Türkiye’nin 2000-2001 ekonomik krizlerine yaklaştığı aylarda, her önümüze çıkan “Dolar ne olur?” diye sorardı.

Bir şeylerin olacağı görülüyordu ama ne boyutta olacağı tahmin edilemiyordu.

Biz o günlerde, ekonomideki sancıların büyük ölçüde “iç sıkıntılardan” kaynaklandığını vurguluyor ve “Maalesef büyük bir ekonomik kriz gelmekte, tedbirinizi ona göre alın!” diyorduk.

Haklı çıkmak istemezdik ama maalesef…

 Öyle bir tablo vardı:

-Millette karşılığı olmayan bir Cumhurbaşkanı,

-Sağlığının bozulmasından dolayı büyük sıkıntılar yaşatılan bir Başbakan,

-28 Şubat darbesinin ürünü olan bir tuhaf koalisyon modeli,

-Toplamda yüzde 10’luk seçmen kitlesinin bile desteğine sahip olmayan “iktidar” ortakları,

-Başsız kalmış bir ülke,

-Mensubu bulundukları hükümete alenen hücum eden bakanlar,

-Hortumlamaya doymayan “kartel medyası”,

-Ülke ekonomisini esir alan IMF’nin baskıları,

 -Bütün bunların olduğu bir vasatta, “sabitlenen” Dolar’ın yay gibi gerilmesi,

-1999 depremlerinin etkileri,

Ve daha birçok faktör, “ekonomik kriz”i haber veriyordu.

Zamanın Cumhurbaşkanı’nın, zamanın Başbakanı’na Anayasa Kitapçığı’nı fırlatması, “krizi” tetikleyince, Dolar feci halde patladı.

Gecelik faizler, artık, yüzde 10 bin mi, yüzde 20 bin mi…

Akla ziyan rakamlara dayandı.

Şimdi…

O dönemlerde yazdıklarımızı hatırlatan bazı okuyucularımız,  “Yakın geleceğe ilişkin tahminlerde bulunmamızı” istiyorlar…

Yani…

Kısaca,

“Dolar, altın, vs. işleri ne olur?..”

Ahkâm kesmek istemem…

Yapabileceğim, “güvenilir uzmanlarla” görüşmek ve eldeki verilerden hareketle bir tahminde bulunmaya çalışmak…

Genel kanaat:

Türkiye, her ne kadar “sıkı bir seçim süreci”nden geçecek olsa da, “içeriden kaynaklanan” bir sıkıntının olduğunu söylemek mantıklı olmaz.

Yok, bütün muhalifler Sayın Abdullah Gül üzerinde birleşecekmiş…

Yok, Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalacakmış…

Ak Parti’nin bir ve iki numaralı kurucuları, ikinci turda karşı karşıya gelecekmiş…

Bunlar, pratiğe geçirilmesi çok zor senaryolar…

 “Erdoğan’dan kurtulmak için, oyunu kime verirsen ver!” veya “Parlamenter sisteme dönmek için kime verirsen ver!” yaklaşımlarıyla yüzde 50’yi aşamazsınız!..

Krizler parlamenter sistemde çıkmıştı, dolayısıyla “Parlamenter sistem krizleri önler” yaklaşımına prim verilemez!..

Ayrıca…

Bu memleketin yüzde 50’den fazlası “maceraya” atılmak istemez!..

Başkanlık Sistemi’nden geriye dönüş, öyle kolay bir iş değil….

Millet yemez!..

Sayın Gül de, “garantiyi almadıkça”  bu saçma sapan topa girmez!..

Böyle bir garantiyi de hiç kimse veremez!..

Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu dinamizmiyle gireceği seçimlerden bundan öncekilere benzer sonuçlar çıkar…

Türkiye’nin başında, 2001-2002 sürecindeki Cumhurbaşkanı ve Başbakan yok.

Böyle bir kavga yok.

Mevcut kabinede ufak tefek çekişmeler olabilir ama bunlar çok mühim değil.

Sayın Bahçeli, AK Parti-MHP ittifakının 2019 sonrasında da devam edeceğini söylüyor…

Partiler arasında “aşk” olmaz elbet, bu iki partinin birlikte hareket etmesi neresinden bakarsanız bakın kaçınılmaz hale gelmişti.

Bu ittifak uzun süre devam edecektir.

Muhalefet liderleri “tabanlarını” diri tutmak için bir şeyler söylerler ama…

Bir siyasi hareket, “milletin bağrından” çıkmıyorsa, gücünü sadece konjonktürel gelişmelerden alıyorsa “hedefe” ulaşamaz.

Aslında “uzun vadeli”  bir “hedefi” de olamaz!..

Sayın Erdoğan’ın uzun vadeli hedefleri vardı ve  milletle beraber yürüdü iktidara, böyle bir güce sahipti.

