Büyüyen Türkiye’nin hikayesi bu…

Düşünmek yük değildir sevgili ülkem. Etrafına bak. Ne görüyorsan sen o’sun. Kişi, gördüğü hakikat kadar hakikat, inkar ettiği kadar yalandır. Kendi hakikatini inkar eden kişi, kendini yalan eder.

Batı, yüzlerce yıl senin dirilişini engelledi. Uyumanı, uslu olmanı, gök ve yer arasında onlara itaat eden bir mankurt olmanı istedi. Senin gücüne güç katacak her ne varsa buna engel oldu.

Soytarılık, post satıcılığı, kürk hokkabazı mihrakları varsın kullansın batılılar. Cemiyet varsın her gün yıkılıp yeniden yapılsın. Nihayetinde yıkan el ile yapan elin kıyamete kadar süren mücadelesi bu.

Sen batının ürktüğü bir hakikatsin. Seni, seninle baş başa bırakmayacaklarını biliyorsun.

Sana zincir vurmak için gizemli adamları vardı batının. Bu adamlar sağır odalarda türlü türlü şeytanlıklar tezgahladı. Nitekim bu gizemli adamların büyüsü, senin ferasetin ve cihana yayılan merhametinle bozuldu. Gizemi ancak bir başka gizem bitirir sevgili ülkem. Şimdi senin sırrın bütün bir dünyayı kucaklamaya hazırlanıyor. Vakit, senin vaktin. Dünya seninle yeniden inşaa edilecek… İnanmalısın…

Yağmuru, toprağı, günü, geceyi keşfetmek için yaratılmış; rahmeti yağmurla, anayı toprakla, doğumu günle, karanlığı geceyle nişanlamıştık. Sen ve ben üstü örtülü bir sırrı emanet almıştık sevgili ülkem. Yüzlerce yıl batılı senaristlerin bu milleti esir alan gizem dolu oyunlarına bir son vermeye söz vermiştik. Vakti geldi... Şimdi diriliş vakti. Dondurulmuş ruhlar çöplüğünde susturulmuş bir cemiyet vardı bir zamanlar. Geride kaldı. İnkar edilemez bir diriliş bu. Başlıyor...

Süleymaniye’yi yeniden inşaa edelim. Gel… Biz gönüller inşaa ederken nifak tohumları eken kazurat böcekleri için cehenneme çevirelim cihanı. Gel… Bizim diyarlarda aşk nağmeleri vatan sevgisinden beslenir. Ağıt yakan analarla, nakkaş olur mazlumlar için dua dua göklere adaleti işleriz. İhaneti affetmeyiz. Kuklayı ve kuklacıyı bildik mi, sirklerine yıldırım gibi düşer hiddetimiz. Ölümü şerbet diye içer, şehadet diye koşarak ölüme gideriz. Gel… Medeniyetin ne olduğunu dünyaya öğretelim bir kez daha. Gel…

Batı bütün bu olup biteni şaşkınlıkla izliyor. Sevgili ülkem, kendinde başlayıp kendinde biten bir akıl, zavallı batının aklı… Ne seni ne de hakikati göremez batının gözleri. Şapşallaştılar… Batı bu haliyle kendi sonunu hazırlıyor. Çabası beyhude, saldırması boşa… 

Medeniyet hafızamız cemiyetin her hücresine zerk ediliyor yeniden. İbn Rüşt senin medreselerini yapıyor bugün. Zerkali, Firnas, İbrahim Hakkı, Alvarlı, Seyit Kutup ve diğerleri sokak sokak gençlerle buluşuyor. Yeni bir dünya inşaa ediliyor. Nutku tutuluyor adamların korkudan. Nizamülmülk, İshak Paşa, Köprülü, Edebali  sana akıl veriyor. Ama bunu batının aklı almıyor…

Vakit, diriliş vakti… Büyüyen Türkiye’nin hikayesi bu… Düşünmek yük değildir sevgili ülkem. Etrafına bak. Ne görüyorsan sen o’sun. Kişi, gördüğü hakikat kadar hakikat, inkar ettiği kadar  yalandır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Slm yvz 2018-06-25 10:53:23

”Gerçekler büyük ruhlu insanları besler, küçükleri yaralar.” (Napoleon Bonaparte)