Ortadoğu’da hadiseler Jeopolitik ve jeoekonomik eksende seyrediyor. Nede olsa coğrafyamız; para, enerji ve dini önemi bakımından stratejik bir konumda. Sadece bu kadarla da sınırlı değil muhakkak. Zira trilyonlarca doları entegre edecek bir ticari koridorun (İpek Yolu), bölgenin değerini katbekat artırdığı da unutulmamalı.

Anlayacağınız Kapitalist mantalitenin varlığını garanti alma zorunluluğu, gelip bu topraklarda düğümleniyor. Neticede bir asırdır Sykes-Picot üzerinden nemalananların, bir yüzyılı daha aynı şekilde çıkarmayacakları herkesçe malum. Bu ise; kimine göre BOP, kimine göre Arzı mevud, kimine göre de PKK/PYD devleti gibi görece bir durumu peyda edebilir. OYSA HEPSİ, PARAYA YÖNELİK BİR HÜKÜMDARLIĞIN SACAYAĞINI OLUŞTURUYOR.

Hal böyleyken günü kurtarma düşüncesinde olan yapılardan; şantaj, terör yahut ekonomik baskılarla müttefik devşirmeleri hiçte zor olmadı. Örneğin en basitinden; 11 Eylül olaylarının, Suud’a fatura edilmesini hatırlayın. Ardından da İran petrolünün piyasaya girme ihtimalini… İşte bu gibi olaylar; beraberinde petrol fiyatlarının düşmesine ve orta vade de Arabistan’ın iflasının gündeme taşınmasına olanak sağladı.

Öyle yada böyle mevcut tablo, kutlamasını Riyad’da yaptıkları İŞLEVSEL BİR MÜTTEFİKLİK anlaşması ile sonuçlandı. Bu öylesine bir anlaşmaydı ki; Trump’un “dış borcu körfezden karşılayacağız” vaadi kadar, bir taşla kuş katliamı yapacakları bölgesel hedefleriyle de örtüşüyor. Kaldı ki ileride Aramko’ya çökerek yani tekelleştirerek, kısmi de olsa İpek yolunu bağımlı hale getirmeleri bile söz konusu.

***

Görüleceği üzere bugün Suud’da yaşananlar, kendi özelinde çözümlenemeyecek bir tetikleme mekanizmasınasahip. Mesela bölgesel konjonktürü fırsat bilen bazı ülkelerin, Katar meselesini tekrar pişirme iradesi aynı kapsamda değerlendirilebilir. Hatta Rusya, Irak ve Suriye rejiminin bir takım politikalarında da, bu tetiklemenin izlerini açıkça görebiliriz.

Öyle ki Irak Merkezi Yönetiminin; sağlanan mutabakata rağmen, “neden hala Sincar bölgesine müdahale etmediği” kafalarda bir soru işareti olarak duruyor. Yoksa ABD’nin PKK/PYD’ ye gönderdiği silahların, buradan sevk edildiğini bilmemeleri imkânsız. Keza Rusya Federasyonunun; Soçi’de yapılacak toplantıya, PYD’yi davet etmesi de oldukça manidar bir diğer gelişme.

Aslında bu gizem, Putin’in akıl hocası Dugin’in verdiği demeçlerle aralanıyor. “Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunmalıyız ama bu teknik seviyede mümkün değil...” Kısaca Dugin; “planlanan PYD devletini, ABD'ye bırakmamak için ilişkileri kopartmamalı” demek istiyor. Bu ifade ise Moskova’nın, PYD bürolarını neden kapatmadığının da en bariz ispatı. Esed’in ”PYD kantonlarını tanıyabiliriz” açıklaması ile de bire bir eşdeğer.

***

Gelinen aşamada; tarafların sanki bir NAVİGASYON MANTIĞIYLA hareket ettiğini söyleyebiliriz. Yani rüzgârın esiş yönüne göre durum değiştirebiliyorlar. Belki de bir denge politikası, bunu bilemem. Fakat asıl sorun, tüm bunların üzerimizde bir baskı unsuru olarak kullanılmasından ibaret. Çünkü en son ABD ve Rusya’nın “Suriye için anlaştık” ilanı, bölgedeki terör gruplarına müdahale etme isteğimizi hedef alıyor.

O cihetle Devletimizin, oyunu kuralına göre oynamasından daha doğal bir şey olamaz elbette. Nitekim Sn.Başbakanımzın, ABD Başkan Yardımcısı Pence ile dile getirdiği “yeni bir sayfa” söylemi bu noktada okunabilir. Tabi S-400 aldığımız bir dönemde; Türkiye, Fransa ve İtalya arasında, ortak hava savunma sistemi için sağlanan mutabakat ta cabası.

Diyeceğim o ki; özellikle bu dem, denge politikasını ustaca yürütmemiz gereken bir süreçten geçiyoruz özetle. Sonuçta ülke bazlı dostluklar ve düşmanlıklar, ila nihaiye sürecekte değil. Bu sayede anlık değişen politik rotaların, belirlediğimiz istikamete yakın seyretmesi işten bile sayılmaz. Bunu bir karşı hamle olarak da düşünebiliriz. Zira Sn. Cumhurbaşkanımızın Rusya, Kuveyt ve Katar ziyaretleri ile Rusya’nın ABD’den şikâyet etmeye başlaması, fazla söze hacet bırakmıyor. Yani hiçte pesimist olmaya gerek yok. Sadece biraz sabır…

Vesselam…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cengiz Demir 2017-11-16 01:27:04

Kaleminize sağlık Cihad Bey

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-11-16 14:20:09

Yazarımızın tespitlerine katılmakla beraber; Arabistan'da prenslere yönelik yapılan operasyon mal varlıklarının durdurulması ve Mekke muftusunun açıklamadı çok vahim Arabistan siyonistlerle işbirliği içerisindedir. Özellikle Trump ve damadının ziyaretinde anlaşılıyor bu ziyaretten sonraki gelişmeler ve Arabistan tarafından atılan adımlar. BAE de işin içindedir.Mekke muftusunun aciklamalarida bunu gostermektedir. İsrail ve ABD ile iş tutup Müslüman ülkelere kafa tutuyor ve ısı ileriye götürmekde. Barzani'nin sonu ortada yanlış karar alıp uygulayan la halki da zarar görmektedir. İnşAllah Arabistan bu yanlışlıktan döner. Bize bu ülkelerdeki insanları bilinçlendirmek özellikle dinimizi anlatmak,Mekke muftusunun yanlış yonlerdirmesini anlatmamız lazim

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-11-16 14:52:30

Mekke muftusunun hain fetoden farkı yok ikiside batı usagu onlara hizmet ediyor farkı fetonun hain olduğu belli Mekke muftusun şuan görevinde usakliga devam ediyor Siyonistlerin hizmetindeler