11 Ağustos 2018 Cumartesi 12:45
Kuran'ı Kerim'in kalbi Yasin Suresi'nin faziletleri...

Kuran-ı Kerimin kalbi olarak bilinen Yasin Suresi'nin faziletleri nelerdir? Yasin Suresi nasıl okunur? Yasin Suresi'nin tefsiri ve meali nedir? Yasin Suresi ile ilgili bir çok sorunuza bu yazımızda cevap bulacaksınız. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: “Her şeyin bir kalbi olduğu gibi Kuran’ın da bir kalbi vardır ve o Yasin Suresidir.” 

 Yasin Suresi, Kuran-ı Kerim'in 36. suresidir. 83 ayet olan bu sure Mekke'de nazil olmuştur. İslam aleminde Hz. Muhammed (sav) sözleri referansı ile hastalara, borçlulara, büyük sıkıntısı olanlara okunması konusunda tavsiyeler vardır. İçeriğinde, Allah'ın ol demsiyle olmayacak hiç bir şeyin olmadığı mesajını veren bu sure, birçok hikmet ve sırrı içinde barındırmaktadır. Bu sureyi okumanın çok sevap olduğuna dikkat çeken Peygamber efendimiz, her gece uyumadan önce okumamız yönünde tavsiyede bulunmuştur. Yasin Suresini tefekkür ile okuyabilmek için meal ve tefsiri bu yazımızda paylaşacağız. Tefekkürümüzü geliştirebilmek duasıyla...

Hakkında

Mekke döneminde inmiştir. 83 âyettir. Sûre, adını ilk âyeti oluşturan “Yâ-Sîn” harflerinden almıştır. Sûrede başlıca insanın ahlâkî sorumlulukları, vahiy, Hz. Peygamber’i yalanlayan Kureyş kabilesi, Antakya halkına gönderilen peygamberler, Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller, öldükten sonra dirilme,hesap ve ceza konu edilmektedir.

Nuzül

         Mushaftaki sıralamada otuz altıncı, iniş sırasına göre kırk birinci sûredir. Cin sûresinden sonra, Furkan sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Yerinde açıklanacak bir sebeple 12. âyetin Medine’de indiğini ileri sürenler de olmuştur.

Konusu

        Hz. Muhammed aleyhisselâmın hak peygamber olduğu ona indirilen Kur’an deliliyle desteklenerek açıklanır; başka peygamberlerin tevhid mücadelelerinden bir kesit verilerek bu uğurda büyük sıkıntılara katlanan Resûl-i Ekrem ve ona tâbi olanlar teselli edilir. Allah Teâlâ’nın birlik ve kudret delillerine ve evrendeki yaratılış sırlarına dikkat çekilerek öldükten sonra dirilme gerçeği ve bunun sonuçları üzerinde durulur. Râzî’nin belirttiği üzere bu sûrenin, İslâm inançlarının üç temel umdesinin (Allah’ın birliği, peygamberlik ve âhiret) en güçlü delillerle işlenmesine hasredildiği söylenebilir. Şöyle ki: 3. âyette –devamındaki delillerle teyit edilerek– peygamberlik müessesesi üzerinde durulmuş; müteakip âyetlerde Allah’ın birliği ve eşsiz gücü, öldükten sonra dirilmenin ve ilâhî huzurda yargılanmanın kaçınılmazlığı ortaya konmuş, son âyette de yine bu iki nokta (vahdâniyet ve haşir) özetlenmiştir. Kur’an’dan bu ölçüde de olsa nasibini alan kimse artık kalbinin payı olan imanı elde etmiş demektir ki bunun tezahürleri de diline ve davranışlarına yansıyacaktır (XXVI, 113).

