Davet ve kardeşlik vakfı 2. Kardeşlik Buluşması 13 Ekim 2017 tarihinde Kozaklıda bir termal otelde içre edildi. Bu toplantımız, 1. Toplantıya nispetle çok daha bereketli ve heyecanlı oldu. Yurdun dört bir yanından… Üyemizin katıldığı buluşma gayet renkli geçti, son derece bereketli ve heyecanlı oldu. DKV Sosyal birimi başta olmak üzere, emeği geçen tüm kardeşlerimize yürekler dolusu teşekkürler.

Kardeşlik buluşmaları, özel tüzel her Müslüman için ve her zamanda önemlidir. Zira ümmet olarak kardeşlik, birlik, beraberliğe ihtiyacımız, ekmekten sudan daha çok ihtiyacımız vardır. Çünkü huzur, emniyet ve güvenimiz, aramızdaki kardeşliğin sıcaklığı ve yoğunluğu oranında olacaktır.

Öncelikle cemaat, cemiyet ve STK’ların kendi üyelerine yönelik bu gibi çalışmaların, ihtiyaç kadar ve periyodik olarak devam etmesi önemlidir. Ancak gönül ister ki bu kurum ve kuruluşların belli bir oranda temsiliyle karma kardeşlik buluşmaları da yapsınlar. Bunu zaman zaman ve kısmi temsille yapan vakıflar olduysa da yeterince uzun soluklu olmadı.

İslam ümmetine vahdeti emreden ayet, hadis ve ulemanın görüşleri malumunuzdur. Birbirimize yaklaşma ve yakınlaşma için bu gibi çalışmalar, önemli kilometre taşlarıdır. Dolayısıyla bu toplantıları daha da zenginleştirerek önemlidir. Hem her kuruluşun kendine özel, hem de metot, gaye ve hedeflerde birbirine yakın olan kurum ve kuruluşların belli oranda temsilleriyle gerçekleştirecekleri; çalıştay, buluşma ve toplantılar, birçok hayır ve berekete vesile olur kanaatindeyim.

Selamlama konuşmaları. Programın koordinatörü, Doç. Dr. Mehmet Akbaş, vakfımızın halen genel başkanı olan, Dr. Maruf Çelik, Vakfımızın kurucularından ve birince başkanı olan Recep Songül hocaların selamlama konuşmaları, sadece bir selamlamadan ibaret değildi elbette. Her biri, davet, kardeşlik, irşad, güncel olaylar ve ümmetin genel sorunlarıyla ilgili önemli mesajlar verdiler.

Ulemadan hatıralar. Katılımcılar arasında onlarca ulema ve genç mollalar olmasına rağmen, mevcutların en yaşlıları olarak iki kişiye söz hakkı verilebildi. Mevcut davet çalışmalarına başladığımız ilk günden beri beraber olduğumuz. Üstad, Seyda Melle Salih Turgut. Bir de bu fakire söz hakkı verdiler. Bizim konular da, ilim ve ulemanın davadaki önemi… İlim yolunda çekilen zorluklardan bazı hatıralar ve özellikle İslam’ın yeryüzüne iletilmesinde ulemanın rolü… Dava ve davette peygamber (sav) ve ashabına varisliğin ulema genç mollaların omuzlarında olduğunu hatırlatılması gibi konulardı.

Sunumlar konferanslar. DKV tanıtım filmi, “Yedi Başak” insani yardım derneğimizin, yıllık faaliyetlerini de özetleyen dolu dolu içerikli slayt ve sunumları, DKV bayanlar kolunun slayt gösterimi ve DKV Genel başkanımızın Davet ve Kardeşlik içerikli sunumları… Her biri ayrı birer yazı konusu olabilecek bu çalışmalardan sadece bu kısa özetle iktifa edelim.

Minin yarışmalar. Program boyunca, hediye kitap ödüllü ve mesaj yüklü bilgi yarışması soruları da ayrı bir renk ve zenginlik oldu.

İlahi, ezgi ve şiirler. Kardeşlik buluşmamızın bir başka coşkulu renk ve zenginliği de ezgi ve şiirler idi. Özellik Davet Mektebi dergimizden kendisi minik ama yüreği kocaman olan 8 yaşındaki Azra Zümral Samak kızımızın seslendirdiği şiir çok manidardı. İşte o şiir…

Ben Bir Çocuğum

Ben bir çocuğum, daha kundakta iken, zulüm yazıldı coğrafyama.
Gözyaşı yerine, kan aktı minicik gözlerimden.
Ninni yerine; ağıtlar, feryatlar yükseldi annemin dilinden.

Ben bir çocuğum, demokrasi nârâları altında, Irak'ta katledilen.
Katledilen sayım, yüzbinleri geçti.
Geçti de, fark edilmedim hâlâ.

Ben bir çocuğum, Arakan'da ateş çukuruna atılan.
Daha sıcak nedir bilmeyen teni, vahşice yakılan.
Ateş bedenimi yaktı.
Yaktı da, bunu gören yürekler yanmadı hâlâ.

Ben bir çocuğum, Filistin de misket ve fosfor bombalarıyla öldürülen.
Hâlbuki gökyüzünde uçurtma uçuracaktım barışa.
Ezgiler, marşlar söyleyecektim umutla.
Bombalar, bir sahilde yakaladı beni oynarken.
Bedenim parçalandı, dağıldım dört bir yana.
Dağıldım, dağıldım da yine de ulaşamadım mümin yüreklere.

Ben bir çocuğum, Halepçe de elma kokusuna koşup, kimyasalla zehirlenen.
Ben, henüz küçüktüm oysa.
Bilmezdim elma kokusunun bu kadar acı, şehadetin ise tatlı olduğunu.
Bedenim taş kesiliverdi bir anda.
Bedenim taşlaştı fakat daha da taşlaşan yürekler varmış meğerse.

Ben bir çocuğum, Halep’te enkaz altında, her gün onlarca ölen.
Ölmeyi bile kurtuluş gören sessiz çığlıklarım sardı arşı.
Sardı da müminler duymadı bunca yakınlığa rağmen.

Ben, Müslüman bir çocuğum.
İmtihanım da zulüm görmek var yakılmak, parçalanmak ve zehirlenmek.

Ben, imtihanımı şehadetle bitirdim.
Ya sizin imtihanınız? Selam… Dua…
 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.