Neye sevindiğinizin veya neyle alay ettiğinizin farkında mısınız?

Mahalle bizim mahalle..

Arabistan, Yemen, Katar, Mısır, Suriye, Filistin her biri her karış toprağının tapusuyla bir vilayetimiz..

Bu toprakların altında yatan şehitler de bizim üstünde yaşayan Müslümanlar da bizim.

Şimdi Mısır’ın başında darbe ile gelmiş Sisi olsa da halkının her biri bizim. Şimdi Arabistanın başında İngiliz kraliçesi Elizabethin babasının yerleştirdiği Suud kabilesi olsa da müslüman halkı bizim.

Yemen bizim, Filistin bizim, Halep, Şam, Musul, Bağdat, Tiflis, Fas bizim, Tunus bizim.

Müslümanlara katil diyebilmek için ürettikleri terör örgütleri bu coğrafyadalar. Müslümanlar katil olsa ölümler islam coğrafyasında değil Avrupa ve Amerika denen haçlı siyonist köpeklerin coğrafyasında olurdu oysa.

Darbe girişimi kime oluyor peki?

Amerikan ve İngiliz’e taviz veren Selman'a mı oluyor?

Ilımlı İslâm diyen vahhabi bir kafaya mı?

İyi de yönetimi zaten elinde tutan küffar, neden yönetimi eline almak için bir darbe tertiplesin?

Peygamber Efendimizin (sav) dünyaya teşrif ettiği bu toprakları yönetenler zaten kukla ise neden tasma sahipleri insinler sahaya?

Dün geceden beri mahalle yanarken saçını tarayanlar var.

Demek yüzyıldır bize pompaladıkları o ırkçı zehir, o Arap düşmanlığı, o aşı TUTMUŞ…

Durun durum, daha önemli bir soru soralım kendimize?

Darbe nedir?

Tarihte hangi darbenin amacı, o toplumu topyekün yok etmek olmuş?

Hangi darbenin akabinde milletin tamamını öldürmüşler?

El cevap ; hiç birinde...

Peki darbe nedir o halde?

Darbe, kaos'tur. Darbe kargaşa demek, iç savaş demektir. Piyasaları dalgalı, ekonomisi çökük, faili meçhullerin yaşandığı, insanların yönetime güvenini yitirdiği ve istikrar gelsin diye dış müdâheleyi dahi tercih edeceği ve sürekli kaygı pompalayan bir zemindir darbe..

Yani diyorum ki; 15 Temmuz daha bitmedi..

Belki de darbenin silahlı ayağı içeri atılmış olabilir..

Ama siyasi ayağına dokunulmadı daha..

Eli silah tutanlar yakalandı ise de eli mikrofon tutanlar, eli kalem tutanlar halen yazıyorlar köşelerinde.

Dünyanın en şerefli ordusunun üniformasını giyenler yakalandı ise de cübbe giyenler halen içeride mağdur kitlesi oluşturuyor ve hâlen Fetocuların salınmasını veya en hafif cezayı almasını sağlıyorlar.

E, bir de yüzbinlerle ifade edebileceğimiz bir memur ayağı var bunların.

Milletin işini kasıtlı aksatan, fahiş rakamlarla millete yük bindiren, dolandıran bir güruh.

Bir de baronlar var, canları para olan ve o canını bu savaşta ortaya koyup dövizi yükselten, borsayı çökerten ve iç piyasayı zor duruma sokmaya çalışan.

Bir de algı uzmanları var; her gün yeni bir darbe olabileceği kaygısı pompalayan ve pazardan patates almaya dahi milleti çekindiren, büyük küçük yatırımcıyı geren..

Yani diyeceğim o ki 15 Temmuz halen sürüyor. Darbe dedikleri şey; herkesin öldüğü bir sahne değil..

Sömürülebilir bir topluluk kıvamı elde etmek üzere kurgulanmış bir plandır darbe..

Allaha binler şükürler olsun ki memlekette ümmet hakkında bir gelecek planı olan tek lider yönetimde ve millet istikrarı seçtiği için etkileri en düşük düzeyde görülüyor.

Tabi bunda o alınmasın diye muhalefet kılıklı siyonist sözcülerinin kendini parladığı polise vur emri selahiyeti veren iç güvenlik yasasının etkisini göz ardı edemeyiz.

Bir de şu meşhur KHK ile girişilecek bir darbe kalkışmasında sivil halka verilen vur emri var tabi.

15 Temmuz’da asker kılıklı teröristlerin yaptığı kalkışmada polis teşkilatının yanımızda saf tutup bizlerle birlikte verdiği destansı mücadeleden sonra, o şerefli teşkilatın her bir mensubu için 3600 ek göstergesi düzenlemesini seçimden önce hatta bir an önce yapmak, bu hükümetin boynunun borcudur.

Elbette böyle bir hamlenin binlerce polis memuru ve etrafındaki aileler ile yüzbinleri bulan bir oy potansiyeli taşıdığını bilen Akşener’in şimdi dile getirmesi boşuna değil.

AK Parti askerlere verilip polislere verilmeyen bu ödeneği sandıkta tahsil edecektir.

Peki bu bir rüşvet mi? Hayır, elbette darbe girişimi dahil canlarını kanlarının son damlasına kadar ortaya koyan bu evlatlarımızın ve kardeşlerimizin son kuruşuna kadar hakkıdır.

***

Şimdi Arabistan ile Suud kavramlarını birbirinden ayıracak bir teyakkuz ve ümmet bilinci lazım bize.

Suudları devirenler bizimkiler ise sevinelim hep birlikte.

Yok değilse; "giden Obama gelen Trump, biri karası diğeri aynı karanın sarısı."

Olan millete olur, yanarsa evler yanan bizim topraklarımız, ölürse öldürecekleri bizim kardeşlerimizdir.

Kendi itlerini öldürmezler elbette değil mi?

Darbe nedir? Darbe milletin bedelini ödediği şeydir.

Darbe bizimle İsrail arasındaki Esad ve Sisi gibi kilit taşlarını korumaya, Suud gibi stratejik noktaları da sağlama almaya yönelik bir hendese çalışmasıdır.

Yanımızda olanları yıkamasa bile gözdağı verme çabasıdır.

Ya darbe ne değildir?

Sevinilecek birşey değildir.

Alay edilmez de..

Yanan mahalle bizim mahallemiz.. Şimdi Allah için bırakın elinizdeki tarakları…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.