Fazileti

         Hadis kaynaklarında Hz. Peygamber’den Yâsîn sûresinin faziletine dair nakledilmiş sözler yer alır. Bunlardan biri şöyledir: “Her şeyin bir kalbi vardır; Kur’an’ın kalbi de Yâsîn’dir” (Tirmizî, “Fezâilü’lKur’ân”, 7; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 21; krş. Müsned, V, 26. Diğer bazı rivayetler için bk. Şevkânî, IV, 410-411). İbn Abbas’ın da –bu sûrenin son âyeti hakkında– “Yâsîn’in ve onu okumanın niçin bu kadar faziletli olduğunu bilmiyordum; meğer bu âyetten dolayı imiş” dediği nakledilir (Zemahşerî, III, 294-295). Hadislerin sıhhat durumu tartışmalı olmakla beraber, öteden beri İslâm âlimleri Resûlullah’ın bu sûreye özel bir ilgi gösterdiği kanaatini taşımışlar ve müslümanlar da Kur’an tilâvetinde ona ayrı bir yer vermişlerdir. Bu sebeple Yâsîn sûresi için özel tefsirler kaleme alınmıştır (Ölülere Yâsîn okunmasıyla ilgili hadiste “ölmek üzere olanlar”ın kastedildiği kanaati hâkim olmakla beraber, bunu öldükten sonra veya ölünün kabri başında okunacağı şeklinde anlayanlar da vardır, bk. Elmalılı, VI, 4004).

