‘’İnsanlık ruhun çölüne çıktı’’ diyordu Sezai Karakoç…  

Ruh ki o insanın asli varlığıdır…

Başlangıçlar, ilk bakış kadar mühürler gönülleri… Bir başlangıç, bir milat olan bu selamlama ile hoş geldin sevgili ülkem, hoş bulduk…

****

Kasıtlı bir kavramlar anarşisi içre hercü merc edilen ilim ve tefekkür dünyamızın yerine devşirilen ve empoze edilen batılı bilim dünyasında; biyolojik tanımlamalarla ‘’ruh’’ kavramının yerine türlü türlü kavramlar ikame edilmiştir. Bundandır ki zihinlerde insan; biyolojik varlığa indirgenmiştir. Modern dünyanın algıları ve bu algılara dayalı yaşantıları; indirgenmiş seviyede kendi ekolojisini inşaa etmiş ve buna uyum sağlamıştır.

Ne anlatıyorum ben?

Diyorum ki; batı ‘’ruh’’umuz dahil olmak üzere birçok değerimizi kendine göre yeniden tanımlayarak, malformasyona uğratıp bize ait kavramlar kütüphanesindeymiş gibi cemiyete  yutturmaya çalışıyor.

Mesela ‘’insan’’ biyolojik bir varlık değildir. Biyolojik varlıktan ibaret değildir… Biyoloji, insanı anlayamayacak kadar kıt, yorumlayamayacak kadar kör, anlatamayacak kadar laldır. ‘’Var’’ olan insan, biyoloji için fazla gelir…
 

Çöl ise yokluk yeridir sevgili ülkem. Bereketli toprağın yerini alan kum, geceleri bürûdet,  gündüzleri hararet üzre esen rüzgarlarla sürekli değişen biçimler kazanır. Topraktan çöle dönüşen bir hikaye… Çölde dağlar, tepeler, vadiler, ovalar hasılı cümle yeryüzü şekilleri asli anlam ve işlevlerine göre değil, sadece şekil olarak var olur ve değişir. Çölde rüzgarların etkileşimleriyle değişim, değişmez bir kanundur. Değişen koşullar bereketli toprağı, kum yığınlarına dönüştürürken çölün öyküsünü kaleme alır bir kader…

Toprak olan insan… Çölleşen insana…

Ve vahalar vardır çöller içre rahmete işaret. Seraplar görünür, çölün tabii ve olmazsa olmaz bütünleyici bir unsuru olarak…

İnsan bu darı imtihanda zaman zaman ruhun/ruhunun çöllerine çıkar/çıkarılır. Çöllerdeki değişken biçimler içre dağlarda, tepelerde, uçsuz bucaksız ovalarda, soğuk ve sıcak arasında gide gele seraplara aldanarak her nefeste ölümün/ölümünün binbir eşiğine gelir/getirilir. Bereket gibi toprak olan insan, çöl gibi kum olur/oldurulur/ölür/öldürülür…

Cenab-ı Allah’ın (c.c) şu mazlum ümmeti merhumeye sancaktar kıldığı aziz milletimizin ve necip devletimizin mimarları ve muhafızları olan diriliş erlerine selam olsun. O diriliş erlerinin himmet, gayret, irşat ve mücadeleleri ile asırlardır yoğrulmuş aziz milletimiz şanlı tarihimizdeki her fetret döneminde yeniden ve yenilenerek lakin asli  mahiyetini muhafaza ederek daima dirilmiştir. Her ihanet, diriliş ruhuyla yeniden ve yenilenerek bertaraf edilmiştir.

Bizim için kurguladıkları son tuzak; insanımızı çölleştirmektir… Çöl ise ,dedim ya, yokluk yeridir… Serapların, aldanışların  yeridir… Bürûdet ve hararet arasında devamlı bir değişim yaşatılarak çölleştirilmek istenmektedir; bereketin diğer adı toprak olan insanımız…

Diriliş erlerimize Rabbim yardım etsin…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa Can 2018-05-09 09:34:34

Duanıza amin diyor, tebrik ediyorum..

Avatar
saliha 2018-05-18 14:48:02

amin, kaleminize yüreğinize sağlık...