Malezya ile Türkiye arasında son zamanların en iyi ilişkileri yaşanıyor. Bu gelişmelere en son aracılık eden D-8 zirvesi oldu. Zirveye Malezya’yı temsilen Başbakan Yardımcısı AhmadZahidHamidi katıldı. Geçen hafta gerçekleştirilen zirveyle Türkiye ikinci kez evsahipliğini yaptı.

Dünyanın gelişmekte olan 8 ülkesini içine alan bu birliktelik Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya’dan oluşmaktadır. 1996’da kurulmasından beri 9. Zirvesini yeniden İstanbul’da gerçekleştirmiş oldu. Zirvenin amacı "İş birliğiyle fırsatları çoğaltmak". “Gelişmekte olan sekiz ülke” olarak bilinen bu birlikteliğin dönem başkanlığı böylece yeniden Türkiye’ye geçmiş oldu. Türkiye’nin birliğe hem fikir babası hem de başkanlığını yapacak olması yenibir dönemin başlayacağının işareti.

Hatırlarsak merhum eski başbakanlarımızdan Necmettin Erbakan öncülüğünde bu D-8 birliğinin ilk adımı Türkiye'nin daveti üzerine yedi İslam İşbirliği Teşkilatının üyeleri ile 22 Ekim 1996'da İstanbul'da düzenlenen “Kalkınmada İşbirliği Konferansı” sonrası atıldı. Akabinde yapılan komisyon çalışmaları ve konsey toplantılarından sonra 15 Haziran 1997’de resmen D-8 birliği kurulmuş oldu. Birliğin daimi sekreteryası resmi olarak 2009’dan beri Türkiye’de bulunmaktadır. Birlik kurulduğu günden beri 9 zirve, 37 komisyon toplantısı ve 16 da konsey toplantısı gerçekleştirdi.

Hernekadar çoğu dönemlerde etkin bir işlevi olmadan bugüne kadar geldiyse de bugünden sonra gerçek misyonunu vizyonuna uygun şekilde devamettireceğine inanıyoruz. Türkiye’nin hem bulunduğu coğrafyada hem de dünyada etkinliğinin artması birlikteliğin aktif olmasına bağlı. Birliğin kendi içinde ve dışında aktif hale gelmesi İslam İşbirliği Teşkilatı’nın da etkin olmasını sağlayabilir.

İslam ülkeleri arasında sosyal ilişkiler gerçekleştirilmeden iktisadi ilişkilerin gerçekleştirilmesi pek mümkün görülmediğinden öncelikle toplumlar arası ilişkiler gerçekleştirilmeli, tarihi bağlar yeniden canlandırılıp sağlamlaştırılmalıdır. İbn Haldun Üniversitesi’nin açılması bu anlamda entellektüel işbirliğine çok katkı sağlayacaktır. Bu arada Müsiad’ın bir şubesinin açılma girişiminin olması da çok güzel bir gelişme.

Zaten 2011 yılında Malezya Başbakanı Najib Tun Razak’ın Türkiye ziyareti ile ekonomik işbirliği alanında ciddi adımlar atılmış, daha sonrasında Cumhurbaşkanımızın 2014 yılında Malezya ziyareti ile bu ilişkiler pekiştirilmişti.

Birliğe üye ülkelerin kuşkusuz kendi bulundukları bölgede önemli fonksiyonları vardır. Özellikle Malezya’nın Güneydoğu Asya için merkez ülke olmasından dolayı bölge ile ilişkilerimiz açısından çok daha fazla bir öneme sahiptir. Malezya’ya atanmış ama henüz göreve başlamamış yeni büyükelçimiz Sayın Merve Kavakçı’nın da ilişkilerin geliştirilmesine diğerleri gibi katkı sağlayacağını umuyoruz. Malezya ile ilişkilerin hem Türkiye’nin dünyadaki konumu açısından hem de asırlar öncesinden başlatılan dostluk, kardeşlik ve ailevi ilişkilerinin yeniden canlandırılması açısından önemlidir.

Konu Türk-Malay ilişkilerine gelmişken, Güneydoğu Asya’da Osmanlı’nın izlerinin çok derinlere kadar gittiğini biliyoruz. Geçengün Doktora savunması sonrası hocalarla konuşurken konu Türkiye’den açılmıştı. Osmanlı’nın buralara ta onbeşinci asırda geldiklerini ben söylemeden Malay hocalardan biri hatırlattı. Ben de Selçuklular’ın da buralara kadar gelip Rumiler adı altında ilişkiler kurduklarını, İslamı buralara kadar dedelerimizin ne özverilerle getirdiklerini anlattım. Hocalardan birinin “Bizim Türklerle olan tarihi bağlarımızı eskiden saklıyorlar, toplumun bilmesini engelliyorlardı. Oysa şimdi herşey yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. Bu konularda daha çok araştırmaların yapılmasına ihtiyacımız var” diye hayıflanması da yarıca önemliydi.

Osmanlılar, Selçuklular buralara kadar, o zamanın şartlarında gelmişler, kardeşlik bağlarını ticaretle kurmuşlar, Batılı devletlerin saldırılarına karşı askeri yardımlar yaparak geliştirmişlerdi. Cennetmekan II. Abdülhamit Han da kendisini ziyarete gelen Malezya Sultanı, Sultan Ebubekir’e saraydan Hatice hanımı, kardeşine de Rukayyahanımı vererek Malay Dünyası ile aile bağını da kurmuştu. Benzer ilişkilerin yeniden yaşanır kılınmasına ihtiyaç vardır.

Bu coğrafyanın insanının bizden ayrı yaşayamayacağını, bizsiz Emperyal güçlerin sömürgesi olacaklarını artık herkes çok iyi biliyor. Bu yüzden D-8 Birliğinin, ayrıca, ümmet bilincini yeşertmesi gerektiğine dair önemli bir görevi daha olmalıdır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.