Yasin Suresi Türkçe okunuşu

  • (1) Yâsîn
  • (2) VeI Kur’ân-iI hakîm
  • (3) İnneke IemineI mürseIîn
  • (4) AIâ sırâtın müstakîm
  • (5) TenzîIeI azîzirrahîm
  • (6) Litünzira kavmen mâ ünzire âbâühüm fehüm gâfiIûn
  • (7) Lekad hakkaIkavIü aIâ ekserihim fehüm Iâ yü’minûn
  • (8) İnnâ ceaInâ fî a’nâkihim agIâIen fehiye iIeI ezkâni fehüm mukmehûn
  • (9) Ve ceaInâ min beyni eydîhim sedden ve min haIfihim sedden feağşeynâhüm fehüm Iâ yübsirûn
  • (10) Ve sevâün aIeyhim eenzertehüm em Iem tünzirhüm Iâ yü’minûn
  • (11) innemâ tünzirü menittebazzikra ve haşiyerrahmâne biIgaybi febeşşirhü bimağfiretiv ve ecrin kerîm
  • (12) İnnâ nahnü nuhyiI mevtâ ve nektübü mâ kaddemû ve âsârehüm ve küIIe şey’in ahsaynâhü fî imâmin mübîn
  • (13) Vadrib Iehüm meseIen ashâbeI karyeh. İz câeheI mürseIûn
  • (14) İz erseInâ iIeyhi müsneyni fekezzebûhümâ fe azzeznâ bisâIisin fekâIû innâ iIeyküm mürseIûn
  • (15) KâIû mâ entüm iIIâ beşerün misIünâ vemâ enzeIerrahmânü min şey’in in entüm iIIâ tekzibûn
  • (16) KâIû rabbünâ ya’Iemü innâ iIeyküm IemürseIûn
  • (17) Vemâ aIeynâ iIIeI beIâguI mübîn
  • (18) KâIû innâ tetayyernâ biküm Iein Iem tentehû Ie nercümenneküm veIe yemessenneküm minnâ azâbün eIîm
  • (19) KâIû tâirüküm meaküm ein zukkirtum beI entüm kavmün müsrifûn
  • (20) Vecâe min aksaImedineti racüIün yes’â kâIe yâ kavmittebiuI mürseIîn
  • (21) İttebiû men Iâ yeseIüküm ecran ve hüm muhtedûn
  • (22) Vemâ Iiye Iâ a’büdüIIezî fetarenî ve iIeyhi türceûn
  • (23) Eettehizü min dûnihî âIiheten in yüridnirrahmânü bi-durrin Iâ tuğni annî şefâatühüm şey’en veIâ yünkizûn
  • (24) İnnî izen Iefî daIâIin mübîn
  • (25) İnnî âmentü birabbiküm fesmeûn
  • (26) KîIedhuIiI cennete, kâIe yâIeyte kavmî yâ’Iemûn
  • (27) Bimâ gafereIî rabbî ve ceaIenî mineI mükremîn
  • (28) Vemâ enzeInâ aIâ kavmihî min badihî min cündin minessemâi vemâ künnâ münziIîn
  • (29) İn kânet iIIâ sayhaten vâhideten feizâhüm hâmidûn
  • (30) Yâ hasreten aIeI ibâdi mâ ye’tîhim min resûIin iIIâ kânûbihî yestehziûn
  • (31) EIem yerev kem ehIeknâ kabIehüm mineI kurûni ennehüm iIeyhim Iâ yerciûn
  • (32) Ve in küIIün Iemmâ cemî’un Iedeynâ muhdarûn
  • (33) Ve âyetün IehümüI arduI meytetü ahyeynâhâ ve ahrecnâ minhâ habben fe minhü ye’küIûn
  • (34) Ve ceaInâ fîhâ cennâtin min nahîIiv ve a’nâbin ve feccernâ fîha mineI uyûn
  • (35) Liye’küIû min semerihî vemâ amiIethü eydîhim efeIâ yeşkürûn
  • (36) SübhânneIIezî haIekaI ezvâce küIIehâ mimmâ tünbitüI ardu ve min enfüsihim ve mimmâ Iâ ya’Iemûn
  • (37) Ve âyetün IehümüIIeyü nesIehu minhünnehâre fe izâhüm muzIimûn
  • (38) Veşşemsü tecrî Iimüstekarrin Iehâ zâIike takdîruI azîziI aIîm
  • (39) VeIkamere kaddernâhü menâziIe hattâ âdekeI urcûniI kadîm
  • (40) Leşşemsû yenbegî Iehâ en tüdrikeI kamere veIeIIeyIü sâbikunnehâr ve küIIün fî feIekin yesbehûn
  • (41) Ve âyetüI Iehüm ennâ hameInâ zürriyyetehüm fiI füIkiI meşhûn
  • (42) Ve haIâknâ Iehüm min misIihî mâ yarkebûn
