Çocukken gezmeye gittiğimiz köyde, gerçekten arı kovanına çomak sokmuştum. Ve arıların hücumundan, birden fazla şişlikle ve kovan sahibinin gayreti ile kurtulmuştum. Yaşayarak anlamıştım; “Arı kovanına çomak sokulmaz!” gerçeğini. Çocukken yanlış hareketimden dolayı iğnelerle ders veren arılar şimdi bambaşka bir ders verdi. Bal mühendisi arılar, bütün mevcudat gibi istenildiğinde çok güzel dersler veriyorlar. Sadece görmek ve işitmek istemediğimizden ve onlardaki yüksek hakikati tam olarak anlamadığımızdan derslerini kaçırıyoruz. İşte âcizane aldığım ders:

Kör taraftarlığa sebep olan taassup ile bir insan hangi konumda ve hangi faaliyette olursa olsun, peşinden koşturduğu davanın veya faaliyetin, ya da kişinin haricinde hiç kimseyi ya da başka hakikatleri kabullenmez, görmek istemez. Oysa arılarda taassup yoktur, tek bir çiçeğin peşine düşüp, diğerlerini göz ardı etmezler. Biz bile birçok malzeme ile tek vücut olmuyor muyuz? Muhtelif gıdaların özü ile bal gibi insan oluyoruz. Birde tavırlarımız bal gibi olsa…

Arının derdi bal özüne kavuşmak. Hiç ayırım yapmadan, balözü bulunan bütün çiçeklerin irşat rahlesine konar; alacağını alıp, heyecanla başka çiçeklere kanat açar. O’na ilham olunmuştur ve bilir; tek bir çiçekten bal özü ve çiçek tozu toplanılmayacağını. Çiçeklerin her nevine Sevk-i ilahî ile konmakla, bal özüne ve polen malzemesine ulaşır. Böylece bütün Arıların hakikat arayışından dolayı; çiçeklerdeki balözü en değerli gıda olarak sofralarımıza geliyor. İşte sadece bu ders, hakikatlere ulaşmayı, hayatı güzelleştirmeyi ve daha fazla dost edinmeyi, en önemlisi de; gerçeklerin merkezinde olmayı sağlar. Yiyeceğimizi, giyeceğimizi kısaca tüm ihtiyaçlarımızı kişilerin meşrebine, siyasi görüşüne göre bakıp, gidermiyoruz. Kim en güzel hizmeti ve kaliteyi, fiyatta uygunluğu sunuyor ise ona müşteri oluyoruz... Peki, neden gerçek hayatta bunu uygulamayız ki? Neden doğru kimin elinde ise onu desteklemeyelim, alkışlamayalım? İlgi ve alaka görmesi gereken doğrulardır ve herkesin malıdır. İşte burada taassup devreye girmeli; yalan ve kötülük her kimden geliyor ise sırtımızı dönmeliyiz, inatla kabullenmemeliyiz.

Güneş birdir ve bütün çiçekler ondan renk alır, feyiz alır. Kur’an güneşi de birdir ve bütün müçtehitler, müceddidler, asfiyalar, muhakkikler vs. bütün Allah dostları çiçek olarak Kur’an’dan ve sünnetten aldıkları bal özünü sinelerinde barındırırlar, Allah'ın Esma-i hünsasından renk alırlar. Onların rahlesine konmak en azından bizi şimdiki sözde din adamlarından-plastik çiçeklerden korur. Onların rahlesine konmak bizi farzlardan, sünnetlerden uzaklaştırmaz ki. Bu güya din adına ortaya çıkanlar, balözü ve çiçek tozu bulunmayan plastik çiçekler: Bize de konun, bizi de okuyun diyorlar ama kendilerinin plastik olduğundan hiç haberdar değiller... Aynaya bakıp: Hah, bende çiçeğim diyorlar ama görüntü değil, hakikat önemli!

Bu plastik çiçekler kendilerini paralasalar, hatta yüzlerce eser yazsalar bir İmam-ı Rabbani, Abdulkâdir Geylânî, İmam-ı a'zam etmezler… Kendilerini yerden yere vursalar, hatta uçsalar, hiç biri, bir Hüccet-ül-İslam İmam-ı Gazali, Mevlana ve inkârın belini kıran bu hakikatleri anlamaya vesile olan, özellikle Allah dostlarına muhabbetimi sağlayan Bediüzzaman ve adı buraya sığmayacak iman kahramanları gibi kaliteli çiçek olamazlar… Biz onların plastik çiçek olduklarını biliyoruz da ama onlardan balözü-hakikat çıkaracağını sananlara ne demeli? Din adına çıkıp, dini kullanan o plastiklerde sadece şüphenin özü var, hakikatlerden uzaklaştırmak var.

İnsaf olmayınca, taraftarlığın gözü kör, yüreği buz gibidir.

Ehl-i İman ancak hakikate taraftar olur ve kimin elinde olursa olsun sahip çıkar. Peygamber Efendimize (sav) inanmayan müşrikler, bir cihette dürüsttüler, en azından Peygamberimizin güzel ahlakına ve emin olunacak bir insan oluğuna inanıyorlardı, sadece taassup ile Hz. Muhammed (sav)’e indirilen dine inanmadılar... Onları küfürde tutan, sadece bu inatları oldu. Şimdi ki inatlar ise kim gerçekten kul oluyor, hakikatleri Allah rızası için haykırıyor ise ona düşmanlığa sevk ediyor. Sadece kendi hocası, kendi abisi ve neye odaklanmış ise sadece o doğru. Oysa doğru ortanın malıdır; yeter ki sahiplenile…

Taraftarlığın gözü kör, kalbi buz gibidir. Allah yolunda hizmette, siyasette, her nerede olursa olsun, hangi mevzu olursa olsun kendi meşrebi dışındakilere hep şüpheci ve soğuk bir mesafe… Sevinen ise başta şeytan olmak üzere tahribatı kendilerine esas yapmış kişiler…

Taassup silahı şeytana karşı; günah işlememeye karşı kullanılmalı. Hakikate taraftar olmak ise insandan at gözlüğünü çıkartır doğru nerede ise oraya yönelmesini sağlar.

Baş çiçek; Peygamberimiz Hz. Muhammed (Sav) olmak üzere, sonra onun bıraktığı yoldan giden Müçtehitler, Müceddidler, asfiya-i muhakkikinler Kur’an güneşinden renk alan çiçeklerdir... Bu çiçeklerden bizlerde bal arısı gibi ayırım yapmadan hakikat toplamalıyız... Biz hiçbir çiçeği hâşâ küçümseme veya göz ardı etme gibi bir aptallık yapamayız! Ve asla dikenlere konmamalıyız. Şimdi bir plan dâhilinde Ehl-i Sünnet yolunda diken ve çalı olmak isteyenler var.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.