doğru ebeveyn olunduğumuzu zannettik. Ancak yavrularımızın yalnızlıklarıdaha da arttı. Beklentileriyse yalnızlıklarını giderecek masum bir arkadaşlıktı.

Hayallerimizi de çocuklar üzerinden gerçekleştirmeyi fırsat bildik. Onlar hem biziz, hem de değiliz. Ellerinden tutmamızı istiyorlar. Kendi gibi olmak ve öyle kalmak şartıyla.Mizaçlarınıdeğiştirmeden gelişimlerine yardımcı olmamız arzusundalar.

Vakit henüz geçmemiş. Çocuklarımızı kazanmanın yolunu beraber keşfetmeliyiz. Kanaatimce her evde günde 30 veya daha fazla dakika sadece insan merkeze alınmalıdır.Diğerleri susturulmalıdır. En fazla konuşma hakkı da çocuklara ayrılmalıdır.Hiçbir dönemde olmadığı kadar çocuklarla nitelikli bir arkadaşlık kurulmalıdır. Çünkü onlar yalnızlığın pençesinde ümitsizce kıvranan narin balalardır.

Şairin dediği gibi.

Kim demiş çocuk bir şeydir

Bir çocuk belki her şeydir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSIZ 2018-03-31 11:32:24

Yazarımızın Kalemine ve gönlüne sağlık Ebeveynler olarak çocuklarımız la sürekli iletişim halinde olmak. çocuklarımıza ,islamiyeti Ailemizde yaşıyarak örnek olmamız lazım. Çocuklarımızın sosyal, kültürel ve ekonomik olarak kötü etkilenmiyeceği semtlerde oturmak. Özellikle gurbette olan ailelerin sıla i rahime önem vermeleri lazım.

Avatar
Semih Çelik 2018-03-31 10:46:54

Hocam yüreğine kalemine sağlık. haftasonunun ilk saatleri yazının zamanlaması güzel oldu bu haftasonumuz sayenizde daha güzel geçecek inşAllah...

Avatar
Ali İhsan GÜRBÜZ 2018-03-31 11:26:29

Kaleminize, dimağınıza sağlık Hocam.Köyde imkanların az olduğu bir zamanda ve ortamda ama fıtri bir yerde büyüdüysek de bakıyorum da asıl çocukluğumuzu biz şimdiki sun'i ve yapmacık ortamda güya bir çok imkana sahip çocuklardan daha güzel geçirmişiz.

Avatar
Hüseyin ZAVALSIZ 2018-03-31 14:46:33

Yazarımızın Kalemine ve gönlüne sağlık Ebeveynler olarak çocuklarımız la sürekli iletişim halinde olmak. çocuklarımıza ,islamiyeti Ailemizde yaşıyarak örnek olmamız lazım. Çocuklarımızın sosyal, kültürel ve ekonomik olarak kötü etkilenmiyeceği semtlerde oturmak. Özellikle gurbette olan ailelerin sıla i rahime önem vermeleri lazım.

Avatar
Aydın Saygılı 2018-03-31 18:16:20

Geleceğimiz cocukları kurtarmamız lazım. Yazarımızın gönlüne kalemine saglık

Avatar
Eşref 2018-03-31 19:02:56

Kaleminize sağlık hocam
Kendi adıma çok istifade ettim

Avatar
Aydın Saygılı 2018-03-31 17:28:08

Evet cocuklarımız bizim
gelecegimiz elektronikten uzak tutarak yakın ilgi göstererek gelecegimi cocuklarımızı kazanmalıyız.yazarımızın gönlüne yüregine saglık.