  • (43) Ve in neşe’ nugrıkhüm feIâ sarîha Iehüm veIâhüm yünkazûn
  • (44) İIIâ rahmeten minnâ ve metâan iIâ hîn
  • (45) Ve izâ kîIe Iehümüttekû mâ beyne eydîküm vemâ haIfeküm IeaIIeküm türhamûn
  • (46) Vemâ te’tîhim min âyetin min âyâti rabbihim iIIâ kânû anhâ mu’ridîn
  • (47) Ve izâ kîIe Iehüm enfikû mim mâ rezakakümüIIâhü, kâIeIIezîne keferû, IiIIezîne âmenû enut’ımü menIev yeşâuIIâhü et’ameh, in entüm iIIâ fî daIâIin mübîn
  • (48) Ve yekûIûne metâ hâzeI va’dü in küntüm sâdikîn
  • (49) Mâ yenzurûne iIIâ sayhaten vâhideten te’huzühüm vehüm yehissimûn
  • (50) FeIâ yestetîûne tavsıyeten veIâ iIâ ehIihim yerciûn
  • (51) Ve nüfiha fîssûri feizâhüm mineI ecdâsi iIâ rabbihim yensiIûn
  • (52) KâIû yâ veyIenâ men beasena min merkadina hâzâ mâ veaderrahmânü ve sadekaI mürseIûn
  • (53) İn kânet iIIâ sayhaten vâhideten feizâ hüm cemî’un Iedeynâ muhdarûn
  • (54) FeIyevme Iâ tuzIemu nefsün şeyen veIâ tüczevne iIIâ mâ küntüm tâ’meIûn
  • (55) İnne ashâbeI cennetiI yevme fîşüğuIin fâkihûn
  • (56) Hüm ve ezvâcühüm fî zıIâIin aIeI erâiki müttekiûn
  • (57) Lehüm fîhâ fâkihetün ve Iehüm mâ yeddeûn
  • (58) SeIâmün kavIen min rabbin rahîm
  • (59) VemtâzüI yevme eyyüheI mücrimûn
  • (60) EIem a’hed iIeyküm yâ benî âdeme en Iâ tâ’buduşşeytân innehû Ieküm adüvvün mübîn
  • (61) Ve enî’budûnî, hâzâ sırâtun müstekîm
  • (62) Ve Iekad edaIIe minküm cibiIIen kesîran efeIem tekûnû ta’kıIûn
  • (63) Hâzihî cehennemüIIetî küntüm tûadûn
  • (64) lsIevheI yevme bimâ küntüm tekfürûn
  • (65) EIyevme nahtimü aIâ efvâhihim ve tükeIIimünâ eydîhim ve teşhedü ercüIühüm bimâ kânû yeksibûn
  • (66) VeIev neşâü Ietamesnâ aIâ a’yunihim festebekus sırâta fe ennâ yübsirûn
  • (67) VeIev neşâü Iemesahnâhüm aIâ mekânetihim femestetâû mudıyyev veIâ yerciûn
  • (68) Ve men nüammirhü nünekkishü fiIhaIkı, efeIâ ya’kiIûn
  • (69) Ve mâ aIIemnâhüşşi’ra vemâ yenbegî Ieh in hüve iIIâ zikrün ve kur’ânün mübîn
  • (70) Liyünzira men kâne hayyen ve yehıkkaI kavIü aIeI kâfirîn
  • (71) EveIem yerav ennâ haIaknâ Iehüm mimmâ amiIet eydîna en âmen fehüm Iehâ mâIikûn
  • (72) Ve zeIIeInâhâ Iehüm feminhâ rekûbühüm ve minhâ ye’küIûn
  • (73) Ve Iehüm fîhâ menâfiu ve meşâribü efeIâ yeşkürûn
  • (74) Vettehazû min dûniIIâhi âIiheten IeaIIehüm yünsarûn
  • (75) Lâ yestetîûne nasrahüm ve hüm Iehüm cündün muhdarûn
  • (76) FeIâ yahzünke kavIühüm. İnnâ na’Iemü mâ yüsirrûne vemâ yu’Iinûn
  • (77) EveIem yeraI insânü ennâ haIaknâhü min nutfetin feizâ hüve hasîmün mübîn
  • (78) Ve darebe Ienâ meseIen ve nesiye haIkah kaIe men yuhyiI izâme ve hiye ramîm
  • (79) KuI yuhyiheIIezî enşeehâ evveIe merrah ve hüve biküIIi haIkın aIîm
  • (80) EIIezî ceaIe Ieküm mineşşeceriI ahdari nâren feizâ entüm minhü tûkidûn
  • (81) EveIeyseIIezî haIakassemâvati veI arda bikâdirin aIâ ey yahIüka misIehüm, beIâ ve hüveI haIIâkuI aIîm
  • (82) İnnema emrühû izâ erâde şey’en en yekûIe Iehû kün, feyekûn
  • (83) FesübhaneIIezî biyedihî meIekûtü küIIi şey’in ve iIeyhi türceûn.

