Ekonomi uzmanı değilim. Uzun boylu ekonomi okumadım. Ne bankada bir mevduatım, ne borsada hissem, ne yastık altında altınım, ne zula da dövizim var. Alacaklarımla vereceklerim birbirini karşılar. O nedenle bizim gibilerine ne denir bilmem. Bazıları ‘Tuzu kuru’, bazıları ‘Sırtında yumurta küfesi yok’, bazıları ‘kaybedecek bir şeyi yok’ diyebilir. Sadece zaman zaman devletin ‘Borcun varmış’ tebliğleri olmadığı müddetçe mali yönden etkileneceğim bir şey yok.

Afrin Harekatı sonrası Türkiye’ye dönük farklı savaş alanları oluşturulacağı belliydi. Afrin Harekatı öncesi Türkiye’nin sürüklenmek istendiği durumu bu satırlarda farklı zamanlarda yazdık durduk. Sosyal, psikolojik harp unsurlarının bütün aşamaları devreye konuldu. Afrin olmasaydı bugünlerde Türkiye sosyal çalkantıların, toplumsal olayların beklide kanlı bir darbenin tam ortasında olacaktı.

Şunu unutmayın biz bağımsız bağlantısız bir ülke değiliz. Devletin kuruluşundan itibaren uymamız gereken kurallar vardır. Lozan Anlaşması gibi..Şartlı oluşturulan bir ülkeyiz. Üstümüzde hep ağabeylik yapan yapılar vardır. O yapıların direktifleri, olurları ve onayları her konuda gereklidir. Direktifleri dinlemez, olurları almaz ve onayları beklemezseniz ülkede her zaman sıkıntı çekersiniz. Dün çektiklerimiz, bugün yaşadıklarımız, belki yarın yaşayacaklarımız ondandır. Eee.. Böyle mi gidecek? Mahkûm mu olacağız hep? Şu bir gerçektir; hiçbir güç iktidarını bir başkasına altın tepsi içinde devretmez. Onun için mücadele gereklidir. Yüz yıldır yaptığımız bu mücadeledir. Bağımsız, bağlantısız olmak hak etmeyi gerektirir. İrade gerektirir. Bugün yaşadığımız sıkıntıların nedeni kuşkusuz irade almaya kalkmamızla doğru orantılıdır.

Uzmanlık alanım ekonomi olmadığından olup bitenleri uzaktan seyrediyorum. Döviz üzerinden oynanan oyunları gözlüyorum. Döviz kurları konusunda uzun zamandır bir şeylerin olacağı hep ihtimal dahilindeydi. Yani parmaklar tetikteydi. Mazeretler oluşması bekleniyordu. 15 Temmuz öncesi Türkiye’nin yaşadığı olayları unutmayın. Hendek savaşları, terör olayları… Güvensiz bir Türkiye yani. Sonrasında istenilene ulaşılamayınca darbe girişimi. Terör de, toplumsal olaylar da savaşta bir ülke için son değildir. Fakat bir ülkeyi sıkıştırmanın en kesin yolu ekonomisi ile oynamaktır.

İşte bu nokta da ülkeyi yönetenlerin dikkatli olması, uyumaması, bir an bile gaflete düşmemesi gerekir.

Gaflete düşülmüş müdür? Bir anlık uyku haline dalınmış mıdır? Bilmiyorum diyeceğim ama son zamanlarda özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun temasları uyunmadığını, gaflete düşülmediğini gösteriyor. Fakat ekonomi kurmayları konusunda aynı hassasiyeti görmüyorum. Hatta bazı ekonomi kurmaylarının bu olayları tetiklediğini de tahmin ediyorum. Seçime gidilen dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uygulamaya girecek yeni sistem dahilinde sağlam ve güvenilir ekonomi kadrolarını devreye koyması gerekecektir.

AK Parti 16 yıldır ekonomiyi yöneten kadroları uluslar arası dengeleri gözeterek belirledi. Her seçim arifesinde uluslar arası dengeler çerçevesinde kadrolara yön verildi. Ali Babacan’da Mehmet Şimşek’te bu dengeler sonucu geldi. Dikkat edilirse dövizdeki dalgalanmanın bu kadar keskin olacağının ilk işareti de ne gariptir ki Mehmet Şimşek’in açıklamaları ile geldi.

Bugün ekonomide yaşanan döviz hareketlenmesi ve faizlerin artırılması operasyonları uluslar arası dengelerin kendilerine bağlı Türkiye’deki ekonomi kurmay kadrolarının devre dışı bırakılma ihtimaline karşı Türkiye’yi masaya oturtma girişimleridir.

Onun için Recep Tayyip Erdoğan’ın önüne döviz kılıcını gösterip seçim giyotini ile korkutuyorlar. Ellerine imkan geçerse dünden bu yapılara teslim olmaya razı yönetimleri getirmek istiyorlar. Aslında seçim süreci uzun olsaydı işleri çok kolaydı. Ama acil seçim kararı bu oyunu bozdu. Fakat öyle görülüyorlar ki amaçlarına ulaşmak için seçime kadar ellerinden geleni yapacaklar. Ya Recep Tayyip Erdoğan’ı masaya oturtup istediklerini alacaklar, ya da seçime kadar seçimle gönderilmesi için uğraşacaklar. Bugünlerde bazı adamları vasıtası ile ekonomik kriz bahane edilerek seçimin ertelenmesini istemelerinin nedeni daha rahat çalışma imkanı bulma gayretidir.

Fakat şu bir gerçek; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ekonomi kurmaylarını uluslar arası dengelerin oyuncağı ve onların temsilcilerinden değil, daha yerli ve bağımsız bu işten anlayanlardan oluşturmak zorundadır. Çevresine öyle uluslar arası 3-5 irtibatı olduğu bilinen zorlandıklarında her türlü dalavereyi çeviren tiplerden temizlemelidir. Seçim öncesi tekrar Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde göreve getireceği başta ekonomi kurmayları olmak üzere millete güven verecek Başkan Yardımcıları ve Bakanları ile danışman kadrosunu kamuoyu ile paylaşması büyük fayda sağlayacaktır. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Sisteminde Cumhurbaşkanı’nın tek adam değil bir kadro hareketi olduğunun gösterilmesi gerekmektedir.

Cuma’nın hayrı üzerinize olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.