Memleketi beslenme konusunda uyaran, beslenme politikalarını, çevre sorunlarını, biyopolitikayı insanların gündemine sokmayı başaran, hayatı boyunca makam ve mevki için eşik aşındırmayan, hak bellediği yolda yalnız yürüyen bu aydınlık şahsiyet bir bilim ve vicdan insanıdır. Kitaplarıyla zamanın sol ve sağ siyasette birbirleriyle çatışan kesimlerine mücadelelerini halkının sağlığı için vermelerini, öğütlerken bu gençlerin beslenme ve gıda emperyalizmi konusunda bilinçlenmelerine çaba harcıyordu.

“Şartları bize benzeyen memleketlerin meselelerini tanımamız, çağımızın değer ölçüleriyle ileri memleketlerin kendi çıkarlarını sağlama maksadı ile geri kalmış toplumlar üzerinde uyguladıkları çeşitli ekonomik ve sosyal operasyonları öğrenmemiz gerekiyor.” Üstelik sadece birkaç kişinin bilmesi yetmez, “Bilhassa demokratik bir düzene göre yönetilen geri kalmış memleketlerde bu bilginin bir grup insana değil kamuoyuna mal edilmesine ve bütün vatandaşlar tarafından bilinmesine ihtiyaç vardır.”

“Sömürgelerde insan gücü kaynaklarını kontrol altına almak suretiyle, makine güç kaynaklarına el atmaya nazaran çok daha etkili sonuçlar alabilirsiniz. Bunu mümkün kılabilmek için ise, bu insanların kullanmakta oldukları ana besin maddelerini ele geçirmek ve bu maddeleri kendi kendilerine üretme imkânlarını baltalayarak, bunları dışardan ithal eden topluluklar halinde bulundurmak yetmektedir. Hindistan için pirinç ve buğday, Türkiye için buğday veya Güney Amerika ülkeleri için mısırın kontrol altına alınması, bu ülkeleri kıskıvrak bağlayarak istediğiniz şekilde sömürebilmek için yeterlidir. Çünkü temel besin maddelerini azaltıp çoğaltmakla, bu ülkenin insanlarını çalıştırır veya yere serebilirsiniz. Bu kaynaklar elde tutulduktan sonra bu ülkelerin sosyal ve ekonomik düzenlerini de kontrol etmek ve onları zengin veya fakir, aksiyoner veya uslu topluluklar haline getirmek kabildir. Eğer arzu edilirse yiyecek maddelerini ayarlamak suretiyle bu ülkelerde ihtilaller çıkarmak, insanları çatıştırmak veya barıştırmak da mümkündür.”

“Emperyalistler silahla girdikleri ülkelerde bu kadar şümullü ve devamlı çıkarlar sağlayamadıkları için, Neoemperyalizmin, askerler yerine yabancı uzmanlar ve yardım teşekkülleri ile realize edilen sömürme usullerini bugün daha çok kullanmakta ve insanları silahla öldürecek yerde yiyeceklerle yere sermektedirler. Silahlı çatışmanın ismi savaş ve fakat üretim fazlaları ile yönetilen soğuk savaşın ise dostluk ilişkileri olduğu için bu şekil, emperyalist amaçlara daha uyarlı düşmekte ve sömürülen toplumlar sömürüldüklerinin uzun süre farkına varamamaktadırlar.”

Yüzlerce makale, atmışın üzerinde kitap ve sayısız radyo ve konferans konuşması yaptı. Osman Nuri Koçtürk, işçi sağlığı, koruyucu hekimlik, bilinçsiz antibiyotik kullanımı, çevre kirliliği, gibi konularda da yıllarca çalıştı. Usanmadan, ısrarla emperyalistlerin insanlarımıza sürekli tahıl tükettirerek beyinsel yönden geriletmeyi ve bu sayede kendi kültürlerini aşılamayı amaçladıklarını dile getirmiş, çözümün hayvansal gıda tüketmek olduğunu altını çize çize belirtmiştir. Bu olgu ile ilgili de akıllarda kalıcı bir anekdotu dost sohbetlerinde anlattığı vakidir:

“Çocukken köyümüzde bir su birikintisinin içerisinde serinleyen mandaların üzerine basa basa bir taraftan öbür tarafa geçerdik. Biz mandaların üzerinden karşıya geçtiğimizde geriye dönüp bakar, sırtına ilk bastığımız mandanın daha yeni başını yavaş yavaş çevirerek ne oluyor diye bize baktığını görürdük. İşte bitkilerle beslenen mandalar gibi tahılla beslenen insanların intikal kabiliyeti de böyle geri olur. Onun için insanlarımıza tahıl değil et yedirmeliyiz. Ormanın kralı aslan da, en kurnaz hayvan tilki de et yiyendir.”

Hak bildiği yolda yalnız yürüyen bu dosdoğru adam 12 Eylül 1980 darbesinde 62 yaşında gözaltına alındı, işkence gördü. Ömrünü adadığı insanlık, memleket davası Osman Nuri Koçtürk’e yoksunluk, yalnızlık ve son yıllarında da hapis ve işkence olarak geri dönmüştü.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.