Yasin Suresi meali

1. Yasin
2. Hikmetli Ku'ran'ın hakkı için!
3. Emin ol ki sen, o elçilikle gönderilen peygamberlerdensin!
4. Bir dosdoğru yol üzerindesin.
5. Güçlü ve çok merhametli Allah'ın peyderpey indirdiği vahyi ile.
6. Babaları uyarılmamış olup gaflet içinde olan bir topluluğu uyarasın (vehameti haber veresin) diye.
7. Andolsun ki, pek çoklarına karşı söz hak olmuştur da artık onlar imana gelmezler.
8. Çünkü Biz, onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz de onlar, çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.
9. Hem önlerinden bir set, hem arkalarından bir set çekmişiz ve kendilerini sarmışızdır; artık baksalar da görmezler.
10. Onları uyarsan da uyarmasan da farketmez, inanmazlar.
11. Sen ancak Kur'an'a uyan ve Rahman'dan gıyabında saygı besleyen kimseyi sakındırırsın; İşte onu, hem bir bağışlama hem de değerli bir mükafatla müjdele!
12. Gerçekten Biz Biziz, ölüleri diriltiriz; önden gönderdiklerim ve bıraktıktan eserleri kitaba geçiririz. Zaten herşeyi açık bir kütükte "İmam-ı Mübin" de de ihsa (sayıp tesbit) etmişizdir.
13. Ve onlara o şehir halkını örnek ver. Hani oraya o gönderilen elçiler varmıştı.
14. Hani onlara o iki elçiyi göndermiştik de onları yalanladılar; Biz de bir üçüncüsüyle onları güçlendirdik, varıp: "Haberiniz olsun, biz sizlere gönderilmiş elçileriz." dediler.
15. "Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman hiç birşey indirmedi; siz sırf yalan söylüyorsunuz!" dediler.
16. Elçiler: " Rabbimiz biliyor ki, biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.
17. Açık bir tebliğden ötesi ise bizim üstümüze (vazife) değildir!" dediler.
18. Onlar: "Doğrusu, biz sizi uğursuzluk nedeni saydık. Yemin ederiz ki, vazgeçmezseniz sizi hiç tınmadan taşlarız ve kesinlikle size bizden acıklı bir azap dokunur." dediler.
19. Elçiler: "Sizin uğursuzluk kuşunuz beraberinizdedir. Size öğüt verilse de öyle mi? Doğrusu siz israfı adet etmiş bir topluluksunuz." dediler.
20. o sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki: "Ey hemşerilerim, uyun o gönderilen elçilere!
21. Uyun sizden bir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar doğru yola ermişlerdir.
22. Hem neden kulluk etmeyeyim ben o beni yaratana, hep de döndürülüp O'na götürüleceksiniz!
23. Ben hiç O'ndan başka tanrılar mı edinirim? Eğer o Rahman, bana bir keder irade buyurursa, onların şefaati benden yana hiçbir şeye yaramaz ve beni kurtaramazlar.
24. Şüphesiz ben, o takdirde açık bir sapıklık içindeyimdir.
25. Haberiniz olsun ki, ben Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni!"
26. Denildi ki: "Haydi. gir cennete!" O: "Ah ne olurdu, kavmim bilseydi
27. Rabbimin beni bağışlamasın) ve beni ikram olunan kullarından kıldığım."
28. Arkasından kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.
29. O sadece bir sayha (gürültü) oldu; hemen sönüverdiler.
30. Yazıklar olsun o kullara ki kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
31. Baksalar ya kendilerinden önce nice nesiller helak etmişiz. Onlar, hiç onlara dönüp gelmiyorlar (dünyaya bir daha dönmüyorlar).
32. Ancak hepsi toplanıp, bizim huzurumuza celbedilmişlerdir.
33. -Hem ölü toprak onlara bir delildir. Biz ona hayat verdik ve onda taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.
34. Orada cennetler yaptık; hurma bahçeleri, üzüm bağları (daha neler) neler! İçlerinde pınarlar akıttık.
35. Ürününden ve kendi elleriyle elde ettikleri mamüllerinden yesinler diye; hala şükretmeyecekler mi?
36. Yüce ve münezzehtir o ki, herşeyden çiftler meydana getiriyor; yerin bitirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmeyecekleri neler, nelerden!
37. Gece de onlara bir delildir. Ondan gündüzü soyarız (çekip alırız), bir de bakarlar ki, karanlığa dalmışlar.
38. Güneş de, (bir delildir ki) kendisine mahsus bir karargah için akıp gidiyor, işte bu, güçlü ve herşeyi bilen (Allah) ın takdiridir.
39. Aya da; ona da bir takım menziller tayin etmişizdir, nihayet dönmüş (dolanmış) eğri bir hurma dalı gibi olmuştur.
40. Ne güneşin Aya (yetişip) çatması kendisine (çarpması) yaraşır, ne de gece gündüzü geçer; herbiri birer felekte (yörüngede) yüzerler.
