İsrail ve Amerika, Ortadoğu coğrafyasına işgali, sömürüyü, çatışmayı ve savaşı kader olarak dayatmaktadırlar. Filistin topraklarında İsrail devletinin kurulmasından beri Ortadoğu coğrafyasının  huzur, barış ve refah yüzü görmediği açıktır. İsrail, kuruluşundan beri meşruiyet ve varoluş  krizi içinde olan bir yapıdır. Müslüman dünyanın tepkisinden dolayı İsrail, Kudüs’ü resmi olarak başkent yapamamış, geçici olarak Tel Aviv’i yönetim merkezi yapmıştır.İsrail devleti, ebedi başkentinin Kudüs olduğunu  1980 yılında  çıkardığı  Kudüs yasası ile düzenlemiştir. BM, 478 sayılı kararıyla İsrail’in Kudüs kararını yok hükmünde saymıştır.

Amerika yönetimi, 1995 yılında Kudüs Büyükelçiliği Yasasını Senato ve Temsilciler Meclisinden geçirerek bu süreci Tump’tan önce başlatmıştır. Önceki başkanlar, bu kararı onaylamamışlar ve altı ayda bir ertelemişlerdir.Amerika yönetiminin  elçiliğini Kudüs’e taşıma  ve burayı  İsrail’in  resmi merkezi olarak tanıma kararından sonra, İsrail ve Ortadoğu yeni bir döneme girmiş bulunmaktadır. Bundan sonra İsrail,  Yahudilerin üç bin yıllık başkenti olarak kabul ettiği Kudüs’ü tamamen işgal ve kontrol altına almak ve Filistinlileri  etkisizleştirmek için sonu gelmeyen bir çatışma ve savaş politikası izleyecektir.

Kudüs ve Filistin coğrafyası, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam için özel anlama ve değere sahip bir coğrafyadır. Kudüs, Müslümanların ilk kıblesi ve birçok İslam peygamberinin  Tevhit mesajını  insanlığa ilettiği  İslam’ın kalbi ve zihni olan bir şehirdir.Başka bir ifade ile Kudüs,  Mekke ve Medine’den sonra Müslüman dünyanın kalbi durumunda  olan bir merkezdir.Kudüs’ün İslam ve insanlık için ifade ettiği anlamı ve değeri hiçe sayarak Kudüs’ü  İsrailleştirmek anlamına gelecek  adımlar atmak, insanlığa karşı işlenen bir suç ve provokasyon anlamına gelmektedir.İslam’ın ve insanlığın mirasını her şeyiyle taşıyan Kudüs’ü oldu bitti bir kararla İsrail’in mülkiyetine geçirmeye kalkmak, hiçbir şekilde meşru olmadığı gibi, kabul edilmesi de mümkün değildir.

Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak ilan edilmesinin ve Amerika elçiliğinin buraya taşınmasının çok vahim ve yıkıcı sonuçları olacaktır. Kudüs’ün İsrail’in  resmi başkenti olarak ilan edilmesinden sonra İsrail yayılmacılığı ve Siyonist emperyalizm, sınır tanımaz bir şekilde bütün Ortadoğu’yu   bir çatışma coğrafyasına çevirecektir. İsrail, Doğu ve Batı Kudüs ayırımı yapmadan bütün Kudüs’ü kendi başkenti olarak ilan etmektedir. Amerika yönetiminin açıklamasında da Kudüs bir bütün olarak İsrail’in başkenti olarak kabul edilmektedir. İsrail militarizmi ve emperyalizmi, işgal ettiği Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ü fiilen ve resmen topraklarına katmak için yeni  saldırılar ve operasyonlar gerçekleştirecektir. Kudüs’ün İsrail’in başkenti  olarak ilan edilmesiyle, iki devletli çözüm önerisinin  hiçbir anlamı ve değeri kalmamıştır. Amerika’nın desteğiyle Kudüs’ü  resmi başkent haline getiren İsrail, Filistin’de kendisi dışında Filistinlilere ait bir statünün oluşmasına izin vermeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuştur.İsrail’in işgal ettiği  bölgeler üzerindeki tasarruflarının gayri meşru olduğunu ifade eden birçok BM kararı bulunmaktadır. ABD ve İsrail’in Kudüs’ü başkent yapma girişimleri, uluslararası hukukun açık bir ihlali anlamına gelmektedir.

Filistin  ve İsrail arasındaki barış görüşmeleri, üç yıldır  yapılmamaktadır. Kudüs’ün İsrail’in resmi başkenti haline  getirilmesi hamlesinin İsrail’in ve Amerika’nın çözüme değil, savaşa yatırım yaptığını göstermektedir. Amerika, Ortadoğu’da İsrail dışında   hiçbir  ülkeye, halka, ve Müslümanlara önem vermemektedir. Filistinliler ve Müslümanlar, Amerika-İsrail ittifakına karşı Kudüs’ü özgürleştirme ortak paydasında bir araya gelme ihtiyacını yoğun bir şekilde duymaktadırlar.

Kudüs’ü İsrailleştirme kararına karşı Müslüman ülkelerden güçlü tepkiler yükselmektedir. Fatah ve HAMAS yönetimleri, Kudüs’ü İsrail’in mülkiyetine geçirme girişimini, savaş ilanı ve cehennemin kapılarını  açmak olarak nitelemektedirler. AB ve Fransa, İsrail-Amerika ikilisinin Kudüs’ü  diplomatik ve siyasal açıdan  işgal girişimlerine olumlu bakmadıklarını ifade etmişlerdir. Amerika ve İsrail’in Kudüs’ü Siyonistleştirme girişimine karşı Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Kudüs’ün Müslümanların kırmızı çizgisi olduğunu ifade etmiş ve İslam ülkelerinin liderlerini Kudüs gündemiyle  İstanbul’da acil toplantıya çağırmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kudüs konusunda ortaya koyduğu  tutum, Müslüman ülkelerin kamuoyunda büyük bir destek görmektedir. Kudüs’ün Müslümanların  kırmızı çizgisi olduğu tezi, ortak bir söyleme dönüşmüştür.

Kudüs, İsrail’in başkenti değildir. Filistin’in başkenti olan Kudüs, Müslüman dünyanın ve insanlığın   maneviyat merkezidir. Kudüs’ü İsrailleştirme  girişimlerinin  çatışma, savaş ve kaos üretmekten  başka bir şeyi sonuç vermeyeceğini dünya kamuoyu anlamalıdır. Kudüs’ü İsrailleştirme girişimine karşı bütün dünyada Kudüs’ü ve Filistin’i özgürleştirme bilincinin ve aksiyonunun geliştirilmesi ve derinleştirilmesi için seferber olunması gerekmektedir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.