Hayatın arızalı tarafları zaten üzüyor onları yeteri kadar.

Aylar önce bir yazı yazmıştım. İlk cümlesiyle doktorları anmıştım. Tanıdığım doktorları dahi nazlı bulmuştum. Tam da buradan hareketle anlatmak isterim hayata hizmet edenleri.

Onlar büyük kalabalıklar içinde yalnız dolaşanlardır. Hayatın arızalı taraflarında gün yüzüne çıkan hayat işçileridirler. Hastalıkların arkasına gizlenmiş birer can simididirler. Hayatın arızalı hali sever onları. Bütün emekleri hayatın bu cephesinde gizlenmiş olmalı.

Aslında bir hayalle başlar doktor olma sevdası. Bir tarafı özenti, diğer tarafı beklenti gibidir. Bir tarafını toplumun istekleri mesken tutar, diğer tarafını da ebeveynlerin dilekleri. Havası başka bir tarafı olur. Çilesi ise hep göz ardı edilir. Doktor olmayanlar etrafa hep bu güzel havayı satarlar. Lakin mesleği yapacak olanlar bunların arasında çile çeker dururlar.

Yüreğimde hep bir yaradır doktorların kadrini tam bilememek ve onların tam kadir bilmezliği.

Evet toplum onlara her daim abartılı bir itibar yükler. Menfaati çatışınca acımadan geri alır o itibarı. Hem de daha fazlasını. Bu nedenle yalnızdır kalabalıklar içinde hekimlerimizin çoğunluğu. Bir selamın menfaatsiz alınmasını çok isterler. Kapılarında bekleyenlerin veya içeri girenlerin böyle olmasını arzu ederler. Ama nafile yere bunu beklerler. Bundandır ki çoğu zaman cemiyetin içinde doktor olduklarını pek söylemek istemezler.

Cemiyet çok vefasızdır hekimlerin vefasına karşı. Tarih boyunca olmuştur kaderin bu safhası. Cemiyetin emzirdiği çocuk doktor olur. Sonra bu kişi döner, kanser olan emdiği memeyi keser hekim-i hazık olur. Bünyenin sıhhati için yapmıştır bunu hekim evlat. Gel de sen bunu pragmatist cemiyete anlat.

Bir terzi en güzel kumaşı alır eline. Yatırıverir makasın en keskin yerine. Aslından uzaklaştırır kumaşı. Sonra en nazlı yerine batırır iğnesinin sivri tarafını. Sahibi bir şey söylemez. Teşekkür eder terziye ve de tepki göstermez.

Bir marangoz en narin tomruğu yatırır kesicilerinin altına. Bütün aletleriyle canına okur. Sonra güzel bir eser ortaya koyar. Sahipleri ile güle oynaya aşık atar.

Bir usta için de sevdiğimiz nesne öyledir. Başına gelecekleri bize tek tek anlatıverir. Bir tepki vermeyiz sevdiğimiz nesnenin başına gelenler için. Sonra teşekkürle beraber veririz ücretini beklediğimiz şey için.

Halbuki ...madem hayat, esma-i hüsnânın nukuşunu gösterir. Hayatın başına gelen her şey hasendir. Neden doktorlar böyle üzülüverir? Bence bu canımızın acımasındandır. Diğergamlığı her tarafa uygulamamamızdandır.

Hasta olurken canımız. Doktor bilir sağlığımızın kıymetini. Verir onun iyileşmesi için bütün gayretini. Lakin biz anlamayınca doktorun kudretini. Veryansın ederiz doktora neden bizi iyileştirmedi diye. Halbuki elinden gelenin en iyisini yapmıştır o demde. Lakin hayatın hasta tarafının sadece işçisi ve tespitçisidir o. Bunca gayretinden dolayı en büyük hürmeti ve muhabbeti hak eder. Onu üzenler insanlığa büyük hakaret eder.

Zaman mefhumu da yoktur onun için. Her an işçiliğini yapar ve yaşar hayatın bu arızalı tarafı için.

Onlara da hata yapma özgürlüğü verilmeli. Ama bu özgürlük hayatın sınırlıkları içinde gerçekleşebilmeli.

Onlara yapılan her türlü şiddet ise insanlıktan çıkmaktır. Çünkü onların da yapacakları sınırlıdır. Bence bunu herkes anlamalıdır.

Bir de şu var ki. Onlar da hayatın kendilerine verdiği değeri bilmeli. Çünkü hem arızalı hem de sağlıklı bir hayat iklimindedirler. Halkın içindeki efendilikleri hayatın sağlıklı tarafına tesadüf eder. Hayatın paydaşları arasındaki değerlilikleri de hayatın hastalıklı tarafına rast gelir. Bu nedenle de hastanın nazı biraz da olsa çekiliverir.

Evet onlar özeldir. Bu özellikleri ise hayatın güzelliğinden gelir. Hayat çekilince aradan ne hasta kalır ne doktor. Birbirimizin kıymetini bilmeliyiz ki hayat olmalı aramızdaki en sağlıklı antikor.

Doktorla hasta hem zarftır hem de mazruf. Varlığımız hayatın üzerinde yapılan anlamlı bir tasarruftur. Tasarruf eden de edilende değerlidir. Lakin bu iki nimet hep beraber gelir. Şairin dediği gibi;

Efendimsin cihânda itibârım varsa sendendir

Miyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir.

Şu da var ki matematikte tanım aralığı terimi çok kıymetlidir. Bu nedenle doktorlarımızın tanım aralığı asla kirletilmemelidir. Ne onları değersizleştirerek ne hadlerinden fazla iş yükleyerek ne hakiki tesiri onlardan bekleyerek ne hayatın bu nadide işçilerine şiddeti reva görerek ne de hata yapma özgürlüklerini ellerinden alarak. Onları sadece insan olarak algılamalıyız. Sevgi ve hürmetimizi her türlü madde ve menfaat deli saçmalığından arındırarak sunmalıyız. Bu zor. Ama başarmalıyız. O zaman bütün hak sahiplerine eşitlikçi bir adaletle haklarını vermiş oluruz.

Hekimlerimiz sağlıklı ve mutlu olsunlar. Azıcık da bizim gibi olsunlar. Bu hayatın yükünü beraber çekmeliyiz.

Onlar için en büyük hediye hayatın arızalı tarafını gidermedeki gayretleridir. Bunun da hasta tarafından bilinmesi insanlığın ereğidir.

Canımız değsin doktorların canına. Canlarının hastaların canına değdiği kadar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSIZ 2018-03-18 10:56:04

Ordu Devlet Hastanesi çalışanlarına babam ve Ailem adına teşekkürlerimi iletiyorum hepsinden Allah razı olsun

Avatar
Sibel Çetiner 2018-03-19 00:42:22

Doktorların çok yorulduğunu insan üstü çalıştığını düşünüyorum.Bu sebepten gerçekten ihtiyacımız olunca gidiyoruz ama yinede ilgi görmüyoruz.Çünkü biz gitmesekte biçok kişi gidip sabırlarını tüketmiş oluyor gerçekten hasta olanlarda mağdur oluyor ...Malesef.