41. Onlara bir delil de o dolu gemide zürriyetlerini taşımamız;
42. ve kendilerine o gibisinden binecek şeyler yaratmamızdır.
43. Ödersek onları (suda) boğarız da o zaman onlara ne feryatçı vardır ne de onlar kurtarılırlar.
44. Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.
45. Durum böyle iken onlara : "Önünüzdekini ve arkanızdakini gözetip korunun ki rahmete erişeniz." denildiği zaman;
46. kendilerine Rablerinin ayetlerinden her hangi bir ayet de gelse, mutlaka ondan yüz çevire geldiler.
47. Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın" denildiği zaman, o kafirler, iman edenler için şöyle dediler: "Allah'ın, dileseydi yiyecek verebileceği kimseyi biz hiç yedirir miyiz, siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?"
48. Ve:"Ne zaman bu tehdit , (gerçekleşek eğer) doğru (sözlü) iseniz." diyorlar.
49. (Ondan) sadece bir tek sayhaya bakıyorlar, bir sayha ki, onlar çekişip dururlarken kendilerini yakalayıverir.
50. o zaman bir tavsiyede bile bulunamazlar; ailelerine de dönemezler.
51. Sur üfrülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar.
52. "Eyvah başımıza gelenlere! Bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı? O Rahmin' in va'd buyurduğu işte buymuş. Gönderilen peygamberler doğru söylemişler" derler.
53. Başka değil, sadece bir sayha olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir.
54. Artık bugün hiç kimseye zerrece zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.
55. Gerçekten cennetlikler bugün bir eğlence içinde zevk etmektedirler.
56. Kendileri ve eşleri gölgelikler içinde koltuklar üzerinde kurulmuşlardır.
57. Onlara orada bir meyve vardır. Onlara orada ne isterlerse vardır.
58. Merhametli Rabbin kelamı bir " Selam " olacak.
59. Haydin ayrılın bugün ey suçlular!
60. Ey Adem oğulları, Ben size şeytana kulluk etmeyin, o size açık bir düşmandır, diye and vermedim mi?
61. Bana kulluk edin, doğru yol budur, diye.
62. Böyle, iken yüceliğime karşı o içinizden bir çok nesilleri yoldan çıkardı. O zaman sizin akıllarınız yok muydu?
63. İşte bu va'd olunup durduğunuz cehennem.
64. Bugün yaslanın bakalım ona inkar ettiğiniz için.
65. Bugün ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayaklar şahitlik eder.
66. Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecek- ler.
67. Yine dilesek kendilerini oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de dönebilirlerdi.
68. Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak yaratılışta onu tersine çeviri(p güçten düşürü)yoruz. Hala akıllanmayacaklar mı?
69. Biz ona şiir öğretmedik, ona yakışmaz da; o sadece bir öğüt ve parlak bir Kur'an'dır.
70. Diri olanı uyandırmak, nankörlere de o azap sözünün gerekmesi için.
71. Şunu da görmediler mi: Biz onlar için ellerimizin yaptıklarından bir takım yumuşak hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar.
72. Onları kendilerine zebun etmişiz de hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.
73. Onlarda daha bir çok menfaatleri ve türlü içecekleri de var. Hala şükretmeyecekler mi?
74. Tuttular bir de Allah'tan başka bir takım ilahlar edindiler. Güya yardım olunacaklar.
75. Onların onlara yardıma güçleri yetmez; onlar ise onlar (tanrılar) için celbolunan askerlerdir.
76. O halde onların lakırdıları seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz dışlarını da.
77. İnsan görmüyor mu ki, Biz onu bir nutfeden yarattık da şimdi o çeneli bir çekişgen kesildi.
78. Yaratılışını unutarak Bize bir de mesel (örnek) fırlattı: "Çürümüşken o kemikleri kim diriltir?" dedi.
79. De ki:"Onları ilk defa yaratan diriltir ve o yaratmanın her türlüsünü bilir."
80. O ki size yeşil ağaçtan bir ateş çıkarmasını sağladı da şimdi siz ondan tutuşturup duruyorsunuz.
81. Gökleri ve yeri yaratan onlar gibisini yaratmaya kadir değil midir? Elbette kadirdir. Yaratan O, her şeyi bilen O!
82. O'nun emri, birşeyi dileyince ona sadece "Ol!" demektir. O da oluverir.
83. Artık tesbih edilmez mi öyle herşeyin hükümranlığı elinde bulunan yüce Allah! Hep de döndürülüp O'na götürüleceksiniz.

Yasin Suresi Arapça okunuşu

Son Güncelleme: 11.08.2018 13:39
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624