1927 yılında “806 bin” kişinin yaşadığı İstanbul’un nüfusu bugün “15 milyonu” aşmış durumda. Türkiye nüfusunun yaklaşık beşte biri. Başta“Belçika Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, Portekiz, İsveç, İsviçre, Macaristan, Azerbaycan, Ürdün, İsrail, Hong Kong, Bulgaristan, Sırbistan, Danimarka” olmak üzere 145 ülkenin nüfusundan daha fazla insan yaşar bu şehirde. Her 5 yılda ortalama 1 milyon kişi ekleniyor. Nüfusunun 2023 yılında, 16,5 milyon olması bekleniyor. İstanbul’da kilometre kareye düşen insan sayısı 2.786’dır. Türkiye’nin 341 milyar dolarlık dış ticaret hacminin yüzde 56’lık kısmını karşılayan İstanbul, milli gelirin yüzde 27’sini, İhracatın yüzde 43’ünü yine tek başına sağlıyor. Yani Türkiye çapındaki 100 dolarlık ticaretimizin yaklaşık 56 doları İstanbul’da dönmektedir. Türkiye geçen yıl 142,5 milyar dolarlık ihracat yaparken, bu ihracatın yüzde 54,4’tüne denk gelen 76,2 milyar dolarlık kısmı, İstanbul tarafından sağlandı. 2014 yılı verilerine göre GSMH’mız, 2 trilyon 44 milyar iken bunun 623 milyar lirasının İstanbul sırtlamıştır.Türkiye’de 4 vergi mükellefinden 1’i İstanbul’da bulunuyor. İstanbul’daki vergi gelirimiz, toplam tahakkuk içindeki oranı yüzde 44,4’tür.Türkiye’nin en büyük 100 sanayi kuruluşunun 42’si, en büyük 500 kuruluşun 250’si İstanbul’dadır.

İSTANBUL BOMBANIN ÜZERİNDE OTURUYOR

İnsan ve sermaye gücü bakımından Türkiye’nin kalbi İstanbul’da atıyor, beyni İstanbul’da hükmediyor. Ekonomide iki temel kural vardır; birincisi: “Asla tek bir gelir kaynağın olmasın, ikinci bir kaynak için yatırım yap.” ikincisi: “Bütün yumurtaları tek sepete koyma.” Bir yandan bilim adamlarınca beklenen büyük Marmara depremi, bir yandan da bölgeler arasındaki ekonomik ve sosyal dengesizliğin yarattığı sorunlar nazara alındığında insan ve sermaye gücümüzün büyük kısmının İstanbul’da toplanmış olması büyük bir risk ve tehlike yaratmaktadır. İstanbul adeta patlamaya hazır bombanın üzerinde oturuyor. İstanbul nüfusunun büyük kısmı birinci derece deprem bölgesi. Bilim adamları ve odalar tarafından hazırlanan deprem raporlarına göre, İstanbul’da 30 yıl içerisinde gerçekleşme olasılığı yüzde 65 olan ve aynen 1509 yılındaki İstanbul depremi gibi en kötü senaryo olan 7,7 şiddetindeki bir deprem sonrası yaklaşık 650 bin insanın hayatını kaybedebileceği belirtiliyor.

TEHLİKE KALDIRILAMAYACAK KADAR BÜYÜK

İstanbul’da yapıların yüzde 27’sinin deprem riskine bağlı olarak acilen yıkılması lazım. İstanbul’un kalbine hançer gibi sokulan gökdelenler ve dikey yapılaşma, su havzaları ile yeşil alanların bir bir yok olması tehlikeyi daha da artırıyor. 7.4’lük 17 Ağustos 1999 depreminin ardından yaklaşık 460 deprem sonrası toplanma yeri tahsis edilmişken günümüzde bu sayı 60-70 civarına kadar düşmüş, bu yapılar imara açılarak ranta, rezidanslara, AVM’lere yem olmuştur. Türkiye bir deprem ülkesi, maalesef İstanbul beklenen büyük depreme hazır değil. Acilen İstanbul nüfusu ve yapı stokları azaltılmalı. Bunun için Anadolu’da yeni cazibe merkezleri, yeni sanayi ve ticaret kentleri kurulmalı. Nüfusu o kentlere taşıyacak politikalar ve yatırımlar yapılmalı. Üretimi, sanayiyi, ticareti, üniversite gençliğini Anadolu’nun değişik yerlerine kaydırmalıyız. Maazallah, İstanbul’da beklenen büyüklükte bir depremin meydana gelmesiyle ortaya çıkacak acı tabloyu, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milleti kaldıramaz, can ve mal kaybı bakımından tarihin görmediği ve duymadığı büyük felaket yaşanabilir.

