Geçtiğimiz hafta Suriye merkezli, karşılıklı restleşmelerle geçti. Herkes yüksek perdeden konuşurken, bizler ise olacakları önceden kestiremiyorduk. Zira karşımızda "Yakında Suriye'den çıkacağız" açıklamasını yapan, sonra da "48 saat içinde operasyon düzenleyeceğiz" diyen bir akıl mevcuttu. Tabi birde, 7 yıldır Suriye’de sanki katliam yapılmıyormuş gibi zinciri boşalanlar… İşaretlerin dili o an için KISITLI BİR OPERASYONU fısıldıyordu kulaklarımıza. Zaten geçen haftaki yazımızın başlığı da, muhtevası da bu yöndeydi.

Nitekim de Londra ve Paris’i yanına alan ABD yönetimi, önceden boşaltılan üsleri hedef alarak tezimizi doğruladı.  Fakat harekat birilerinin öyle ortaya attığı gibi; “söz konusu ülkelerin iç kamuoylarını konsolide etmek için” değildi şüphesiz. Bu haliyle belki küçük bir boyutu …  Ancak İpek Yolu, Doğu Akdeniz ve Afrika gibi bir gerçek dururken, diğerlerinden bahsetmek abesle iştigal sayılır. Sonuçta batılı ilişkilerin, Esed’in kullandığı iddia edilen gazla pekiştirilmesi; buna rağmen de Rus üslerine dokunulmaması ve rejimin mevcudu en az hasarla atlatması kafalarda hep bir soru işaretidir. 

İşte olayların giriş ve gelişimine bu gözle bakıldığında, HİÇ NORMAL SEYRETMEDİĞİ malumunuz. Her şeyin Türkiye-Rusya-İran’ın Ankara Zirvesi akabinde gerçekleşmesi ise şüphelerimizi kuvvetlendiriyor. Çünkü zirvede; “Suriye’nin toprak bütünlüğüne vurgu yapılması ve bütünlüğü bozacak hiçbir terör örgütlerine de müsaade edilmeyeceği” açıklanması, birilerinin canını sıkmaya yetecek argümanlar. Keza bunun bölge planları olan güçler açısından, arzu etmedikleri bir iklimi doğuracağı kesinlikle tartışılmaz.

Görüleceği üzere operasyonun, sanıldığı aksine BAŞKA AMAÇLAR da güttüğünü söylemek hiçte abartılı değildir. Mesela Ankara-Moskova-Tahran hattında sağlanan iş birliğini, ESED FİTNESİYLE sarsma arzuları ilk akla gelenler arasında. Bu ise; “sizin Esed gibi bir çelişkiniz varken, nasıl iş birliği yaparsınız” demekle eş değer sayılabilir. Kaldı ki Macron’un; “saldırılarla Türkiye ile Rusya’nın arasını açtık” şeklindeki NİYET BEYANI, fazla söze hacet bırakmayan cinsten. Bu durum Fransa ve İngiltere’nin BM’ye başvurarak, SURİYE MASASINDA YER ALMA İRADESİYLE de tamamen ilişkili.  

Toparlarsak, koalisyon ülkelerinin Suriye hassasiyeti; İPEK YOLU'nu ele geçirmek, AKDENİZ'e çökmek, Rusya’yı izole etmek, Çin'i buralardan uzak tutmak, İsrail’in güvenliğini sağlamak, İran’a hazırlanmak ve Türkiye'yi oyun dışı bırakmak gibi gerekçelere sahip. Zira Akdeniz'de ki savaş gemilerinin, sadece harabeye dönmüş bir Suriye için gelmediği ortada. İlk yapacakları işin de, Soçi ve Astana’nın ahengini bozmaktan geçtiğini artık çocuk dahi biliyor. Yoksa ABD Dışişleri Bakanının, Ankara zirvesinde çekilen liderler fotoğrafı görünce HAYIFLANMASI başka türlü açıklanamaz.

Anlayacağınız bundan sonrası için YENİ ÇOK ULUSLU HESAPLARIN bölgesel yansımalarına fazlaca şahit olacağız. O sebeple Suriye’nin geleceğine dönük bir mücadeleden bahsetmek, şuan için bir iyimserliktir. Türkiye dışında Suriyelileri ve Suriye’nin bütünlüğünü önemseyen de neredeyse yok gibi. ABD’yi, İsrail’i Avrupa’yı, el birliğiyle Suriye topraklarına taşımaya çalıştıkları artık çok bariz. Zira Nikki Halley’in “Suriye’de hedeflerimizi gerçekleştirene kadar çıkmayacağız” ifadesi bunu teyit ediyor. Pentagon’un 2019 bütçesinden, PKK/PYD’nin de içinde olduğu 65 bin kişilik gruba ödenek talep etmesi ise özetliyor.  

Taktir edersiniz ki sona yaklaştıkça bölgesel konuları KANIRTACAKLARI kati surette yadsınamaz.  Zaten Suriye’nin kuzeydoğusuna Mısır, Suud ve BAE askerlerini konuşlandırmak istemelerine bakarsak, bunu çokta zorlanmadan kavrayabiliyoruz. Hal böyleyken tüm alternatiflere göre, hem diplomatik, hem ekonomik, hem de savunma hattımızı güçlendirmek durumundayız. Tıpkı Afrin’de başlattığımız ”ZOR OYUNU BOZAR” mantığının, İran sınırına kadar uzanması gerektiği gibi. Bunu sağlarsak, anlaşmak için kapımızı çalmaktan başka bir alternatifleri kalmaz. İŞTE O ZAMAN SENARYOYU BİZ YAZAR, ROLLERİ BİZ DAĞITIRIZ.

Vesselam…       

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
B.Caner Alpay 2018-04-19 08:54:38

bravo