Bu haftasonu Berlin'e, The General Assembly'e davetliyim. Alman, Fransız ve Belçika Televizyonlarının yayınlayacağı ve aynı anda Avrupa başkentlerinin kongre merkezlerine canlı yayınla aktarılacak siyasi bir toplantı.

Bütün Avrupa ülkelerinden, ayrı siyasi cephelerden 60 temsilcinin katılacağı bu toplantıya, beni Türkiye'nin muhafazakarlarının temsilcisi olarak davet ettiler. Değişen dünya düzeni ile alakalı ve Ermeni meselesi ile ilgili iki konuşmam olacak. Toplantıda 7 ayrı dilde konuşulacak ve senkronize olarak tercüme edilecek.

Batı dillerine, özellikle Almanca ve İngilizceye çok iyi hakim olmama rağmen, Türkçe konuşmak istediğimi özellikle belirttim organizasyon komitesine.

Benim haricimdeki Türkiye kökenli katılımcılar, genellikle sol cenahın ve malum örgütlerin temsilcileri, yani anlayacağınız cümbüş var.

Organizatör dün beni telefonla arayarak, demokratların benim gibi Türkiye'nin milli muhafazakar duruşunu temsil eden "anti-demokratik" birisinin katılımını protesto ettiklerini bildirdi. Benim davetimin iptal edilmesi için baskı yapıyorlarmış. Organizatör, bu protestoculara toplantının en başında söz hakkı tanıyacağını ve bana olan tepkilerini dile getirmelerine müsaade edeceğinin teminatını vermiş, beni de nezaketen bilgilendirmek için aramış.

Çelişkiye bakar mısınız...

Sözde demokrat olduklarını iddia edenler, benim 59 kişinin bana karşı olduğu bir toplantıda, konuşmama tahammül edemiyorlar. İşte bu Demokrasi anlayışı, bizim 28 Şubattan hatırladığımız demokrasi, işte bu ABD'nin Irak'a bombardıman uçakları ile getirdiği demokrasi. Bu demokrasi Adnan Menderesi ipe çeken, Recep Tayyip Erdoğan'ı Pınarhisar'a gönderen demokrasi.

Yunan icadı bu demokrasi, Guantanamo'da yüzlerce masum insanı yıllarca sorgusuz, sualsiz, iddianamesiz esir tutan demokrasi.

Batının demokrasi anlayışını gözden geçirmesi lazım, zira bu anlayış demokrasi adı altında despotluktan öteye gitmiyor.

Batı geçtiğimiz yıllarda kendisini bir virüs gibi saran İslam korkusu ile, her geçen gün daha  antidemokratik, daha temel insan hak ve özgürlüklerine düşman haline geliyor.

Bir misal vermek gerekirse, şu anda Almanya'da Müslümanların bir sokakta stand kurup Kur'an dağıtmaları, veya İslam'ı anlatmaları yasaklanmış durumda.

Oysa daha geçen hafta İstiklal Caddesi'nde yürürken, Hıristiyan Yehova şahitlerinin İncil dağıttığını gördüm. Başlarındaki papazın yanına yaklaşıp, bu Müslüman ülkede yaptığınızı, Müslümanlar sizin ülkelerinizde yapamıyor, buradaki özgürlüğün kıymetini bilin dedim.

Yani kısacası ben Batının bu gidişatından kaygılıyım.

Not: The General Assembly'deki konuşmalarımı izlemek isteyenler, Facebook profilimden en geç pazar günü izleyebilirler.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.