Yalakalar, mandacılar. Dikta denince akla ilk gelenler.

Şeflik yılları...

Baskı ve yokluk yılları...

Allah ve ahlak kelimesinin basında yasaklandığı, camilerin ahır yapıldığı, Karakollarda kadınların bile falakaya yatırılıp işkenceye tabi tutulduğu, seçimsiz meclis oluşturulduğu, 1946'da açık oy gizli sayım kepazeliğinin demokrasi olarak nitelendirildiği yıllar.

Şeflik artıklarına bakılırsa en demokratik yıllar 1950'de bitmiş, bu tarihten sonra diktatörlük başlamış. Ama ne hikmetse kendilerini demokrasi kahramanları olarak gösteren bu zevata  halk hiçbir zaman iktidar olma yetkisi vermemiş, onlar da bu yetkiyi ancak cuntalar eliyle almışlar. Darbelerin arkasında, yanında olmayı kendilerine şeref kabul etmişler.

İT ( İttihat- Terakki ) soyu 1909 darbesini  'Hürriyet Bayramı',  27 Mayıs darbesini, başbakanı İsmet İnönü olan 27. hükümet,  3 Nisan 1963'te  Hürriyet ve 'Anayasa Bayramı' ilan etti.  1980'e kadar 'millî bayram' olarak kutlandı.. 

 Yine, İnönü'nün  Başbakan olduğu 26. hükümet, Anayasa Nizamını, Milli Güvenlik ve Huzuru Bozan Fiiller Hakkında Kanun hazırlayıp, 5 Mart 1962'de kabul edilen 38 Sayılı Kanun'la  darbeyi eleştirmeyi  suç saydı. Bu kanunun birinci maddesinin B bendinde şöyle denilmekte: “27 Mayıs 1960 devrimini zedeleyebilecek şekilde: Bu devrimin neticesi olarak Yüksek Adalet Divanınca veya sair kaza mercilerince verilmiş ve kesinleşmiş olan karar ve hükümleri, söz yazı, haber, havadis, resim, karikatür veya sair vasıta ve suretlerle kötüleyenler veya üstü kapalı da olsa matufiyeti belli olacak şekilde kötülemeye çalışanlar veya mahkûm edilenlerin mahkûmiyetlerine esas teşkil eden fiillerini yahut şahıslarını övenler veya neticelenmiş hazırlık, ilk, son tahkikat veya infaz safhalarıyla ilgili resim, hatırat, röportaj yapanlar veya beyanat verenler hakkında bu kanunda belirtilen 5. madde gereğince Anayasa Mahkemesi'nde dava açılır”

Darbe seviciliği, dikta  böyle bir şey işte...

Bundan dolayı 'dikta, diktatör' söylemi masum sıradan siyasi bir söylem değil, çok şiddetli bir kalkışmanın işareti. Bunun arkasını, önünü doldurup ülkeyi içe döndürmeyi planlıyorlar.

İşte 21 Ekim 1989 tarihli Hürriyet Gazetesi… Cumhurbaşkanı seçim sürecinde Özal'a " Sivil Diktatör" diyerek saldırıyor. Aynı gazete  13 Ocak 1990'da " Özal'nın Tek Adam Olma Hevesi" manşetiyle  saldırmaya devam ediyor. Bu tarihte Muammer Aksoy öldürüldü, Özal'ı  katil ilan ettiler.  Haziran 1988'de suikastle ortadan kaldırmayı denedikleri Özal'ın. 1989'da cumhurbaşkanı olmasını engellemek için her türlü dalavereyi yaptılar.28 Şubat darbe sürecinde  Erbakan'a da aynı hezeyanlarını kustular. Şimdi aynı aymazlıklarla 2019'a hazırlanıyorlar.

Diktatör söyleminin gündeme taşınmasının zamanlaması çok enterasan.  ABD ile casus krizinin, Suudi Arabistan'ın "ılımlı İslam' çıkışının  yaşandığı günlere denk geliyor.  FETÖ elebaşının  ayağa kalkma  mesajını alanlar hemen devreye girdiler.

Olayların mahiyeti göz önüne alınırsa bu  'dikta' çıkışı  normal bir muhalefet çıkışı değil. Sokakları hareketlendirmeye matuf bir çıkıştır. 27 Mayıs darbesini yapanlar da bu yalanın üzerinden hareket ettiler. 27 Mayıs diktası Millî Birlik Komitesinin , (MBK)  "1924 Tarih ve 491 Sayılı Teşkilatı Esasiye Kanunun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanun"  başlıklı 12 Haziran 1960 tarihli bir numaralı  kararı şöyle.  " İktidar Partisi idarecileri tarafından Anayasa'nın çiğnenmesi, Türk Milletinin bütün fert ve insanlık hak ve hürriyetlerinin ve masuniyetlerinin ortadan kaldırılması, muhalefet murakabesi işlemez hale getirilerek tek parti diktatoryası kurulması suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi fiilen bir parti grubu durumuna düşürülmüş ve meşruluğunu kaybetmiştir..."

Bu ifadeler bugün de aynı çevrelerce kullanılmakta. Yurtta Sulh Konseyi  de buna benzer  bildiri yayınlamıştı.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.