SİNOP DA, DİYARBAKIR DA İŞSİZLİKTEN KIVRANIYOR

Öte yandan İstanbul’da girişimciler istihdam için harıl harıl personel ararken "çalıştırmaya eleman bulamıyoruz" derken, Sinop'ta, Diyarbakır'da, Kars'ta işsizlikten kıvrananlar var.
İstanbul’un büyümesinde ihtiyaç duyulan istihdam karşılanamayınca kaçak göçmenler devreye giriyor. Afganistan'dan Özbekistan’a, Moldova'dan Gürcistan'a, Suriye'den Kırgızistan'a birçok ülkeden kaçak göçmenler büyüyen İstanbul ekonomisinin istihdam açığını kapatıyorlar. Marmara Belediyeler Birliği’nin raporuna göre “İstanbul’da 540 bini Suriyeli olmak üzere bir milyon civarında yabancı uyruklu insan” yaşamaktadır.
Bugün seralardan ahırlara birçok yerde tamamen Afgan göçmenler çalışıyor. Suriyeliler inşaatlarda, Kırgızlar garson, Moldovalılar çocuk bakıcısı ve daha nice sektörler...
İstanbul dünya kenti olurken, Anadolu terk edilmiş mega köy hüviyetinde, milyonlarca dekar arazimiz boş yatıyor. Zaman zaman köye dönüş projeleri açıklanır. Anlamlı bir başarı elde edilemez. Köye dönüş projeleri sanayi yatırımları ile birlikte olmalı. Köye dön dediğin aileden 1 kişinin asgari ücretle çalışıp karnını doyuracağı, sosyal güvenlik şemsiyesi altında kalabileceği iş imkanı sağlanırsa ancak amaç hasıl olur. İstanbul’da kilometre kareye düşen insan sayısı 2.786 iken, Sinop’ta 35, Diyarbakır’da 110’dur.Sinop’a LcWaikiki, Kiğılı, Ramsey gibi kurumsal tekstil fabrikaları, Diyarbakır’a yerli otomobil fabrikasını açarsanız, İşsizliğe de teröre de büyük darbe vurmakla beraber, hayvansal ve bitkisel üretimi de % 100 artırırsınız.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
envar 2017-11-22 09:35:33

Evet külli atin karip her gelecek yakındır...
Allah milletimizi vatanımızı bela ve afetlerden korusun.Amin..Türkiye kamu da özellikle Büyükşehir belediye lerde olam İsrafı önlemeden olmaz.Zira israf sebebi hasarettir..Vesselam

Avatar
Eyüp 2017-11-22 00:32:05

Aynen abimiz çok doğru söylemiş. Şahsen 24 yaşındayım üniversite mezunuyum Kpss'den 93 aldım ama 1.5 yıldır ne atanabildim ne de diyarbakırda bir iş bulabildim. Diyarbakıra Müslüman yöneticilerin iş başına gelip, iş imkanlarının artırılması lazım.

Avatar
Sabri Tekidi 2017-11-22 11:53:34

Anlattiklariniza aynen katılıyorum. Diyarbakır her seçimde 11-12 vekil gönderir ankaraya nedense bu vekiller kazanana kadar Diyarbakır için kurban kazandıktan sonra düşman oluyorlar. Memleket için iş sahası yatırım yapılabilmesi için değil iş kur tarafından finanse edilen 5-10 işçiyi de iş yerine yerleştirmek için avantaj alıyor. Diyarbakır da bu güne kadar vekil olarak meclise giden vekillerden hangisi bölgenin kalkınması gelişmesi için ne yapmışlar anlatsınlar