Mehmet Baş’a,

Denize varamayan ırmaklar var, tıpkı benim gibi. Çölde kaybolur onlar. Onlar ki bedbaht sulardan içmişler. Ve geçmişler bedbaht vadilerden. Varlık sebebi, vuslat sadece vuslattı denizlere… Mamafih utancından kurumuşlar güneşin altında. Yeryüzünün bütün susuzluğuna ortaktır onlar.

Binlerce yıllık bir yaradır denize varmamış ırmak için. Başını taştan taşa vurup da düz ovalarda yorulmak. İçin için biriktiriyor acılarını denize varamamış ırmak. Ağır ağır gidiyor ve derken kayboluyor çölün ortasında. Çöl onu yutuyor bir yılan gibi, bir timsah gibi. Oysa o varmak istiyordu sıcak denizler. Samed Behrengi’nin küçük kahramanı “Küçük Kara Balık” gibi olmak istiyordu.

Erimiş kalpler gibidir, sevgiliye ulaşmayan âşık gibidir denize varamayan ırmaklar. Ayrılık türküleri söyler durur ve tekrar yaşamak adına.

Ah dağlar ve tepeler ve çöller! Sizdiniz hep yol ayrımı gösteren. Derin vadileri özlerken onlar.

Ah her damlası rüyada dökülen yağmur ve kar tanesi! Bana söyler misiniz denize varmadan yok olmak ne demektir?

Ah Akdeniz, Karadeniz ve diğer denizler! Bitimsizliğinize merak salan kaç ırmak var. Kaç ırmak var size ulaşmayan.

Denize varmamış ırmaklar derin vadilerde dolaşan efsane “Simurg” , yok yok şiirsel söylenişiyle Zümrüd-ü Anka’dır. Bu kuşlar ki Bin Bir Gece Masallarında bize anlatılır. Yedi vadiden geçerken aynıyla vakidir ırmaklar gibi. Denize ulaşamamış ırmaklar da aşk, istek, cehalet, inançsızlık, yalnızlık, dedikodu ve benlik vadilerine uğrar. Başını taştan taşa vurup avare avare gezer. Bu kuşlar birlik olamadığı için çok olamadı. Irmaklar da dağıla dağıla eriyip gitti. Gür olmak, özü gür olmak, özgür özgür olmak öyle bir şeydi.

Denize varamamış ırmaklar adına ne söylenebilir? Hangi Irmaktan bahsedilebilir? Aklıma İsfahan’da Zayende ırmağı geliyor. Zayende, doğuran anlamında. Bu şehri, bu şehrin medeniyetini bu ırmak doğurdu desek haksız mıyız.İsfahan’a, bu masal şehre romantik bir rüyanın ortasında akar Zayende ırmağı. Akarken bütün İsfahan’a hayat verir. Rud-ı Zayende yani Zayende ırmağı, köhne tarihine her zaman tazelik verir. Eskiye giderek bize yeniyi getirir.

Zayende ırmağı, Venedik ne ki bu manzara karşısında. Pul-ı Haco yani Haco köprüsü altında akarken gençlerin ağzından Hafız’dan okunan gazeller eksik olmaz. Gençler, şiir okurken Zayende zamana meydan okuyor. Bağdat’a gidecek kervanların durak noktası ve buradaki kervanların çıngırakları hep ırmak çağıldamasıyla hissedebilirsiniz. Ama Zayende ırmağı, bu şehre hayat veren ırmak bir müddet sonra mecrasını bulamıyor ve kayboluyor. Bu kader ne kadar da hüzünlü. Denize varmadan yok olmak. Şehre yataklık edip de denize doğru koşusunda yarışı kaybetmek.

Zayende ırmağı Cuma Mescid’inin avlusunda son bulsa da zamana direniyor. Her ne kadar denize varmasa da… 2 Mayıs 2018

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.