Küresel güç dengesi değiştikçe siyasi, askeri, ekonomik, teknolojik, diplomatik ve medyatik çatışmalar şiddetini artırıyor.

ABD Savunma Bakanı Jim Mattis Rusya'nın atılımından dolayı yeni savunma stratejilerinde ana odağın terörden ziyade güç rekabeti olduğunu adeta itiraf etti.

**

Küresel güç dengesini değiştiren en önemli faktörlerden biri de şüphesiz ki Çin’in hayata geçirmeye çalıştığı Tek Kuşak Tek Yol projesidir.

ABD, Soğuk Savaş’ın ardından kurduğu küresel hegemonik gücünü kaybetmemek için bu proje güzergâhında bulunan ülkeleri karıştırma çabası içinde.

İran’ın bu güzergâh içinde olması sebebiyle dış güçlerin dürtmesiyle beraber iç dinamikler harekete geçmiş ve İran bir anda karışmıştı.

Aynı şekilde Katar, Kudüs, Afganistan ve önümüzdeki dönemde muhtemelen Pakistan, Özbekistan, Türkmenistan meseleleri ABD’nin bu proje dışında olması sebebiyle hegemonik gücünü kaybetmemek için çırpınmalarıdır.

**

Küresel ekonomik ve siyasi dengeler yeniden kurulurken ticari ve finansal yapılar da beraberinde değişime uğruyor.

Türkiye öncülüğünde bazı ülkelerin ikili ticari ilişkilerde yerli para birimlerini kullanmaya başlamaları da uluslararası ticarette kullanılan doların tahtını sarsmaya başlayacaktır. Türkiye’nin başlattığı bu atılım yayılmaya başlarsa ABD’nin dolar üzerinden kurduğu hegemonik güç zayıflayacaktır.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasını da yine değişen küresel güç dengesi ve Tek Kuşak Tek yol projesi çerçevesinde düşünmek gerekir.

**

Küresel finans krizi sonrasında Dünya Ticaret Örgütü düzenlemelerinin günümüzün gereksinimlerini karşılayamamasıyla birlikte ekonomik milliyetçilik hızla arttı. Ülkeler tarife ve tarife dışı engeller ile korumacı politikalar uygulamaya başladı.

Çok taraflı ticaret düzeninin yeni pazar açılımları konusunda yetersiz kalmasıyla ülkeler ikili ve bölgesel ticaret anlaşmaları yapmaya yöneldi.

Ülkeler serbest ticaret antlaşmaları ile karşılıklı olarak bu engelleri kaldırarak ticaret hacimlerini geliştirme çalışmaları yürütmeye başladı.

**

Ülkeler arasındaki STA (Serbest Ticaret Anlaşması) ağının genişlemesi ile birçok ülke mal tedarikini STA ortaklarından temin etmeye başladı. Ancak bu ağlarının dışında kalan ülkeler tercihli ticaretin sağladığı imkânlardan mahrum kaldı.

Domino etkisi yaratan bu durum, tüm ülkeleri STA ağları oluşturmaya itti.

**

Güç dengeleri yeniden şekillenirken ticaret haritaları da yeniden çiziliyor.

Bir yandan AB diğer yandan İngiltere yeni serbest ticaret antlaşmaları imzalarken kapsamı genişletme çalışmalarına da devam ediyorlar.

**

Türkiye de boş durmuyor. Türkiye sadece son on beş yılda 21 ülke ile STA imzaladı.

Ancak bunlarla yetinmeyen Türkiye Asya’da Pakistan, Japonya, Endonezya ve Tayland ile Latin Amerika’da Peru, Ekvator, Kolombiya ve MERCOSUR ile Kuzey Amerika’da Meksika ile Afrika’da Sudan, Kamerun, Libya, Katar, Cibuti, Çad, Demokratik Kongo ve Seyşeller ile Avrasya’da Ukrayna, Ortadoğu’da Körfez İş Birliği Konseyi ile müzakerelere devam ediyor.

Bunların yanında Cezayir, Güney Amerika, AKP Ülkeleri (Afrika, Karayip ve Pasifik Ülkeleri), Hindistan, Vietnam, Orta Amerika, ABD ve Kanada ile de müzakere için görüşmeler gerçekleştirdi.

AB’den ayrılma sürecinde olan İngiltere ile kısa vadede mevcut pazara giriş avantajların korunmasına, orta-uzun vadede ise geniş ve kapsamlı bir STA akdedilmesine yönelik görüşmeler sürdürülüyor.

Ekonomik ilişkilerle birlikte artan siyasi ilişkiler küresel güç dengeleri değişirken siyasi ilişkilerimizi de daha istikrarlı bir yapıya kavuşuyor.

**

Vatan savunmasını yurt içinden yurt dışına taşıyan Türkiye gerek bölgesinde gerekse dini, tarihi ve kültürel köklerinin uzandığı tüm coğrafyalarda etkin olmaya başladı.

Bu durum yüz yıl önce Osmanlı’yı kendi aralarına bölüşen küresel güçleri rahatsız ettikçe bizzat kendi askerlerimizin aktif rol aldığı Zeytin Dalı Harekâtı üzerinden Türkiye’ye ders verme çabası içine girdiler.

Taşeron olarak kullandıkları PKK/PYD terör örgütüne her türlü silah ve mühimmat desteğini vermekle kalmayıp stratejik fikirler ve operasyon kabiliyetlerini geliştirici desteklerini de eksik etmiyorlar.

Tüm bu bağlamda düşündüğümüz zaman gerek cephede şehit ve gazi olan gerekse görev yapan Vatan evlatlarına olan borcumuz Türkiye’nin büyümesi için daha gayretli çalışmaktır.

Onlar üzerilerine düşeni layıkıyla yerine getirirken bizim sıcak yataklarımızda rahatlık içinde yatarak ahkâm kesmemiz doğru olmaz.

Çalışmalı, üretmeli, ülkemizin güçlenmesine destek olmalıyız. Belki o zaman Vatan savunması için canlarını feda eden şehitlerimize borcumuzu ödemek için bir nebze olsun bir şeyler yapmış oluruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.