Demirtaş; "Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz.",  "PKK Sihahlı bir halk hareketidir.", "Halk karşısında bütün ordular çaresizdir. Tayyip Erdoğan'ın sarayının ordusu ve polisi de. Yenildiler, yine yenilecekler.", "TSK kaybedecek, PKK kazanacak." şeklindeki haince açıklamalar yapan ve hemen ardından; PKK’nın Dağlıca'da kurduğu pusuda çok sayıda askerin şehit olduğu ve yaralandığı, 6-8 Ekim olaylarının azmettiricisi, PKK'lıların kurban eti dağıtırken hunharca öldürdüğü 17 yaşındaki Yasin Börü ve arkadaşlarının kanı elinde olan... Evet…

Başlık ironi değil…

İnce’nin mitinglerine gidenler iyi bilir; HDP, Apo ve sözde Kürdistan bayrağı ile alanlarda olanları. Ancak İnce ve CHP seçmeninin büyük çoğunluğu kafasını kuma gömüyor ve bu iğrenç gerçeği görmüyor. Tabi, ömür boyu CHP’yi destekleyip bu terör sevicilere olan yakınlığından dolayı, "Artık yeter be kardeşim" diyenlerde seçim öncesinde epey artmaya başladı…

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Özel’in açıklamalarını hatırlayalım...

Habertürk canlı yayınına katılan Özel, Muharrem İnce'nin ikinci tura kalması hâlinde, hapishanede bulundan HDP'nin adayı Selahattin Demirtaş'a yardımcılık teklif edileceğini açıkladı.

Şöyle diyor:

"Bir Saadet Partili, bir İyi Partili, bir HDP'li ikinci turda kendinden bir Cumhurbaşkanı yardımcısına ve bakana oy vermek için gider gibi bir motivasyonla sandığa gitmelidir!"

Programda sunucu daha açık konuşmasını istiyor: "Yani ikinci turda Muharrem İnce'nin Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu ve Demirtaş'ı başkan yardımcısı olarak açıklaması ihtimali güçlü mü?"

Cevabı aynen aktarıyorum:

"Bunu açıklamak Muharrem İnce'ye düşer ama her parti, kendilerine gelen teklifleri en iyi şekilde değerlendirirler. Ama olumlu dönüşler olur!"

Yani "HDP oylarını ikinci turda bize versin. Biz de Demirtaş'ı başkan yardımcısı yapalım" diye vaatte bulunuyor.

Gayet açık ve net mi?

İnce de açıklamalarında destek verecek partilere başkan yardımcılığı teklif edeceğini defaatle söylemiştir…

Allah göstermesin; 25 Haziran sabahında Muharrem İnce ya da Meral Akşener'in Cumhurbaşkanı olduğu, Millet İttifakı'nın da Meclis çoğunluğunu ele geçirdiği bir Türkiye'ye uyandık. Böyle bir durumda, Türkiye'yi aslında kim yönetir?

Türkiye'yi HDP, PKK ve bunların olduğu yerde elbette FETÖ’nün kadroları yönetir!

Düşünsenize hangi bakanlığı verecek? İç İşleri mi? Milli Savunma mı? Adalet mi? Dış İşleri mi? 2. Turda böyle bir ittifak karşılığında önemli bir bakanlık vereceği zaten az çok siyaset bilen herkes farkındadır. Yazıklar olsun be!!!

Seçim beyannamesinde, HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin iktidara gelmesi durumunda Afrin'i geri alacaklarını belirten bir partiye bakanlık verilirse ne olur, sizin hayal dünyanıza bırakıyorum… Atamalar… Kararnameler…

Hepsini geçtim, o poposunun devletin yürütmesindeki koltuklardan birine değmesine içiniz nasıl el verir Sn.İnce ve bunları görerek hala destek veren vatandaş! Mustafa Kemal’in askerlerine bak…

PKK'nın, "Demirtaş'ı hapisten çıkarıp başkan yardımcısı yaparsanız sizi destekleriz" talimatını yerine getireceklerine şimdiden söz verdiler bile. Kazanmaları durumunda HDP’li isimleri bakanlar kuruluna sokacaklarını da açıkladılar.

Geriye ne kaldı?

PKK ve HDP’nin istediği, özerkliğin verilmesi. Sınırımızda bir terör devletinin kurulmasına müsaade edilmesi. "Afrin’i geri alacağız" diyen zatın bakanlar kurulunda yer alacağına göre, bu ihtimaller uzakta olmasa gerek, değil mi?

Öyle, böyle derken…

Terörist başı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması...

İnce, 24 Mayıs 2018’de CNN Türk Televizyonu’ndaki Seçime Doğru Özel Programında:

"81 milyona soracağız: 1- Beraber mi yaşayacağız? 2- Yan yana mı yaşayacağız? 3- Ayrı ayrı mı yaşayacağız?" açıklamasında bulunmuştur. Sayın İnce Cumhurbaşkanı seçilecek olursa Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısının tartışılacağını ifade etmiştir. Dahası “ayrı ayrı mı yaşayacağız” sorusuyla Kürtlerin ayrı devlet kurmasını mı kast etmiştir?

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Sayın Muharrem İnce, 1 Haziran 2018’de Financial Times’a verdiği röportajda "Bu meselenin çözülmesi gerek. Bırakın herkes tartışsın. Bırakın kırmızı çizgiler olmasın" demiştir.

Herkesin bildiği gibi Türkiye’nin kırmızı çizgileri, Anayasanın ilk maddelerinde belirtilmiştir. Bunlar tekil devlet, milletin birliği ve vatan bütünlüğüdür.

Birileri okurken şunları geçirebilir içinden; Çözüm Süreci, Habur, Oslo Görüşmeleri…

Onlara söyleyeceğim şudur:

AK Parti hükûmetleri, gerçek anlamda bir barış sağlanabilir umuduyla attı bu adımları. Hepsinde PKK’nın silah bırakması şartı vardı. Hak talebi arayanın meşru yollarla aramasını defaatle iletti. Siyasi adımlarla çözmeye çalıştı. Terör tehlikesini gördüğü anda tepelerine binmesini bildi. Hiçbir bir zaman kırmızı çizgiyi aşmadı. Şuan bunları da, kandili patır patır bombalarken yazıyorum…

Görüyorsunuz, anlatamama gerek yok aslında, herşey ortada!

Barışı getirmek için bir masaya oturmakla, terörü yeniden hâkim kılmak için anlaşma yapmak başka şeydir. Hataya hata katmak, o hatayı bile bile yapmak ihanettir.

Bahçeli boşuna demiyor: "Cumhur İttifakı, Millet Aklı"

Aziz milletimiz bu tabloları görmüştür ve 24 Haziran’da bu şer odaklarına izin vermeyecektir.

Yine ba-şa-ra-ma-ya-cak-sınız!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.