Son dönemlerde dolar ve euro’nun TL karşısında düzenli yükselişi ve bunun üzerinden kara propagandanın başlatılmış olması, 24 Haziran seçimlerinde ekonominin ve buna bağlı olarak vaatlerin ne kadar önemli olduğunu açıkça göstermektedir.

AK Parti’nin, ideolojik olarak görüşü yakın olmayanlardan bile oy almasının en önemli sebebi iktidarları döneminde ekonominin esas gündem olması ve bununla birlikte süre gelen ekonomik istikrarı.

Tablo böyle olunca, birçok aktörün ekonomi üzerinde yeni bir kara propaganda başlatmasının nedeni açık değil mi?

İktidarı zora sokmak ve çok kez milli iradeyi hiçe sayarak düşürmek istemeleri. Bu bağlamda denedikleri birçok yolun ve metodun sonuç vermediğini artık anlamış olmalılar…

Şöyle bir yakın geçmişe bakalım; 2013 yılından beri başlayan ve halen devam eden bu süreçte yaşadığımız Gezi olayları, 17/25 hukuk darbesi, 15 Temmuz darbe girişimi ve kredi derecelendirme kuruluşlarının haksız şekilde yaptıkları kredi notu indirimi ile yapamadıklarını, kur üzerinden denediklerini görüyoruz.

Bunca başarısız alçakça girişimlerden sonra, biliyorlar ki; ancak ekonomi alanında oluşturacakları negatif algı operasyonlarıyla seçmenlerin kafasında soru işaretleri oluşturabilecekler…

Seçim manifestolarında, ekonomik vaatlerin ana gündem maddesi olduğu ve ekonominin güçlü bir vurgu ile ifade edildiği bir dönemde bu sürecin başlatılmış olması oldukça manidar…

Yeni sistemin uygulanacağı bu kritik dönemde kaotik bir ortam oluşturma çabaları, bu karanlık kesimlerin, Erdoğan’ın düşmesi için ellerinde kalan son umutlarından biridir.

Ancak unutmamalıdırlar ki; bu millet 1 asır önce Çanakkale’de bir tas hoşafla günlerce savaşıp bu karanlık odakların dedelerini Anadolu’nun kadim topraklarına geçirmemek için can vermiş bir millettir.

Çok daha yakın tarihte; 2 sene önce, 15 Temmuz hain darbe girişiminde bedenleri ile tankları durdurmuş bir millete dolarla, euro ile operasyon çekmenin açıkçası çok da akıl karı olduğu düşünmüyorum…

Gerçi hoş, eşek hoş laltanda, dolu laftanda ne anlar…

Bu millet görüldüğü üzere her alanda olduğu gibi ekonomi alanında da gerçekleşen bu saldırıları göğüsleyen bir yapıya sahiptir. Bunun en önemli göstergesi Borsa İstanbul’un, hain darbe girişimi sonrasında ilk iş gününde işleme açılmasıdır ve bu yapı daha da güçlenecektir. Türkiye’nin dünyanın ilk on ekonomisinden biri olmasının yolu buradan geçmektedir...

16 yıldır sağlanan istikrar ve güven ortamıyla enflasyon ve faiz oranlarının düşmesi paradan para kazanan pek çok kesimi rahatsız etmesi, çok da derin düşündürmeyi gerektirecek bir husus değil. Özellikle faiz oranlarının düşmesi ve faiz giderlerinin azalmasıyla Ülkedeki yatırım ve sosyal yardımlar için ihtiyaç duyulan kaynağı bulmuş ve bu alandaki hizmetleri katbekat arttırmıştır.

Türkiye bu yeni dönemde bir taraftan döviz kurunun spekülasyonlara araç olmaması ve ithalatın azaltılarak, ihracatın arttırılmasını hedeflenmektedir. Bunun içinde Türkiye’nin dar alanda süren ihracatını daha geniş coğrafyalara yayılmasıyla sağlanacağı görülmektedir.

Bu hafta içi Erdoğan ve Maduro telekonferansla görüşüp, ekonomik anlaşma imzalamaları bu noktada önemli bir gelişmedir…

İlişkilerin ekonomiden ticarete, tarımdan madenciliğe, enerjiden kültür ve eğitime pek çok alanda gelişiyor olmasından memnuniyet duyduklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Venezuela ile 2016 yılında 83 milyon dolar seviyesinde gerçekleşen ticaret hacmimizin 2017 yılında 154 milyon dolara ulaşması olumlu bir gelişmedir. 2018'in ilk 3 ayında ise ticaret hacmimizin yarım milyar doları geçmesinden büyük memnuniyet duydum. İnanıyorum ki bu rakam yıl sonuna kadar 2 milyar doları bulacaktır. Ekonomi bakanlarımızın huzurunda imzalayacağımız Ticaretin Geliştirilmesi Anlaşması ikili ticaretin artırılması bakımından önem taşıyor. Bu anlaşmanın en kısa sürede kapsamının daha da geliştirilerek serbest ticaret anlaşmasına dönüştürülmesini hedefliyoruz…”

Pazar alanı genişledikçe, fırsatlar artacak ve yerel para değer kazanacaktır…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz ayda Global Girişimcilik Kongresi’nde gündeme getirdiği “Borçlanma altınla olsun” önerisini vermiş ve dış ticarette yerel para konusuna işaret etmişti…

Tabi bu hareketlerin sürmesi içinde; 24 Haziran’da hayata geçecek olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile başta da ekonomi kurumlar olmak üzere kurumsal yapıda çok önemli değişiklikler olacaktır. Ekonomide köklü reformların hayata geçeceği bu süreçte, Türkiye ekonomisi de başta cari açık ve TL değerinin sürekli oynaması gibi kronik problemleri kökten çözecek çözümlere kavuşacaktır. Benim düşünceme göre erken seçim olmasında bu değişikliklerin bir an önce uygulanmasıda hesaba katılmıştır.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin en önemli getirilerinden birisi, bürokratik oligarşinin egemenliğinin son bulması olacaktır.

Bu seçim dönemi sonrası 2023 hedefleri doğrultusunda, Türkiye’nin hiç olmadığı kadar hızlı büyüyeceğine inanıyorum. Hiç olmadığı kadar diyorum çünkü geçtiğimiz süreçlerde birer birer pranga kıran Türkiye, artık durmadan koşacaktır…

Yerlisi ve yabancısıyla yatırımcılar, piyasa oyuncuları artık 24 Haziran seçimlerine odaklandı...

Sandıktan çıkacak sonuç, ekonomi için de önemli işaret olacak...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yunus Emre Kurt 2018-05-19 16:26:20

Genç yaşınızda yılların ekonomisti gibi değerlendirmişsiniz. Tespitleriniz çok doğru. Böyle karışık bir dönemde gerçekleri ve oyunları keşke her genç kardeşimiz böyle görse...