İstanbul İl Başkanı olduğu yıllarda bile, “geleceğin Başbakanı” olarak bahsediliyordu kendisinden.

Bugünün “belli başlı”  muhalefet genel başkanlarından hangisi, böyle bir hazırlıkla geldi?..

“Kasetle”, “Paraşütle” geldiler ve öylece giderler, kaçınılmaz olarak!..

Siyasette “alternatif” yok yani, kısa ve orta vadede de olabileceğini gösteren emare de yok.

Efendim…

Bunca konuştuktan sonra gelelim, “ekonomi”ye…

Türkiye’nin sıkıntısı “dış konjonktürle” ilgili daha çok.

Kronik sorunları var ama bunlar bugünün meselesi değil.

Sıkıntı, Trump-Putin kavgasının yansımalarından,

“Üçüncü Dünya Savaşı” kabadayılıklarından filan kaynaklanıyor…

 Trump içeride gittikçe sıkışıyor ve ortalığı “ateşe veririm” görüntüsüyle, “zemini tutmaya” çalışıyor!..

Ve tabii yine, “kimyasal silah bahanesi”yle “kabadayılık” yapıyor.

Oyun hep aynı; fırsatı olanlar Wag the Dog (Başkanın Adamları) filmini izlesin…

Kabaca aynı oyun oynanıyor, “Katil Esad”, bu oyunda bir unsur.

Katliam var ama ABD, bu katliamın mesullerinden ve Müslümanların katledilmesi umurlarında değil.

Putin’in de böyle bir derdi yok elbet, baksanıza “Adamı Esad’ın” yaptıklarına!..

Buradan, öyle bildiğimiz mânâda

“Üçüncü Dünya Savaşı” çıkmaz…

 “İlişkilerimiz Soğuk Savaş döneminden çok daha kötü!”

Bunlar lâf, Trump iç kamuoyuna oynuyor.

Bu arada, “Arabistan’ı filan” da yoldukça yoluyor!..

Bazı ülkeler, fillerin tepişmesinden zarar görür.

“Arka Plândaki Büyük Oyuncu” İsrail ise, fırsattan istifade Suriye’nin bir yerlerine ‘daha’ çöker.

Biz asla işgali düşünmeyiz, biz toprakları “sahiplerine” teslim ederiz ama İsrail işgalcidir, yerleşince asla çıkmaz, kanser hücresi gibi yayılır!..

İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi, Sisi’nin Mısır’ı, vs.’nin “Türkiye’ye karşı ittifakı”, Akdeniz doğalgaz kaynaklarının paylaşımı ve Avrupa’ya transferi işlerini iyice ilerletir.

İsrail Arz-ı Mev’ud yolunda “ilerlemeye” devam eder.

Direnen son “kale” olarak Türkiye kalır.

Türkiye’nin güvenlik endişesi ve buna paralel olarak “siyasi istikrar” ihtiyacı gittikçe artar.

Memleketimizin sosyolojisi, “mevcuda” avantaj sağlamaya devam eder.

Çok boyutlu ilişkiler geliştirmek suretiyle “Batı çıpasından” büyük ölçüde kurtulmuş olan Türkiye, bu süreçte yürüyüşünü sürdürür.

Kredi derecelendirme kuruluşlarının veya fırsattan istifade Türkiye’ye “tezgâh kuran” diğer odakların faaliyetleri sonucu fazla etkilemez.

Yatırımcı olsaydım,  orta vadede, “mutedil bir çekilme hareketi” olacakmış gibi hareket ederdim…

“Dolar 4 buçuk, 5’e gider!” diye düşünmez, 3.80’in altını da beklemezdim.

Bir süre evvel, değerlendirmelerine başvurduğumda “Yakın vakitte 4’ü aşarız!” diyen güvenilir uzmanlar, şimdi böyle diyor.

Türkiye’nin ekonomik olarak büyük sıkıntılar içinde olduğu, bu işin “götürülemeyeceği” yönündeki değerlendirmeler,  “maksatlı”.

 “Krizlere karşı en fazla dirençli olan”, “kriz ortamlarıyla mücadelede en fazla deneyim sahibi olan” ülkelerden biri Türkiye.

Çok badireler atlattık.

Bunu da atlatırız Allah’ın izniyle.

Tabii…

“Ayak yorgan dengesi”ni gözetmek de şart.

“Karamsar” değil, “tedbirli” olalım.

Bir de…

“Sosyal medya” paylaşım mekanizmalarına fazla kulak asmayalım!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSIZ 2018-04-13 11:13:08

Yazarımızın kalemine ve gönlüne sağlık çok güzel yazmış tamamen kendisine katılıyorum Allah'ın izniyle bugünler de geçecek dolar Topu topuna yüzden atmamıştır inşAllah kısa zamanda da toparlama var olacaktır sadece bunu fırsata çevirmek isteyen kesimler var herkes olan bitenin farkında